Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)'in son verilerine göre Mart ve Nisan'ı kapsayan Mart döneminde tarımda 6 bin yeni işsiz oldu. Bu sayının daha yüksek olduğunu anlamak için müneccim olmaya gerek olmadığını düşünüyorum.
Türkiye her ne kadar bir tarım ülkesi olarak görünse de, tarım politikası henüz oturmuş değil. Nasıl otursun ki? Hala tapulama, toplulaştırma ile sulama ve mera yatırımları bitirilemedi. Bunlar bitmeyince de ürün deseni ve üretim planlaması da yapılamıyor.
Halbuki gelecekte Türkiye tarım ve gıda sektöründe lider bir ülke olmak istiyorsa bunları bir an evvel yerine getirmesi gerekiyor. Çünkü yakın bir gelecekte rakipler çoğalacak. Ambargonun pençesinden yeni kurtulan İran ve küresel ısınmadan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle yeni tarım alanları kazanacak olan Rusya, bir çırpıda sayabildiklerimizden birkaçı. Rusya domates üretimine başladı bile.
Bazı ülkeler ne kadar gelişmiş olsalar da tarıma gereken önemi verirlerken ve birçoğu tarım ürünleri ihraç ederlerken, Türkiye tarımsal gereksinimlerini karşılamak için başka ülkelerden arazi kiralama yoluna gidecekmiş.
Türkiye'nin yağlı tohumlu bitkilere ihtiyacı olduğundan, üretimi orada yapmak için bu yola gidileceği bizzat Sayın Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı tarafından açıklandı.
Türkiye'nin iklim, toprak yapısı uygun değilse, tarımda çalışan nüfusu kalmamışsa bu mantıklı gelebilir. Ancak toprakları etkin olarak kullanılırsa, ürünler para ederse, çiftçi desteklenirse Türkiye'nin başka ülkelerden kiralık araziye gereksinimi kalmaz.
Bir de konut, otel, üniversite, sanayi tesisi, enerji, madencilik ve otoyol gibi projelere kurban edilen tarım arazilerinin amacı dışında kullanımına izin verilmese tabii ki.
Meslek odaları yıllardır bunlarla ilgili hukuk savaşı yürütüyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ise bir yandan tarım arazilerinin amacı dışında kullanılmaması için kamuoyunu uyarırken diğer yandan bu davalarda 'davalı' oluyor. Örneğin zeytincilik yasası ile ilgili düzenleme son zamanlarda yeniden ısıtılmaya başlandı.
Türkiye son 25 yılda 4 milyon hektar tarım arazisini kaybetti. Bu da Hollanda'nın yüzölçümüne karşılık geliyor. Konya'dan biraz büyük bir alana sahip olan Hollanda'nın yıllık tarımsal ihracatı ise Türkiye'nin dört katından fazla.
O zaman Türkiye'nin arazi kiralamaya değil köylüyü kazanarak mutlu edecek ve onu üretime yönlendirecek tarım politikalarına gereksinimi bulunuyor.