RÖPORTAJLAR
11 Kasım 2014 Salı

Çare kooperatifleşme!

İzmir'in bir ilçesinden dünyaya model olacak bir kooperatifçilik başarısı yakalayan Tire Süt Kooperatifi Başkanı Mahmut Eskiyörük, Türkiye'nin tarım ve hayvancılığı geliştirmesinin anahtarının kooperatifçilik olduğuna inanıyor. Kooperatifçiliğin ortadan kalkması halinde üreticinin bankalar ve yerli tefecilerle baş başa kalacağını belirten Eskiyörük, "Kalıcı toplumsal barışın ve ekonomik kalkınma kooperatifçilik ile mümkün" diyor.

Çare kooperatifleşme!

Sinan DOĞAN/EGEDESONSÖZ - Uzun yıllardır ülkemizde kooperatifler kan kaybediyor. En köklü kooperatifler bile serbest piyasanın acımasız çarklarında ayakta durmakta güçlük çekiyor. Ancak Tire'de süt üreticilerinin kooperatifi, bu kadar zor koşullara rağmen yerel kalkınma modeli ile Türkiye'ye, hatta dünyaya örnek olmayı başardı. Bu başarının sırrını Tire Süt Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı ve İzmir Tarım Grubu Başkanı Mahmut Eskiyörük ile konuştuk.



--Siz hem Türkiye'ye model olmuş bir kooperatifin hem de İzmir'de tarımın önemli bileşenlerini bir araya getiren Tarım Grubu'nun başkanısınız. Size göre ülkemizde tarım ve hayvancılık ne durumda?
Türkiye tarımın önemini anlamakta geç kaldı. Tarım ve hayvancılığın önemi son yıllarda anlaşıldı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı özellikle hayvancılığa büyük kaynak aktardı. Fakat kaynaklar maalesef yanlış kullanıldı. Örneğin büyük çiftlikler kurulması için sıfır faizli banka kredileri verildi. Eğer bu kaynaklar küçük aile işletmelerine harcansaydı hayvancılık daha iyi konumda olurdu. Türkiye nüfusunun 3 katını doyuracak tarım, iki katını doyuracak hayvan potansiyeline sahip olan Türkiye halen tarım ve hayvan ürünleri ithal ediyor. Bu kadar desteğe rağmen ihracat yapan ülke olamadık. Demek ki izlenen yol doğru değildi.


ÇARE KOOPERATİFÇİLİKTE
--Peki Avrupa'da küçücük ülkeler tarımda, hayvancılıkta nasıl başarılı olabiliyor?
Hollanda, Danimarka, Kanada gibi tarım ve hayvancılıkta ileri ülkelerde kooperatifleşme oranı yüzde 80-90’lar düzeyinde. Ülkemizde ise bu rakam yüzde 13'te. Tarımda yapısal sorunların giderilememesinin nedeni kooperatifleşme düzeyimizin düşük olmasında. Tarımda, hayvancılıkta kayıtdışılık var. Halen ne kadar ürün ürettiğimizi bilmiyoruz. Bu nedenle üretimi planlayamıyoruz. Rastgele üretim yapıyoruz. Bazı dönemler üretimde fazlalık, bazen eksiklik olduğu için fiyat istikrarı yakalanamıyor. Gıda güvenliğini kooperatif olmadan sağlayamazsınız. Biz sütü yerinde kontrol ederek alıyoruz. Yerinde kontrol edilmeyen sütlerle ihracat yapamazsınız. Asıl önemlisi kooperatifler toplumsal barışın anahtarıdır. Geçtiğimiz günlerde Ermenek’te büyük acı yaşadık. 18 maden işçisi toprağın altında kaldı. Bu insanlarımız köyden kente göç eden insanlar. Ekonomik ve sosyal yaşamları iyi olsaydı yaşadıkları yerleri terk etmezlerdi.

