Krizin faturasını gençler ödüyor. Türkiye belki bu yönüyle dünya sıralamasında birinci olur. Yani olumsuzluk ve düşüncesizlik yönüyle demek istiyorum. Türkiye, 1950’’den sonra uzun vadeli ’“strateji ve planlama’” yapmaktan uzaklaştırılmıştır. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde ’“Eğitim de Ekonomik planlama’” önemli bir hedef olduğu halde, Türkiye’’de böyle bir hedef ve planlama yukarıdaki tarihten bu yana yavaş yavaş ortadan kaldırılmıştır.
Örnek vermek gerekirse, Türkiye’’nin son beş yıllık kalkınma planında ne kadar öğretmene ihtiyaç vardır; ne kadar mühendise ihtiyaç vardır; ne kadar doktora ihtiyaç vardır; bunlar bilinmezlerimizdir. Böyle olunca da üniversiteli işsiz mezunlarımız, çığ gibi büyümekte ve Türkiye’’deki genç işsizlerimiz her gün daha çoğalmakta ve krizin faturasını gençlerimiz ağır bedellerle ödemektedir.
Bugün, her genç üniversiteli mezun bir kamu kurumuna kapağı atmayı daha güvenceli iş olarak görmektedir. Bu ülkede üniversiteyi bitirmek yetmez. KPSS denilen ucubeyi aşmak zorundasınız. Bu sınavı icat edenlerin akıllarına durgunluk. Müzik bölümü mezunlarına, Sosyal Bilimler mezunlarına, Türkçe bölümü mezunlarına, Matematik soracaksın ve bu öğrencilerin başarılı olmasını bekleyeceksin; bu hangi aklın ürünüdür şaşarım. Bu uygulama çözüm üretmeyi ertelemedir, oyalamaktır, soruna çözümsüzlük üretmektir.
Halbuki madem bir sınav yapacaksın, bir eleme yolu bulacaksın, aklın yolu birdir. Herkese dilini iyi kullanabiliyor mu, bunun için ’“Türkçe Ortak Sınavı’” herkese zorunlu dersin. Bir diğeri de branşına göre ölçücü sınavlar yaparsın bunu herkes anlar. Böyle bir uygulama daha ’“Vicdanlı ve Adaletli’” değil mi?
Türkiye’’de genç nüfus, önemli sorunlarla karşı karşıya. Eğitimsizlik, yoksulluk, sosyal dışlanma bunların bazıları. Genç yoksulluğu, kuşaktan geçen yoksulluk ve çalışan genç yoksulluğu, kayıtdışı çalışan, ağır ve güvencesiz çalışma koşulları yine istihdamın tek başına ekonomik sorunlarını çözmekte dahi yeterli olamayacağını gösterecek kadar önemli ve yaygın olgulardır.
Türkiye’’de genç işsizliği, yetişkin işsizliğinin en az iki katı kadardır. Bu tablo genç işsizliği azaltmak için Türkiye’’de yeterli politikalar üretilmediğini gösteriyor. AB ülkelerinde gençlerin eğitimi arttıkça işsizlik oranlarının düşmesine rağmen, bu ilişki Türkiye’’de tersine işliyor. Göstergeler Türkiye’’de eğitimin, gençlerin işsizlik sorununu çözmekte yeterli olmadığını göstermektedir. Bunun temel nedeni ise, Türkiye’’de örgün eğitim sisteminde edinilen niteliklerin/becerilerin işgücü piyasasının ihtiyaçlarına uyuşmadığı/cevap veremediği konusudur, gerçeğidir.
Kalıcı bir iş bulma konusunda özellikle sıkıntı yaşayan ve iş bulmaktan tamamen umudunu kesenleri eğitimsizler, göçmen/azınlık geçmişine sahip olanlar ve kırsalda yaşayanlar oluşturuyor.
Türkiye’’de, eğitimden istihdama geçişi kolaylaştıracak, özel olarak gençlere hizmet verebilecek rehberlik, iş bulma ve eşleştirme kurumlarına ve politikalara ihtiyaç vardır. Bu kurumların, niteliksiz ve geçici işlerde çalışan, dezavantajlı gençlere ikinci meslek eğitim ve nitelik kazanma olanağı sağlanması gerekli ve önemlidir.
Gelişmiş ülkelerde özel olarak tasarlanmış eğitim ve iş eşleştirme kurumları çok yaygın ve sistemlidir.
Gençlerimizin toplumsal kararlara katılmaları, bağımsız birey olabilmeleri, yaratıcılıklarını ve hayallerini gerçekleştirebilmeleri, bireysel gelişme ve sosyalleşmelerine devletin eli daha yakın olmalıdır.
Gençlerimiz bu imkanlardan bugün yoksun bulunmakta, yoksun bırakılmaktadır.
Neo-liberal küreselleşme politikaları, gençlerin önünde ağırlıklı seçenek olarak kısa süreli ve geçici işlerde çalışma koşullarını getirmekte. ’“Sosyal Devlet’” olmama bu koşulları doğurtmakta ve tetiklemektedir.
Türkiye’’nin yaşamış olduğu ekonomik krizler gençlerin geleceklerine ipotek koymaktadır. Hazinenin ödediği dış borç faizleri, devletin bütçeden eğitim ve sosyal güvenlik hizmetlerine ayırabildiği miktara eşit gelmektedir. Devlet, bu olumsuz gidişatı ve bizi fakirleştiren dış borç batağından kurtarmanın yollarını bulmalıdır.
Eğitim için yılda 6 milyar dolar yurtdışına eğitim için giden öğrencilere ayırıyoruz. Biz bu öğrencileri niye gönderiyoruz, hangi alanlarda gönderiyoruz. Eğer bu 6 milyar doları bu iş için harcıyorsa bu ülke, çok büyük gayelerinin olması gerekir, öyle değil mi?
Bu öğrencilerle şu sanayii kuracağız, şu teknolojiyi geliştireceğiz diyen var mı, diyen yok tabii. Bu insanlarımız Türkiye’’ye dönüp inatla bir şeyler yapmaya kalkarsa, işsizliğe çözüm üretmeye çalışmak isteseler bile zaten izin vermezler, onun başına her türlü belayı açarlar. Tabii bu kadar ciddi bir paranın hangi amaçla yurtdışına çıkışının hesabını soran yok. Ondan sonra da İMF, tefeci faizi ile borç versin diye, anayasayı, kanunlarını, her şeyini değiştirip, topraklarını bile veriyorsan Türkiye’’ de gençlerin işsizliğini çözemezsiniz. Üretimi geliştiremezsiniz, yoksulluğu ve yoksunluğa yok edemezsiniz, devleti üretimden çekerseniz, Türkiye’’nin yakıcı ve yok edici hiçbir sorununu çözemezsiniz.