'Çoğu çocuk yaşta 34 insanımızın kendi uçaklarımız tarafından bombalanarak öldürülmesi mi daha üzücü, 'vur' emrinin kimin tarafından verildiği tartışmaları etrafında yaşananlar mı' diye bir soru sorulsa yanıtınız ne olurdu?
Ölenlerden biri sizin çocuğunuz olsaydı şayet, parçalanarak ölmesi mi daha çok acı verirdi size, Başbakanın 'Hata da olabilir. Tazminatı da açıkladık' sözleri mi? Bu arada Başbakan'ın 'Özrü de açıkladık ' sözleri de var ancak ben hükümetin özür dilediğini ne okuduğumu ne de duyduğumu anımsamıyorum!
Benimle birlikte AKP'nin eski Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat da duymamış… Aksi takdirde 'Özür dilenmedi ama samimi bir özür için hala geç değil' diye açıklama yapar mıydı?
Tabiri caizse 28 Aralık 2011 tarihinden bu yana 'suskunlar' oynanıyor, 'top' çevrilerek zaman geçiriliyor. 'Top' deyince meşin yuvarlak anlaşılmasın, daha çok ateş topu sözü geçen!
'Vur' emrini kimin verdiği, olay hata ise şayet hatayı kimin yaptığı, sorumluların kim olduğu elbette önemli ancak işin asıl önemli yanı 'yıkımın' yaşandığı duygusal boyut değil mi? Başbakan biraz empati yapmış olsaydı, 34 ölümle tazminatı aynı cümlede kullanır mıydı? İnsanlardan evladının, kardeşinin, eşinin değerini para ile ölçmesi bekleniyorsa, para ile yüreklerindeki yangının söndürülmesi isteniyorsa, insanlık bunun neresinde?
Kaç Erdoğan var? Gazze'de yaşanan vahşet karşısında gözyaşı döken duyarlı Tayyip Erdoğan'la Uludere'de kendi vatandaşına bir özrü dahi çok gören Tayyip Erdoğan aynı kişi mi?
'Özürse özür diledik, tazminatsa tazminat verdik' İyi de Sayın Başbakan dilendiğini söylediğiniz özürden, hala özür bekleyen ailelerin ve partinizin bir dönem Genel Başkan Yardımcılığını yapmış Sayın Fırat'ın neden haberi yok? 'Özür dilenmedi. Parada marada gözümüz yok. Bu tür açıklamalar yapılacağına çocuklarımızı öldürenler yargı önüne çıkartılsın' Yaptıkları açıklama bu… 'Özür dilemenin birçok yolu var' diyorsunuz, demek ki bu insanlar o yollardan habersizler. O insanların yaralarına merhem olacak özrün çok görülmesi anlaşılır bir şey mi?
Tazminatlar hesaplara yatmış… Bu da bir çeşit özürmüş! Siz olsaydınız evladınızı ölüme götürenlerden hesap sorulması yerine verilen tazminatla susmayı tercih eder miydiniz? Değil Uludereliler hiç kimse susmaz. Susmamalıdır da…
Bu güne kadar ne çok ölüme, ne çok yargısız infaza şahit oldu bu topraklar. İnsanlar önce öldürüldü sonra öldürülme nedeni icat edildi. Yargısız infaz edilenlerin ellerine silahlar tutuşturuldu, çatışmada öldü denildi. Emniyet Müdürlüğü pencerelerinden atıldılar, kayıtlara intihar etti diye geçirildiler. İşkence tezgahlarında yaşamlarını bırakanlar, kaçarken vuruldu diye duyuruldu. Bu tür hukuk dışı olayların tanıkları ezildikleri vicdani yükün ağırlığıyla zaman zaman bunları dile getiriyorlar ve bu yolla sorumluların bir kısmı şimdi yargı önündeler.
Toplum vicdanının rahatlatılması için Uludere'de yaşananların üzerindeki sis perdesinin kalkmasına ihtiyaç yok mu?