“Türlü,” Türk mutfağının sevilen ve sebze ağırlıklı bir yemeğidir… eskilerden beri!
Ondan esinlenen ve kaynağını da Sayın Mehmet Türkbay’ın arşivindeki, “Bütün Dünya 2000”in ; 2010/12 ve 2011/04 sayılarından alan bu yazımız da öyle mi? Onu da biz değil, okuyan bilecek!
***
Eflatun’a soruyorlar ;
İnsanoğlunun sizi şaşırtan iki davranışı nedir? İlkine cevap olarak : Çocukluktan sıkılır, büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler. Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler. Ama sağlıklarını geri almak için de para öderler…
Yarınlarından endişe ederken bugünü unuturlar. Sonuçta ne bugünü, ne yarını yaşarlar. Hiç ölmeyecek gibi yaparlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler…
İkincisi, peki sen ne öneriyorsun?
Cevap ; kimseye kendinizi “sevdirmeye” kalkmayın! Yapılması gereken sadece kendinizi “sevilmeye” bırakmaktır. Önemli olan ; hayatta “en çok şeye sahip olmak” değil, “en aza şey”e ihtiyaç duymaktır.
***
Cengiz Han’ın Hanımı için…
Söylenen o ki, Cengiz Han bir gün tüm hanlarını toplamış, sağ yanına da eşini oturtmuş… Hanlarına “Ben hanlar hanı Cengiz Han, hepinizin hanıyım.” demiş. Yanındaki eşini göstererek, bu da benim HAN’ım demiş!
İşte erkeklerin “eşim” anlamına söyledikleri “Hanım” kelimesi de buradan geliyormuş…
***
Sevilmeyen bir Bakanla ilgili…
Bir ülkenin bir bakanı kendisini gazetecilere bir türlü sevdirememişti. Ne yapsa, yine bir kulp takıyorlardı… Düşündü düşündü : öyle bir şey yapmalıyımki gazeteciler hakkımda olumsuz bir şey yazamasınlar!
Bir basın bildirisi yayınladı : yarın saat : 10’da denizin üstünde yürüyerek karşıya geçeceğim dedi… Ertesi gün dediği saatte bütün gazeteciler deniz kenarında toplandı…
Bakan geldi denizin üstünde yürüye yürüye karşı kıyıya çıktı. Hepsinin gözü fal taşı gibi açıldı! Ertesi gün tüm gazetelerin manşeti aynıydı : “Bakan yüzme bilmiyor!”
***
“Merhaba asker” sözü için Atatürk diyor ki ;
Osmanlı ordusunda içtimalarda komutanlar askeri : “Selamün aleyküm asker” diye selamlar, asker de “esselamün aleyküm” diye yanıtlardı.
Selanik’teki Alay komutanı rahatsızdı. İstirahat almıştı. Üsteğmen Atatürk’e, geçici olarak Alay komutan vekilliği görevi verilmişti…
İlk içtima sabahı atının üstünde alayın önüne geliyor. Askeri selamlayacak ya. Birden aklına Merhaba asker demek geliyor…
“Merhaba Asker”! diyor. Asker, önce ne cevap vereceğini kestiremiyor, bir duraksama yaşıyor.
Atatürk ikinci defa sert ve gür bir sesle :
“Merhaba Asker”! diyor. Asker de, o an kendiliğinden “Sağol” diye cevap veriyor.
Atatürk dostu Nuri Conker ile İstanbul Florya’da sohbet ederken yukarıdaki olayı anlatıyor ve Nuri biliyor musun “Merhaba asker’i” bu orduya ben öğrettim diyor…
***
Atatürk hakkında söylenen ;
Eski Fransa Başbakanı Eduardo Herriot’un 1933’deki sevdiğimiz bir sözü :
“Paşa size nasıl hayran olmayayım? Ben Fransa’da laik bir hükümet kurmuştum. Bu Hükümeti, Papa’nın Paris’teki temsilcisinin yardımı ile papazlar devirdi!
Sizse Halifeliği kaldırdınız ve gerçek anlamıyla laik bir devlet kurdunuz. Siz, bu taassup içinde laikliği bu topluma nasıl kabul ettirdiniz?
Dehanızın büyük eseri, laik bir Türkiye yaratmak olmuştur.”
Başka söze gerek var mı?
İyi Pazarlar…