30 Mayıs sabahından bu yana sokakların her sözünün altında insan, iktidarın her sözünün altında ise para var!
Özgür ve yeşil bir yaşam isteyen her vatandaşı terörist ilan eden zihniyetin barışa bakışıyla da tanışmış olduk! Muktedirin eşit ve demokratik bir hayatın asli gereği olan barışı savunanlara nasıl bir nutuk tutulmaması yaşattığını gördük 'tarihi hafta sonunda'…
İçi bomboş, başlı başına facia Demokratikleşme Paketi'nde olduğu gibi benzer bir 'lansman'la Diyarbakır'a giden Başbakan Erdoğan, Kuzey Irak'ın fosil enerjisi için hangi fosil hesabın-kitabın ve anlaşmanın yapıldığını, ne tür bir uzlaşının sağlandığını bilmediğimiz Barzani'yi ağırladı. Kürtlerin gönlü 'daha dün' cihat çetelerinin katliamına direnen Rojava hakkında anlaşılmaz yorumlar yapan, rüşvet zengini, burjuvazi ekürisi Barzani'yle alındı.
Özgür ve yeşil bir yaşam isteyen her vatandaşı terörist ilan eden zihniyetin barışa bakışıyla da tanışmış olduk! Muktedirin eşit ve demokratik bir hayatın asli gereği olan barışı savunanlara nasıl bir nutuk tutulmaması yaşattığını gördük 'tarihi hafta sonunda'…
İçi bomboş, başlı başına facia Demokratikleşme Paketi'nde olduğu gibi benzer bir 'lansman'la Diyarbakır'a giden Başbakan Erdoğan, Kuzey Irak'ın fosil enerjisi için hangi fosil hesabın-kitabın ve anlaşmanın yapıldığını, ne tür bir uzlaşının sağlandığını bilmediğimiz Barzani'yi ağırladı. Kürtlerin gönlü 'daha dün' cihat çetelerinin katliamına direnen Rojava hakkında anlaşılmaz yorumlar yapan, rüşvet zengini, burjuvazi ekürisi Barzani'yle alındı.
38 yıl sonra ülkeye dönen Şivan Perver, Başbakan'a minnetini abarta abarta, Ankara'nın ne sağına ne soluna yaranabilmiş çünkü her hükümete eğilmiş yeri gelmiş mafya babalarına bile türküler çığırmış İbrahim Tatlıses'le barış düeti yaptı.
Emine Erdoğan ağladı… Megri'yle… Dersimli Zeki'ye yakılan türküyle… Gözyaşları boşa akmasın, hatırlatalım, hala içi kemik dolu mağaralar var o topraklarda… Sadece bir DNA tetkiki, bir de cenaze töreni isteyen insanlar… Belki 'Bey'ine hatırlatıverir.
Nikah kıyıldı… 400 çifte mutlu bir hayat için, 4 çocuk isteyen bir Başbakan, eşlerini döven hatta onlara kurşun sıktırmaktan 'zanlı' Tatlıses şahitlik etti. Şahitlik repliğine bir de temenni ekleyen Leyla Zana'ya sorduk ekran başında: Gerçekten onurlu bir barışa çıkıyor mu bu yol?
Zirveye o sözler çıktı: Dağdakiler inecek, cezaeviler boşalacak… Türk hukuk sisteminde yeni bir devrimle tanışmış olduk… Rehine sistemi… Cezaevlerinde dağdakiler dağda olduğu için tutulan insanlar mı var?
Bu yolda 'egemen' medyanın manşetleriyle ayrı-gayrı düşmek benim ayıbım olsun ama bu 'tarihi' hafta sonundan bana kalan şu dur ki hükümet 1 yıldır attığı her adım barışa destek değil köstek olmaktan öteye gidemiyor. Sanki silahların susması eşit, özgür ve demokratik bir ülkenin değil sandıkların güçlenmesinin, cüzdanların dolmasının zemini bu yakada… Bu da öyle bir hafta sonuydu… Onurlu bir barışı savunanların eline bomba, ısrarla karşı duranlarına eline koz olarak kaldı, o kadar…
Ama tabiî ki 'egemen' medyayla hem fikir olduğum bir nokta var. Niteleme tam 12'den, 'tarihi'ydi bu hafta sonu gerçekten! 2 haykırış var ki kayıtlara geçmezse tarihin ayıbı olur!
Diyarbakır muktedirin barış nidalarıyla inlerken, Diyarbakır ve Okmeydanı sokaklarından iki haykırış…
Barış pankartıyla yürürken kurşunlanan - pardon havaya atılan kurşuna isabet olan - 18 yaşındaki Medeni'nin annesi Fahriye Yıldırım:
Çocuğumun katili sizsiniz… Oğlumun katilini ortaya çıkarın!
