Terör örgütünün kuruluş günü ve AKP Paşası Apo’’nun yeni misafirhanesinin, eskisinden iki metrekare daha küçük olması sebebiyle, dört gündür Türkiye yangın yeri gibi.’¶ Belediye otobüsleri yakılıyor, dükkanlara saldırılıyor, otomobiller tahrip ediliyor, Polis Karakollarına Molotof kokteylleri ile saldırılıyor, PKK bayrakları ve Apo posterleri her yerde.
Hükümet’’ten tık yok.
Sanki bütün bu eylemler yasal ve önceden izin alınmış demokratik tepkiler.
Bu ülkenin namuslu, saygın, geçimini helal olarak kazanan insanları hayretle ve kahrolarak bu rezilliği seyrediyorlar.
Peki, sadece Apo’’nun yerinin iki metrekare küçük olduğu için bu ülkeye milyarlarca lira zarar veren bu eşkıya takımı, teorisyenlerinin hazırladığı ’“Açılım’” talepleri olmazsa ne yaparlar?Ne istiyor bunlar?
Terör örgütü başkanının hükümete verdiği ’“Yol Haritasında’” neler var?
Tüm bu olayları görmezden gelip, milletin ordusunun komutanlarını, demokrasi kalkanı arkasına sığınıp hapse attırmaya çalışanların, örgütün taleplerine nereye kadar direnebilecekleri merak konusu.
Neleri verecekler?Örtüleri kaldırıp, gerçekleri beraberce görelim.
Neler istiyorlar, Yol haritası ne?
*Anayasal Değişiklikler, Başlangıç Kısmı;
Vatandaşlık; Etnik bir kimlik olan ’“Türk’” ifadesini temel alan vatandaşlık tanımı, toplumun çeşitli kesimlerini dışarıda bırakmış ve ’“kapsayıcı’” olmaktan ziyade ’“dışlayıcı’” olma özelliği öne çıkmıştır. Bugün bu vatandaşlık anlayışı, toplumsal istikrarın temin edilmesinin önündeki en büyük engellerden biridir.
Türkçesi; Anayasa’’nın vatandaşlık bölümündeki TÜRK kelimesini kaldır, kaldırmazsan terör devam eder.
Kültürel Haklar; Kültürel hakların başında ANADİLDE EĞİTİM gelir. Demokratik bir anayasa, herkesin anadilde eğitim hakkına sahip bulunduğunu hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık bir şekilde kayıt altına almalıdır. Bu hak tüm öğretim sürecini kapsar.
Türkçesi; İlkokuldan itibaren, üniversite bitinceye kadar KÜRTÇE eğitime izin ver. Vermezsen terör devam eder.
Siyasal Katılım; Seçim barajının tamamen kaldırılması, demokratik siyasal katılım için en doğru seçenektir.
Türkçesi; Seçim barajını tamamen kaldır, % 1 oy alan parti bile TBMM’’ye girsin. Meclis kilitlenirse kilitlensin. Yoksa terör devam eder.
Yerel Yönetimlerin Güçlendirilmesi; Yerel Yönetimlerin kolluk, sağlık ve merkezi yönetimden ayrı, kendi başına hizmetlere yetecek mali yapıya sahip olmaları gerekmektedir.
Türkçesi; Kendi güvenlik güçlerimi oluşturayım. Sağlık hizmetlerimi kendim vereyim. Vergi toplayarak kendi hizmetimi kendim yapayım. Yani Federasyon olayım.
Koruculuk Sistemine yasal bir düzenleme ile son verilmelidir.
Türkçesi; Terörle mücadelede, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yanında yer alan ve terör örgütüne karşı kahramanca savaşan ’“korucuları’” yalnız bırak, biz onların hakkından geliriz.
Diyarbakır Cezaevini ’“İnsan Hakları Müzesine Dönüştürün’”
Türkçesi; PKK olarak, bizim katlettiğimiz, bir yaşındaki bebelerden, 75 yaşındaki dedelere ve hamile kadınlara kadar işlediğimiz cinayetleri unutturmak için, Diyarbakır Cezaevinde yapılan kötü muameleyi öne çıkarın ki, bizim ne olduğumuz unutulsun.
İfade Özgürlüğü- Kürtçe Adlar- Soyadı Kanunu- Köy Adları- Harf Sorunu- Kürdoloji Enstitüsü ve Kürt Dili Edebiyatı ve Ana Bilim Dalı- TRT Kanunu- Siyasi Partiler Kanunu- Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun- İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkındaki Kanun.
Türkçesi; Bu kanunları benim istediğim gibi değiştir ki, ileride bölünmenin başlangıcı olsun.
İşte bu olayın özü budur. Bunlar, ilerideki bölünmenin temelini şimdiden atmak istiyorlar. Apo’’nu misafirhanesini 100 metrekareye çıkarsan, bir yüzme havuzu bir de sauna yapsan problem çözülecek mi?
Bu kalkışmalar duracak mı?
Güneydoğunun fakirlik, yoksulluk, işsizlik problemi çözülecek mi?
Köle yerine konan kadının kaderi değişecek mi?
Topraksız köylüye toprak mı verilecek?
Bölgenin gerçek dertlerini hiç PKK ve Siyasi uzantısı DTP’’nin ağzından duydunuz mu?Duyamazsınız. Dün Ahmet Türk’’ü dinlediniz. Neler dedi:
’“A.Öcalan muhatap alınmalıdır, o rahat etmezse sokak olayları durmaz’”, söylediği bu.
Yarın diyeceği ise şu; ’“A.Öcalan serbest bırakılmazsa, sokak olayları durmaz.’”
Çünkü Mahmur kampı vasıtasıyla profesyonel katiller ve propaganda uzmanları, bol miktarda ülkeye gelecek ve serbest bırakılacaklar. Tarih boyunca bu böyle oldu. Bu bölgede yaşayan vatandaşlarımızın büyük bir çoğunluğu hep Türk Milleti ile beraber oldu. Ne zaman ki Devlet zaafa düştü, yönetenler, ya cehalet ya ihanet tuzağına düştü, bunlardan bazıları dedeleri gibi baş kaldırdı.
Şimdi söz sırası, Başbakan Erdoğan’’da.
Kendisine dayatılan dış destekli baskılara ve ’“Kürtçü danışmanlarının’” dayatmalarına ne kadar karşı koyacak hep beraber göreceğiz.
Bakalım Sayın Başbakan, ABD, AB, içteki Kürtçüler vasıtasıyla atıldığı ’“ KÜRTÇÜLÜK KUYUSUNDAN’” çıkabilecek mi?
Yoksa tüm ülkeyi bu çirkef kuyusuna mı çekecek?
Sayın Başbakan’’a, siyasette kendisinden çok daha tecrübeli bir büyüğü olarak tavsiyem şudur;
’“EĞER DÜŞÜRÜLDÜĞÜN KUYUDAN ÇIKAMIYORSAN, KUYU DERİN DEĞİL, İP KISADIR’” O zaman ipini değiştir.
Tutman ve sarılman gereken ip, Atatürk’’ün kurduğu Laik Cumhuriyettir.
Devletin kurumlarına güvenmektir.
Çağdaşlıktır.
’“Ne Mutlu Türküm Diyene’” sözünü, göğsünü gere gere haykırabilmektir.
Bir defa dene, bak nasıl rahatlayacaksın.