Berivan KAYA/EGEDESONSÖZ- YENİ Parti İzmir İl Başkanlığı, İzmir’in kurtuluşunun 104. Yılı dolayısıyla alternatif çelenk bırakma töreni düzenledi.

AK Partili İnan'dan 9 Eylül mesajı: Son sözü aziz milletimiz söyledi!
AK Partili İnan'dan 9 Eylül mesajı: Son sözü aziz milletimiz söyledi!
İçeriği Görüntüle

Alternatif törene YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, YENİ Parti İzmir Milletvekili Salih Uzun, Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay, Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık, Dikili Belediye Başkanı Adil Kırgöz, ilçe başkanları, meclis üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Alternatif törende konuşan İl Başkanı Çağatay Güç, “Bugün, bir milletin kendi kaderini yeniden eline aldığı tarihi bir gündeyiz. Çünkü 9 Eylül, kendi geleceğine kendisi karar veren bir milletin, kurtuluş iradesini yeni bir devlet ve yeni bir gelecek kurma iradesine dönüştürdüğü gündür. 26 Ağustos sabahı Kocatepe’de başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos’ta askeri bir zafere ulaştı. Ama o zaferin siyasi anlamı, Türk ordusunun İzmir’e ulaşmasıyla tamamlandı. Ve o gün yalnızca İzmir kurtulmadı. Anadolu’nun kaderi değişti. İzmir’in kurtuluşundan sonra artık önümüzde başka bir soru vardı: Nasıl bir ülke kuracağız? Mustafa Kemal Atatürk’ün İzmir zaferinin hemen ardından söylediği söz bu nedenle çok kıymetlidir: “Millî Mücadelemizin bu evresi kapanmıştır; şimdi ikinci evresini açmamız gerekiyor.” İşte 9 Eylül’ün gerçek anlamı tam da burada saklıdır. Birinci evre vatanı kurtarmaktı. İkinci evre ise Cumhuriyet’i kurmaktı. Bağımsız bir devlet kurmak… Egemenliği saraydan alıp millete vermek… Yoksullaşmış ve savaşlardan tükenmiş bir memleketten çağdaş bir ülke yaratmak… Eğitimi, bilimi, üretimi ve hukuku esas alan yeni bir toplum inşa etmekti. Bu nedenle 9 Eylül geçmişimizin büyük bir zaferidir. 9 Eylül, Türkiye’nin geleceğini kendi elleriyle kurma cesaretidir” ifadelerine yer verdi.

NASIL BİR TÜRKİYE İSTİYORUZ?
YENİ bir siyaset anlayışı için yola çıktıklarını vurgulayan Çağatay Güç, “Bugün, aradan 104 yıl geçtikten sonra, kendimize aynı soruyu yeniden sormak zorundayız: Biz nasıl bir Türkiye istiyoruz? İnsanların çalıştığı halde yoksullaştığı bir Türkiye mi? Bir ömür çalışan emeklinin geçinemediği bir Türkiye mi? Üreten çiftçinin toprağını terk ettiği bir Türkiye mi? Gençlerin geleceğini başka ülkelerde aradığı bir Türkiye mi? Adalet duygusunun zedelendiği, liyakatin geri plana itildiği, insanların yarınından endişe ettiği bir Türkiye mi? Hayır. Bizler bunu istemiyoruz ve kabullenmiyoruz. Biz Cumhuriyet’i böyle anlamıyoruz. Cumhuriyet, bizim için bir yurttaşlık sözleşmesidir. Devletin karşısında ayrıcalıklı kulların değil, hukuk önünde eşit yurttaşların var olmasıdır. Cumhuriyet; doğduğu aile, yaşadığı şehir, ekonomik durumu ne olursa olsun her çocuğun bu ülkenin geleceğinde eşit söz sahibi olabilmesidir. Cumhuriyet; devletin güçlülerin yanında değil, milletin yanında durmasıdır. İşte bugün Türkiye’nin ihtiyacı olan ve Yeni Partimizin ortaya koyduğu irade, Cumhuriyet’in bu büyük iddiasını yeniden ayağa kaldırmaktır. YENİ Parti’yi bunun için kurduk. Biz yeni bir siyaset anlayışı kurmak için yola çıktık. kararların milletle birlikte alındığı, devletin yeniden adaletle buluştuğu, üretimin yeniden değer kazandığı, emeğin karşılığını aldığı, gençlerin kendi ülkesinde gelecek kurabildiği bir Türkiye için yola çıktık. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, birkaç gün önce bir Anadolu köyünde çok önemli bir şey söyledi. “YENİ Parti’nin iktidarı çiftçilerin, köylülerin, hayvancılıkla uğraşanların iktidarı olacak.” dedi. Bizim siyaset anlayışımızın özü budur” dedi.

