Memurların patronu devlettir. Son birkaç yıldır memurların bir patronu daha oluştu ki sormayın. Bir memur sendikası da memurlara patronluk yapmaya başladı.
4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları yasası çerçevesinde 2002 Yılından 2011 Yılına kadar Toplu Görüşmeler yapıldı. Mevcut hükümetlerle memur sendikaları arasında yapılan toplu görüşmelerde memur sendikalarının eli güçlü değildi. 2002'den 2011 Yılına kadar yapılan toplu görüşmelerde memurların eli her ne kadar güçlü olmasa da gerek maaş zam artışlarında gerekse sosyal haklarda, az çok kazanımlar elde edildi.
2011 Yılında yapılan referandum maddelerinden bir tanesi de memurlara sözde toplu sözleşme hakkının verilecek olmasıydı. Türkiye Kamu Sen taslaktaki şekliyle Toplu Sözleşme hakkının bir şey ifade etmeyeceğini defalarca ifade etmeye çalışsa da, sendikacılıkla alakası olmayanlar, toplu sözleşme hakkının memurlar için bulunmaz fırsat olduğunu ifade ettiler.
12 Eylül 2010 Tarihinde yapılan referanduma tüm üyeleriyle destek vereceğini açıklayan Memursen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu'ya, bu nasıl bir toplu sözleşmedir? Diye Sormak gerek?
Türkiye Kamu Sen'in Toplu Sözleşmede yapılacak düzenlemeye karşı çıkma gerekçesinin temelinde yatan ise 11 Kişiden oluşacak komisyonun 6 Kişisinin Kamu İşveren Kurulundan yani mevcut hükümetin seçtiklerinden, 5 Kişisinin ise Kamu Görevlileri sendikalarından olmasıydı. Yani sayısal olarak bakıldığında her halükarda hükümetin diyeceğinin olmasıydı.
Ve 2012 Yılında beklenen oldu. İlk kez yapılan –sözde- toplu sözleşmelerde Memur-Sen konfederasyonunun komisyona gönderdiği Akademisyen Üye Aydın BAŞBUĞ'un toplu sözleşmelerde hükümet tarafında yer alarak evet demesi oldu. Başbuğ neden evet dediğini açıklarken ise, nasıl olsa sonuç değişmeyecekti şeklindeki açıklama her şeyi özetliyor aslında. Basın ve internet sitelerine düşen haberlerin ardından, Başbuğ imzasını geri çekti.
Yani Toplu Sözleşmenin toplu sözleşmelik bir hali yoktur. Toplu sözleşme hakkı verildi diye hükümete defalarca teşekkür eden Memur-Sen yetkililerden bu günde açıklama beklemek gerek. 2012 Yılında yapılan toplu sözleşmelerde 2012 İçin % 4+4, 2013 Yılı için %3+3'e evet diyen Kamu Görevlileri Hakem Kurulu'nun kararına saygı duyuyoruz. Her ne şekilde olursa olsun oradaki heyetin kararı.
Ya bugün?
2014 ve 2015 Yıllarında memura yapılacak zam ve sosyal haklarla ilgili bu yıl yapılan –sözde- toplu sözleşmeler en çok üyeye sahip olmasından dolayı toplu sözleşmelerde ağırlığı olan Memur-Sen yetkilileri Memuru adeta mevcut hükümete pazarlamıştır.
Mevcut hükümetten maddi manevi bi şeyler alabilmek için, memurun eli hiç bu kadar güçlü olmamıştı. Çünkü; 2014 Yılı 30 Martta yerel seçimler, ardından Cumhurbaşkanlığı seçimi, 2015 Yılında da genel çeçimler yapılacaktır.
30 Günlük toplu sözleşme sürecinin sadece 7 Gününü kullanan Memur Senli yetkililer Türkiye Kamu-Sen ve KESK'in eylem planlarını öğrenmiş, diğer memur sendikalarının mevcut hükümeti zorda bırakacağını hesap ederek yandaşlığını göstermiş, alelacele imza atarak neye imza attığını dahi idrak edememiştir.
O kadar ki, dört işlemi yapmaktan dahi aciz olanlar, hükümetin 2014 Yılı için teklif ettiği %3+3 zammı dahi kabul etmeyerek, 2014 Yılı için brüt 175TL'lik net 123TL'lik zammı kabul eden Memur-Sen memurlara hükümetin teklifinden de aşağıda zam almaya mahkum etmiştir. 2014 Yılında memura 123TL haricinde hiçbir zam verilmeyecektir. 2015 Yılında ise %3+3 Maas zammı haricinde herhangi bir ödeme yapılmayacak.
Sonuçta 2 Milyon 600 bin memurun yaklaşık 1 Milyon 500 Bin'i hükümetin teklif ettiği %3+3 Zamdan bile daha az maaş alacak. Bireysel çıkar ve menfaatleri için, aileleriyle bir 20 Milyon vatandaşı memur affetmeyecektir. Memur Sen'e üye olarak destekleyen memurlara hayırlı olsun..