'Yemin krizi' kısmen çözüldü.
CHP'li vekiller meclise gelerek yeminlerini ettiler. Darısı DP'lilerin başına! Demirtaş; 'Önümüzdeki haftalarda görüşmeler başlayacak' dediğine göre BDP de çözüme yakın. Ne yalan söyleyeyim, CHP'lilerin 'yemin krizi'ni jet hızıyla aşmalarına şaşırmadım. Beklenen bir sondu.
'Gelişmelerin baş döndürücü hızına ayak uyduramamışım, bayağı bir nal toplamışım. Tatili uzun tutup gündemi kaçırmışım' diye boş yere hayıflanmayın. Kafanız karışmasın. Her şey olduğu gibi duruyor. Yemin dışında değişen bir şey yok.
'Balbay ve Haberal yemin etmeden yemin etmeyiz' diyenlerin konumları değişti sadece. Meclis dışındaydılar içine girdiler. Kürsüye uzaktan bakıyorlardı, önüne geldiler. Yemin etmeyeceğiz diyorlardı, yemin ettiler. Hepsi bu!
'Yemin krizi' aşıldı AKP ile CHP arasında sular duruldu mu? Nerdeee… Tartışma bu kez 'duruş şekli' üzerinde yoğunlaştı. Dik mi durdu, yoksa sadece diklendi mi? Bütün suç omurgada mı? Hükümet ve Ana muhalefet bunun peşinde şimdi...
Anlayacağınız 'yemin krizi' out… 'Duruş biçimi' in
Yemin sırasında, Başbakanın 'Tükürdüklerini yalayacaklar' sözünün yarattığı rahatsızlık hazımsızlığa dönüşmüş. Bu da gözden kaçmıyor. Kolay değil! 'Balbay ve Haberal yemin etmeden yemin etmeyiz' diyorlardı, sonuç ortada!
Yemin etmeyi bir takım koşullara bağlıyorsanız, yapılması gereken şey o koşullar yerine getirilmeden yemin etmemektir. Hiçbir şey olmamış gibi davranamazsınız. Demek ki bu sözler sonuçları hesap edilmeden sarf edilmiş.
'Balbay ve Haberal yemin etmeden yemin etmeyiz' dediniz ama ettiniz! Madem ki 'Tüm siyasi parti ve milletvekillerinin, milletin kendilerine verdiği görevi yerine getirmek için TBMM'de olmaları gerektiğine inanıyoruz'' gibi bir metin yeterliydi, o doğrultuda beklentilerinizi kelimelere dökmeliydiniz. Böylece 'diklenmiş ama dik durmamıştır' diye bir sözün muhatabı da olmazdınız.
Ayrıca Kılıçdaroğlu'nun, Başbakanın geçmişteki çelişkili sözlerini kendine kalkan yapma girişimi de komik ötesi.
'28 Şubat 2011: NATO Libya'ya müdahale etmeli midir? Böyle bir saçmalık olur mu? NATO'nun ne işi var orada? Bakın Türkiye olarak bunun karşısındayız. Böyle bir şey konuşulamaz, düşünülemez. Kim söylüyor: Recep Tayyip Erdoğan.
25 Mart 2011: Aynı Recep Tayyip Erdoğan yine konuşuyor. Libya'ya müdahaleyi kabul ediyor, izin veriyor, müdahale edin diyor. NATO'nun devreye girmesiyle de belli yerlerde rahatlama meydana geldi' diyerek bir çelişkiyi ortaya koyuyor. Adama sormazlar mı? Temmuz ortalarındayız. Şubat ve Mart'ın üzerinden aylar geçmiş. Şimdiye kadar neredeydiniz?
Anlaşılan, parti içi dengeler ve kamuoyu tepkisi hesap edilmeden, yani düşünmeden konuşulmuş. 'Düşünmeden konuşmanın cezası da, konuştuktan sonra düşünmektir' Yemin etmenin kaçınılmaz bir son olduğunu CHP kurmayları bilmiyorlar mıydı? Elbette biliyorlardı. Başbakan da biliyordu ve bu bilgisinin ışığı altında 'Tükürdüklerini yalayacaklar, göreceksiniz' dedi ve haklı çıktı.
Yağıp gürlemenin anlamı yok.