--Kooperatifleri güçlendirmenin yolu nedir?
Kooperatifçiliği Avrupa düzeyine getirmek için kültür ve eğitim önemli. Ama herşeyden önemli olan devlet desteği. Önce devletin kooperatiflere inanması lazım. Bakanlık süte 5 kuruş destek veriyor. Sütünü kooperatif aracılığı ile satanlara 10 kuruş prim verse kooperatifler güçlenir. Maalesef Türkiye'de birileri 'küçük üreticiler ile bir yere varamayız, dünya ile yarışamayız' diye ölçek ekonomisini savundu. Bu vahşi kapitalizm zihniyeti ile ülkenin temelini sarsarsınız. Kentleri tıkarsınız. İzmir’in sorununu çözmek için Kiraz'ın en uzak köyünde işe başlamanız gerekiyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki sancıları hepimiz biliyoruz. Kalıcı toplumsal barış için önce insanların işini, aşını iyileştirmemiz lazım. Bu da kooperatifleşme ile olur.
'SEN KOMÜNİST MİSİN DEDİLER'
--Siz her fırsatta kooperatiflerin önemini vurguluyorsunuz. Bu söyleminiz nasıl karşılık buluyor?
Ne yazık ki kooperatifçiliğe öcü gibi bakılıyor. Kooperatif deyince bana 'sen komünist misin?' dediler. Ne alakası var. Bugün en gelişmiş Avrupa ülkelerinde kooperatifler çok güçlü. Örgütlenme dedik, örgütlü toplum olmadan doğru politikalar belirlenemez dedik. 'Sen anarşist misin?' dediler. Küçük aile işletmelerini savununca beni ilkellikle suçladılar. Ama ne oldu? Birleşmiş Milletler Gıda Örgütü geçen yılı kooperatifçilik, bu yılı da küçük aile işletmeciliği yılı ilan etti.

--Bu kadar olumsuz gelişmeye rağmen Tire Süt Kooperatifi başarıyı nasıl yakaladı?
Bugünkü sistemde, kayıtdışılık ve haksız rekabet ortamında kooperatifçiliğin gelişmesi çok zor. Bir şekilde destek gerekiyor. Bu desteklemenin örneğini İzmir’de yaşadık. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tire'den süt almaya başladı. Böylece 10 yılda Türkiye'nin süt üretimi yüzde 70 artarken, Tire'de yüzde 440 arttı. Büyükşehir Bayındır'dan çiçek aldı. İlçe kalkındı. Ödemiş Bademli Kooperatifi fidan ihraç eden bir kooperatif oldu. Bizim kooperatifimizde ben göreve geldiğimde 11 kişi çalışıyordu. Şu an 270 kişi çalışıyor. Demek ki kooperatifler desteklenirse hem ekonomik kalkınma hem toplumsal barış sağlanıyor. 


'BÖLGESEL GÜÇ OLDUK'
--Tire Süt Kooperatifi bugün hangi konumu ulaştı?
Biz 1850 ortağımızdan günde 180 ton süt alıyoruz. 63 köyde alım merkezimiz var. Sadece Tire'yi değil Küçük Menderes'i kucaklayacak, bölgenin sütünü toplayacak güce ulaştık. Birleşmiş Milletler Gıda Örgütü bizi örnek kooperatif seçti. Biz üreticiyi koruyoruz. Hayvan yeminden ortağımızın ev ihtiyaçlarına kadar üretim maliyetlerini düşürüyoruz. Sütün kalitesini geliştirmek için her köye soğutma tankı kurduk. Süt fiyatlarını yukarı çektik. Sütü mamul hale getirdik. Erkek danaları kesip et ürünleri ile raflara girdik. Tire Süt Kooperatifi marka oldu. Üretici ile tükeciyi doğrudan buluşturduk. Tüketici bizim ürünümüzü aldığı zaman aracının değil, eli nasırlı üreticinin ürününü alıyor.