Senin vicdanın sadece Esma için mi sızlıyor? Senin rüyana sadece Esma mı giriyor? Medeni'yi unuttun mu? Benim de Esmam öldü. Sadece Esma'yı öldürenler keskin nişancı değildi. Benim oğlumu öldürenler, seninkiler de keskin nişancıydı…
Benim oğluma Gezi Parkı'nda kahraman diyorlar. O benim şehidimdir. 5 ay oldu savcıların, polisin nerede? Niye benim oğlumun katilini bulmuyorsun? Ben oğlumun katilini istiyorum. Ben Barzani'yi tanımam. Sen onu alıp buraya getiriyorsun, siyaset yapıyorsun. Önce benim oğlumun katilini bul, sonra gel!
Diyarbakır'da bayram yapan devlet aynı gün, aynı saatte polisin 5 aydır derin bir uykuya soktuğu, uyurken de terörist ilan ettiği 14 yaşındaki Berkin Elvan'a destek için Çağlayan yoluna düşenlere gaz yağdırırken bir başka 'Ah be çocuk'… Arkadaşı için ağlıyor:
Katiller! Berkin ölmeyecek!
Emine Erdoğan ağladı… Megri'yle… Dersimli Zeki'ye yakılan türküyle… Gözyaşları boşa akmasın, hatırlatalım, hala içi kemik dolu mağaralar var o topraklarda… Sadece bir DNA tetkiki, bir de cenaze töreni isteyen insanlar… Belki 'Bey'ine hatırlatıverir.
Nikah kıyıldı… 400 çifte mutlu bir hayat için, 4 çocuk isteyen bir Başbakan, eşlerini döven hatta onlara kurşun sıktırmaktan 'zanlı' Tatlıses şahitlik etti. Şahitlik repliğine bir de temenni ekleyen Leyla Zana'ya sorduk ekran başında: Gerçekten onurlu bir barışa çıkıyor mu bu yol?
Zirveye o sözler çıktı: Dağdakiler inecek, cezaeviler boşalacak… Türk hukuk sisteminde yeni bir devrimle tanışmış olduk… Rehine sistemi… Cezaevlerinde dağdakiler dağda olduğu için tutulan insanlar mı var?
Bu yolda 'egemen' medyanın manşetleriyle ayrı-gayrı düşmek benim ayıbım olsun ama bu 'tarihi' hafta sonundan bana kalan şu dur ki hükümet 1 yıldır attığı her adım barışa destek değil köstek olmaktan öteye gidemiyor. Sanki silahların susması eşit, özgür ve demokratik bir ülkenin değil sandıkların güçlenmesinin, cüzdanların dolmasının zemini bu yakada… Bu da öyle bir hafta sonuydu… Onurlu bir barışı savunanların eline bomba, ısrarla karşı duranlarına eline koz olarak kaldı, o kadar…
Ama tabiî ki 'egemen' medyayla hem fikir olduğum bir nokta var. Niteleme tam 12'den, 'tarihi'ydi bu hafta sonu gerçekten! 2 haykırış var ki kayıtlara geçmezse tarihin ayıbı olur!
Diyarbakır muktedirin barış nidalarıyla inlerken, Diyarbakır ve Okmeydanı sokaklarından iki haykırış…
Barış pankartıyla yürürken kurşunlanan - pardon havaya atılan kurşuna isabet olan - 18 yaşındaki Medeni'nin annesi Fahriye Yıldırım:
Çocuğumun katili sizsiniz… Oğlumun katilini ortaya çıkarın!
Senin vicdanın sadece Esma için mi sızlıyor? Senin rüyana sadece Esma mı giriyor? Medeni'yi unuttun mu? Benim de Esmam öldü. Sadece Esma'yı öldürenler keskin nişancı değildi. Benim oğlumu öldürenler, seninkiler de keskin nişancıydı…
Benim oğluma Gezi Parkı'nda kahraman diyorlar. O benim şehidimdir. 5 ay oldu savcıların, polisin nerede? Niye benim oğlumun katilini bulmuyorsun? Ben oğlumun katilini istiyorum. Ben Barzani'yi tanımam. Sen onu alıp buraya getiriyorsun, siyaset yapıyorsun. Önce benim oğlumun katilini bul, sonra gel!
Diyarbakır'da bayram yapan devlet aynı gün, aynı saatte polisin 5 aydır derin bir uykuya soktuğu, uyurken de terörist ilan ettiği 14 yaşındaki Berkin Elvan'a destek için Çağlayan yoluna düşenlere gaz yağdırırken bir başka 'Ah be çocuk'… Arkadaşı için ağlıyor:
Katiller! Berkin ölmeyecek!