Türkiye sonu belli olmayan bir yolda ilerlemeye devam ediyor. Bunu anlamak için kahin olmaya da, derin analizler yapmaya da gerek yok aslında…
Yine de bunun nedenlerini şu şekilde sıralamak mümkün;
1) Bitmeyen, bitirilemeyen ve her gün can almaya odaklanmış Kürt terörü sorunu.
2) Ordunun Balyoz, Ergenekon vs. gibi davalarla yıldırılıp, gözden düşürülerek teslim alınması, imam hatiplilerin orduya girebilmeleri yönündeki engellerin kaldırılması ve yeni eğitim sisteminin uygulanmaya konması suretiyle laik cumhuriyet rejiminin tamamen yıkılma sürecine girmesi.
3) Evrensel demokratik hak ve özgürlüklerin ancak totaliter rejimlerde görülebilecek düzeylere çekilmesi.
4) Bağımsız yargının AKP Hükümeti'nin kontrolüne girerek toplumsal barışın teminatı adalet ilkesine duyulan güven duygusunun yok edilmesi.
5) Demokrasinin dördüncü kuvveti sayılan medyanın; iktidara göbekten bağlı olması nedeni ile vergi cezaları ve diğer ekonomik yaptırımlarla sindirilmesi, AKP Hükümeti'nin propagandasını yapıp, Atatürk Cumhuriyeti'ne sövüp saymaktan başka bir işlev görmeyen yandaş medya hüviyetine bürünmesi, halkı porno, spor ve magazin türü haberlerle avutarak gerçekleri saklamak vasıtasıyla halkına ihanet eden mütareke basınına dönüşmesi.
6) Dirayetsiz liderlerin yönetimi altındaki muhalefetin ülke sorunlarına çare üretemeyen kifayetsizliği, çare üretmek şöyle dursun, tutarsız ve dengesiz politikalarıyla halkın demokratik rejimlerin yapı taşı mahiyetindeki partilere olan inacını zayıflatmaları.
7) AKP Hükümeti tarafından sesini yükseltmesi yasaklanan sivil toplum kuruluşlarının uğradığı faşizan baskı ve zulümler, sırf gösteri hakkını kullandı diye gözaltına alınan, tutuklanan ve zindanlara tıkılan kurbanlar, yok yere karartılan hayatlar, sendikal hakları olan grev hakkını kullandıkları için kapı önüne konulan işçiler.
8) Mustafa Kemal devrimlerinin köküne kibrit suyu çakılır, cumhuriyet bütün kurum ve değerleriyle yerle bir edilirken hiç sesini çıkarmadan AKP Hükümeti ile işbirliği yaparak karına kar katan Türkiye burjuvaları ve diğer ihanet şebekeleri sayesinde vatan topraklarının, stratejik öneme sahip tesislerin, emperyalist çıkarlara peşkeş çekilmesi.
9) AKP Hükümeti'nin derin stratejiksizliği ispatlanmış dış politikası(!) yüzünden bütün komşularından düşman yaratan, Suriye sınırı kevgire dönen ve Hatay ilinde çıkacak bir ayaklanma neticesinde her an bir iç savaşa başlamaya aday Türkiye!
Bu tablodan nasıl çıkılır diye soruyorsanız;
1) AKP Hükümeti'nin gitmesi ile olabilir.
Bu mümkün müdür?
Hayır, ABD ve yerli işbirlikçisi sermaye çevresi desteğini çekmediği sürece AKP Hükümeti'nin gitmesi yakın bir gelecekte mümkün görünmüyor.
2) Geniş toplumsal kesimlerin desteğini kazanacak ve Atatürk devrimlerinin önderliğinde laik cumhuriyet rejimini (kaldıysa) korumayı taahhüt edecek güçlü bir muhalefet partisinin siyaset sahnesinde yerini alması ile olabilir.
Bu mümkün müdür?
Olabilir ama böyle bir parti, atı alan Üsküdar'ı geçmeden nasıl kurulacak?!.
3) Halk ayaklanması, bir darbe neticesinde ya da yeni bir anayasa yapılarak Atatürk Cumhuriyeti'ni yeniden tesis edecek bir rejimin kurulması ile olabilir.
Bu mümkün müdür?
Hayır, Türkiye'de bazı zavallıların ve romantik salakların ümit ettiği türden bir halk ayaklanması ya da darbe olmasını sağlayacak koşullar kesinlikle mevcut değildir.
Yeni anayasaya gelince;
Yukarıda bir liste halinde sıraladığım bütün musibetlerin bizatihi SEBEBİ ve ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YERDİR ZATEN!