--Yeni projeleriniz var mı?
Büyükşehir ile beraber yeni bir yapılanma içindeyiz. Her ilçede kooperatifçiliği geliştirmek istiyoruz. Köy bazlı değil ilçe bazlı bir kooperatifçiliğe ihtiyaç var. Şimdi ihracata yönelmeyi amaçlıyoruz. Adnan Menderes Havalimanı'ndan sadece yolcu uçakları değil, bir o kadar da kargo uçakları kalksın istiyoruz. Çiftçi ile tüketiciyi Çiftçim Market kanalıyla buluşturduk. Bu marketimizde sadece kooperatif ürünleri satılıyor. Talep çok. Tüketici kooperatif ürününe güven duyuyor. Türkiye’de hala ciddi oranda sokak sütü satılıyor. Çiğ süt aslında doğru süt ama kontrollü alınırsa en sağlıklı süt. Bugün sokak sütü çok riskli. Biz hastalıktan ari çiftliklerimizden elde ettiğimiz çiğ sütü markamızla, ambalajımızla İzmir halkı ile buluşturacağız. Hatta ambalaja hangi çiftlikte üretildiğini bile yazacağız. Alo Süt projemiz var. Bu projeyi üniversite son sınıfta beklemeli öğrencilerle yapacağız. Öğrenciler sabahleyin 50 eve süt dağıtıp günlük 30 lira gelir elde edecek. Ailelerine yük olmayacaklar. 'Bizim Çiftlik' adını taşıyan organize hayvancılık projemiz var. 3-5 hayvanı olan insanların site şeklinde barınaklarda hayvancılık yapmasını planlıyoruz. Bakanlıktan yer istedik. Maalesef verilmedi.

 
'KONYA'DAN SÜT ALINMASINA ÜZÜLDÜM'
--İzmir Büyükşehir Belediyesi ile birlikte başlattığınız okul sütü projesi Türkiye'ye örnek oldu. Belediyelerden istekleriniz var mı?
Okul Sütü’nden sonra Süt Kuzusu projesi de çok ilgi gördü. Büyükşehir Belediyesi adına okul öncesi yaşta çocuğu olan 125 bin aileye süt dağıtıyoruz. Keşke Türkiye'deki diğer belediye başkanları da spora, park ve bahçelere harcadıkları kaynağın bir bölümünü süte harcasa. Sütün üzerinden siyaset olmaz. Bizim geliştirdiğimiz projeye CHP’nin projesi gibi bakılmamalı. Tire Süt Kooperatifi farklı görüşte üreticilerin biraraya geldiği bir çatı. Farklı görüşte insanlar tek bir amaç uğruna tek yumruk oldu. Menderes Belediyesi de süt dağıtmaya başlamış. Çok sevindim. Ama sonra sütün Konya'dan getirildiğini duyunca üzüldüm. İzmir sütün merkezindeyken, Konya’dan alınmasını yadırgadım. İlla Tire’den almaları gerekmiyor. Fakat İzmirli üreticilerden almalılar. Büyükşehir Belediyesi’nin tarımla ilgili yerelde kalkınma modelini tüm belediyeler örnek almalı ve uygulamalı.

'SİYASETLE İŞİM YOK'
--Bu başarıda sizin rolünüz nedir?
Bana bu başarıyı nasıl sağladığımızı soruyorlar. Ben her şeyden önce üreticilerden biriyim. Onların içinde yaşıyorum. Birbirimizi çok iyi anlıyoruz. İşime hiçbir zaman siyaset bulaştırmadım.

--Aklınızda siyaset var mı?
Siyaseti düşünmüyorum. Kafamda siyaset olsaydı bu başarıyı sağlayamazdım. Benim siyasetle işim yok. Ortakların bana verdiği görevi en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum. Öte yandan keşke siyasetçiler uygulayacakları politikaları bize anlatsalar. Dünyanın bir ucundan bize gelip fikir soruyorlar ama ülkemizde bir siyasetçi gelip de bizden fikir almadı. Buna çok üzülüyorum.

--Süt üreticileri uzun zamandır fiyatlardan şikayetçi değil. Hakikaten fiyatlar iyi seviyede mi?
Şu an süt fiyatları uzun yıllardır ilk defa istediğimiz seviyeye geldi. AB ülkelerinde üretici bir kilo süt ile 1.5 kilogram yem alabiliyor. Biz yemin sütten pahalı olduğu dönemleri yaşadık. 2009'da binlerce hayvan kesildi. İthalata mahkum kaldık. Şimdi süt de yem fiyatı da tatmin edici. Sütün litresini 1.20-1.30 liraya alıyoruz. Yem de 90-95 kuruş civarında. Bu denge sağlandı ama çiftçinin cebinde para yok. Kötü zamanlarda o kadar çok borçlandı ki kazandığı para tamamen bankalara gidiyor. Biz de Don Kişot gibi bunlara karşı mücadele veriyoruz. Ama devlet desteği olmadan mücadele edemeyiz.


