Temmuz-Ağustos ayları genelde tatil aylarıdır. Çalışıp çabalar, dişimizden tırnağımızdan arttırdığımız üç kuruşu da en iyi şekilde değerlendirmek isteriz. Tasarrufları değerlendirmenin birçok yolu var; sabit faiz geliri en basiti. Dövize veya altına yatırım en yaygın olanı. Risk almayı seviyorsanız borsada hisse senedi alıp satabilirsiniz. Temel hedef minimum risk, maksimum kazanç! Ya da hepsinden vazgeçer, telefonunuzu da kapatır güzel bir tatil yaparsınız.
Kimi zamanda bütün hayatınızı ortaya koyduğunuz birikimler, yatırımlar bir gecede buhar olur uçar gider. Bunun örneklerini Dünya'yı sarsan 2008 krizinde ve öncesinde ülkemizdeki krizlerde hep birlikte yaşadık.
Bu günlerde yeni bir küresel kriz riski tüm dünya da ve ülkemizde yüksek sesle konuşulmaya başladı.
Altına yöneliş ekonomik krizin ayak sesleri…
Dolar, Euro karşısında sürekli değer kazanırken, altın rekor üstüne rekor kırıyor. Dünya piyasalarında bir ons (31,1 gr) altın 1.610 dolar seviyelerini gördü. Cumhuriyet altını serbest piyasada 580 Liradan alıcı buldu. Yılbaşında altına yatırım yapanlar bugün yaklaşık yüzde 25 kazandılar.
Dünya ekonomisindeki güvensizlik ve ikinci bir kriz söylentileri, güvenli bir yatırım aracı olarak görülen altına olan fiziki talebi arttırıyor. Özellikle içinde bulunduğumuz düğün ve festivaller döneminin başta Çin ve Hindistan olmak üzere ülkemizde altına olan talebin artması, altın fiyatlarını tetikleyen bir diğer etken.
ABD Borcunu Ödemezse!
Dünyanın en büyük ekonomisi borçlarını ödemekte temerrüde düşme riskiyle karşı karşıya! ABD devlet borçlanma limiti olan 14,3 trilyon dolar limitini çoktan aşmış durumda. Beyaz Saray ve Cumhuriyetçiler arasındaki siyasi tartışma, Moody's'in ardından Standard and Poor's da ABD'nin kredi notunu 'negatif' izlemeye almasına neden oldu. Dün, anlaşmaya varılıyor haberleri üzerine piyasalar biraz rahatlasa da süregelen siyasi mücadele Dünya piyasalarını etkilemeye devam edecek.
ABD 'denin temerrüde düşmesinin etkilerinin Dünya üzerindeki etkileri tam olarak bilenemiyor! Domino etkisiyle tüm piyasaların etkilenmesi kaçınılmaz gözüküyor…
İtalya'nın İflası Yunanistan'a Benzemez!
Nerdeyse bir yıldan fazladır Avrupa Birliği uçurumun kenarında 'Euro Bölgesi Borçlarıyla' bir gidiyor bir geliyor. Euro bölgesinde krizin başını Yunanistan çekti. Ardından İrlanda ve Portekiz, sonra tekrar Yunanistan. Avrupalı politikacılar her seferinde zaman kazanmak için krizi kabul etmediler ve oyaladılar. Ondan sonra da kuzu kuzu 'kurtarma paketleri' için devreye girdiler.
Bu günlerde tüm gözler kırmızı alarm veren İtalya'ya çevrildi. Euro bölgesinin üçüncü büyük ekonomisi; 2,6 trilyon dolar borcuyla tüm Dünya'da endişe yaratıyor. İtalya'nın borcu, Yunanistan, İrlanda ve Portekiz'in toplan borçlarının üç katından fazla!
Euro bölgesinde meydana gelebilecek böylesi güçlü bir depremin tüm Dünya'yı 'tsunami' etkisiyle sarsacağı aşikar. Finans piyasalarının zincirleme birbirine bağlı olduğu günümüzde, özellikle ihracatımızın büyük bir kısmını Avrupa Birliği ülkelerine yaptığımızı da düşünürsek, Türkiye'yi bekleyen riski daha rahat kavrayabiliriz.
Cari Açık Ne zaman Patlayacağı Belli Olmayan Bomba!
Finanse edildiği sürece sorun yok denilen cari açık sürdürülemez boyutlara ulaştı. Rekor üstüne rekor kıran cari açık yüzde 8 olarak öngörülürken, dün itibari ile IMF cari açık beklentisini 2011 yılında yüzde 10,5 yükseltti. Bu da, yılsonu itibari ile 100 milyara dayanan bir cari açık demek ki; ekonomik kriz ortamında adeta ne zaman patlayacağı belli olmayan saatli bomba!
Görünen o ki, ABD ve AB deki gelişmeler Dünya'nın kaderini belirleyecek. Ekonominin patronlarının alacağı tedbirler son derece kritik. Aksi halde bizi teğet geçen krizi bile mumla ararız.