MİLLETİNE GİTMEYEN SİYASET YAPMASIN
İktidar bir makam olmadığını dile getiren Güç, “ İktidar, milletin hayatını değiştirebilme sorumluluğudur. Bir çiftçinin ürününü sattığında borcunu ödeyebilmesidir. Bir emeklinin torununa harçlık verirken hesabını düşünmemesidir. Bir annenin çocuğunun eğitiminden endişe etmemesidir. Bir gencin “Bu ülkede benim için bir gelecek var.” diyebilmesidir. Devlet dediğimiz şey tam olarak bunun için vardır. Yol yapmak kadar, köprü yapmak kadar, bina yapmak kadar; insana güven vermek de devletin görevidir. köprü yapana geçiş garantisi, havaalanı yapana yolcu garantisi, hastane yapana hasta garantisi verilen bir ülkede, kaynaklarını birilerine peşkeş çekilen bir ülkede, üreten çiftçiye de geçim ve alım güvencesi vermeliyiz, vermek zorundayız. Ekonominin amacı insanı büyütmektir. Bir devletin gerçek gücü; çocuğuna sunduğu eğitimde, gencine açtığı gelecekte, çiftçisinin üretiminde, emeklisinin sofrasında, kadınının özgürlüğündedir. Bizim kurmak istediğimiz Türkiye budur. Ve bunun için siyaseti yeniden milletin içine taşıyacağız. “Milletine gitmeyen, köye gitmeyen, milletini anlamayan, çalışkan olmayan siyaset yapmasın” dedi.

YANLIŞLARA İTİRAZ EDEN SİYASET YETMEZ!
YENİ Partili Güç açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi:
“Biz de İzmir’de tam olarak bunu yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz. Bergama’nın köylerinde çiftçimizin yanında, Ödemiş’te üreticimizin tarlasında, Kemalpaşa’da sanayicimizin ve emekçimizin yanında, Kemeraltı’nda esnafımızın dükkânında, Aliağa’da işçimizin sofrasında, üniversitelerde gençlerimizin arasında olduk, olmaya devam edeceğiz. biz, siyasetin merkezine insanı; ülkemizin gerçek sahibi olarak da milletimizi görüyoruz. İzmir’in Türkiye tarihinde çok özel bir yeri vardır. İzmir’in tarihsel karakterinde iki güçlü kavram vardır: Direnmek ve kurmak. Haksızlığa direnmek… Ve ardından daha iyisini kurmak. İşte bugün bize düşen de budur. Yalnızca yanlışlara itiraz eden bir siyaset yetmez. Türkiye’ye neyi, nasıl kuracağımızı anlatmak zorundayız. Yalnızca “Bu düzen değişsin.” demeyeceğiz. Yerine ne koyacağımızı göstereceğiz. Memleketimizin Adaletini, Liyakat anlayışını, Üretimini, Bilimini, Eğitim sistemini, Sosyal devlet anlayışını ve Demokrasisini yeniden inşaa edeceğiz. Ve bütün bunları milletimizin iradesi ile gerçekleştireceğiz. Çünkü Cumhuriyet’in bize bıraktığı en büyük miras budur: Bu ülkenin geleceğine hiç kimse tek başına karar veremez. Türkiye’nin geleceğine millet karar verir. Bugün bizim çıktığımız yürüyüşün arkasında da millet vardır. O nedenle YENİ Parti’nin kuruluşunu yalnızca bir siyasi partinin kuruluşu olarak görmüyoruz. Biz bunu, Türkiye’nin önüne yeniden bir gelecek fikri koyma sorumluluğu olarak görüyoruz.”