ÜRETİCİ TEFECİNİN AĞINDA
--Süt fiyatlarının iyi olması yeterli değil mi?
Hayır, şu an aldığımız sütü artırmak istiyoruz. Ama yapamıyoruz. Çünkü rekabet edemiyoruz. Haksız rekabet ile karşı karşıyayız. Biz 2 milyon lira yatırımla soğutma tankları kurduk. Üreticimiz sütünü toplama merkezine omzunda taşıyarak ya da arabasıyla getiriyor. Süt 10-15 dakika içinde kalite kaybına uğramadan tanklara alınıyor. Bunun ciddi maliyeti var. En büyük sorunlarımızdan biri de tefecilik. Ekonomik sıkıntı altında olan ortaklarımız avans diye büyük paralar verilerek borçlandırılıyor. Üreticiye boş senet imzalatıyorlar. Bunu yapanlar da süt tüccarları. Tefecilik yapılıyor. Sütün de yemin de fiyatını onlar belirliyor. Bu uygulama giderek artıyor. Son bir yılda 200 ortağımız bizi terketti. Bölgemiz büyük tehlike altında. Benim ortağım büyük emekle sütünü toplama merkezine getiriyor. En doğru sütü tüketiciyle buluşturuyorum. Bunun karşılığında sadece 'aferin' alıyorum. Karşımızdakiler kapıdan süt topluyor. Antibiyotikli, kontrolsüz sütleri satıyorlar. Bu koşullarda nasıl rekabet edebilirim? Devlet bir an önce bu konuya el atmalı.

--Son dönemde et fiyatları artınca yeniden ithalat gündeme geldi. Gerçekten hayvan ithalatına ihtiyaç var mı?
Bu bir oyun. Aynı oyun pamukçuluğumuza oynandı. Türkiye pamukta en büyük pazar şu an. 2009 yılında hayvanlarımız telef olurken seyirci kalındı. 300 milyon dolarlık süt tozunu piyasadan çekip Somali'ye gönderseydik, krizin yaşandığı 2010-2013 yılları arasında 3 milyar dolarlık hayvan ithal etmek zorunda kalmazdık. Hem hayvanlar kesilmez hem de 2.7 milyar dolar cebimizde kalırdı. Dünya da bizi alkışlardı.

'İTHALATI DEĞİL İHRACATI KONUŞALIM'
--Ancak kısa süre önce büyük çiftliklere hayvan ithalatı imkanı verildi.
Avrupa ülkelerinin elinde fazlalık var. Dünyada pazar arıyorlar. Geçen yıl da Kurban Bayramı'nda hayvan yetmeyecek diye lobi yapmışlardı. Bakanımız duruşunu gösterdi. Ve hayvan sıkıntısı yaşanmadı. Bu yıl da ithalata haklılık kazandırmak için et fiyatları yükseltildi. Yine ithalata izin verilmeyince bayramda çok hayvan arttı. Şu an Türkiye'nin hayvan ithalatına ihtiyacı yok. Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği'ne kayıtlı 8.5 milyon, toplamda ise 15 milyon sığır var. Bu rakam katlamalı büyüyor. İki yıl kendi elimizdeki hayvan varlığını koruyabilirsek, Türkiye hayvan ihraç eden bir ülke olur. Ama 3 ay kriz yaşanınca bütün yapılanlar yıkılıyor. Bu konuda çok dikkat edilmeli. Bir kere Türkiye ithalattan bahsetmemeli. Tarım ve hayvancılık ülkesiyiz diyoruz. Hala ithalat yapıyorsak bu Türkiye'nin ayıbı. Bizim artık ihracattan bahsetmemiz gerekiyor. 


'DÜNYAYA KAFA TUTARIZ'
--Son aylarda Rusya'ya ihracat fırsatı yeni bir umut oldu. Süt sektörünü neler bekliyor?
Avrupa'da süt üretimi üzerindeki kotalar kaldırılıyor. Birkaç yıl içinde orada süt üretimi artacak. Avrupalı üretici ile bizim rekabet etmemiz mümkün değil. Neredeyse bizim yarı fiyatımıza üretim yapıyorlar. Kotalar kalkarsa dış pazarlarımızı Avrupalılar elimizden alır. Avrupalı sütünü 80 kuruşa satsa para kazanır. İhracat yapamazsak da mevcut sütü Türkiye kaldıramaz. İç tüketimi ve ihracatı artıramazsak, üretimi artırmak tehlikeli hale gelir. Bu konuda iyi bir planlama yapmak zorundayız.

--Bitirirken, sizce Türkiye'yi tarım ve hayvancılıkta nasıl bir gelecek bekliyor?

Türkiye’nin geleceğinden umutluyum. Topraklarımız çok zengin. Doğru politikalar uygulanırsa, Türkiye dünyaya kafa tutar.

 
Kentin geleceğinde biz de söz istiyoruz!
 
Biat edecek il başkanı arıyorlar!
YORUMLAR
Toplam 2 yorum var, 2 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Hikmet Reşit Akçaylı 29 Eylül 2016 Perşembe 23:43

Mahmut Eskiyörük beyefendi kooperatifleşme konusunda az bile söylemiş. Kendisini kutluyorum. Mahmut Bey gibi insanlara ihtiyacımız var.Devletin; Sayın Mahmut Eskiyörük'e altın madalya takarak mükâfatlan-dırması gerekir. Üreticimiz; bir avuç aracıya, tefeciye çalışıyor. Kalkınma; düzen değişikliği demektir. Kalkınabilmek için bu düzeni değiştirmek zorundayız.

Yorumu oyla      9      2  
11 Kasım 2014 Salı 15:22

"tire süt" konya torku gibi ulusal bir marka olmalıdır. ibb yardımcı olmalıdır. süt alıp dağıtmakla bu işler olmaz. reklam yok, birşey yok.

Yorumu oyla      14      2  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Kentin geleceğinde biz de söz istiyoruz!
TÜGİAD Ege’nin Başkanı Musa Turan yeni dönemi anlattı, önemli mesajlar verdi.
İnşaat sektörü durmaz!
İnşaat sektörü ve kentsel dönüşüm ile ilgili İzmir'in beklentilerini Müteahhitler ...
İzmir Limanı'na bilimsel bakış!
Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi Danışmanı Dr. Ersel Zafer Oral, İzmir’deki ...
 
Hollandalılar'ın gözü Ege'de!
Türkiye'ye en çok yatırım yapan ülke olan Hollanda, 2015'te de yatırımlarını ...
Ortadoğu’ya bilimsel bakış
A'dan Z'ye Ortadoğu... Gönül Soyoğul sordu, Prof. Dr. Aylin Güney yanıtladı...
Kalkınma Ankara'dan olmaz
Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar Egedesonsöz’e ...
 
Buca’nın gönlü rahat olsun, kenti emin ellerde
Gönül Soyoğul sordu, Buca'nın genç Başkanı Levent Piriştina yaşamını, ...
Soma, acısını tam kavrayabilmiş değil…
ÇHD Başkanı Selçuk Kozağaçlı, faciayı, facianın gölgesindeki Soma'yı ve ...
Bakanlığın hazırladığı taslak, avukatlığı bitirir!
İdam cezasından twitter yasağına, Pekdaş’ın Konak adaylığından yeni avukatlık ...
 
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Kelle Paça, 5Geyik, enformasyon, dezenformasyon
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
‘Evinizin sınırlarını kapatın!’
Kemal ARI
Kemal ARI
Tarihe not düşelim, camiler yine kapalı!
Aylin AKDOĞAN
Aylin AKDOĞAN
İzmir-İN
Erkan SEVİNÇ
Erkan SEVİNÇ
Siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz?
Metin ÖNEY
Metin ÖNEY
Korona'nın sonuçları
Cumhur BULUT
Cumhur BULUT
Mutasyon
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Neler oluyor?
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Turizmde sezon başlamadan bitti
Neşe ÖNEN
Neşe ÖNEN
Amerika’dan Koronavirüs günlüğü-2/Morale ihtiyacımız var 
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva