Kürtler, Suriye'de Arap'lardan sonra en büyük etnik azınlıktır,
Türk Dışişleri Bakanlığının yaptırdığı bir araştırmaya göre, Suriye Kürtleri, Araplardan çok, Türkiye'ye karşı duygusal, sosyal (akrabalık) dinsel yakınlık duymakta, en çok Türkiye'yi sevmektedirler.
Bunun asıl nedeni Osmanlı İmparatorluğudur.
Ortadoğu Kürtleri, Osmanlı imparatorluğu döneminde, her Müslüman gibi özgür ve mutluydular.
Örneğin, Sultan Süleyman'ın 1526'da Macar Kralı Franscois'ya gönderdiği ünlü mektupta şöyle yazıyor: (Osmanlı Arşivinden)
'Benki Sultanu's Selatin ve burhanu'l havakin tac-bahş-i husrevan-ı ruy-i zemin zillullah fi'l-ardayn Akdenizin ve Karadeniz'in ve Rumeli'nin Anadolu'nun ve Karaman'ın ve Rum'un ve Vilayeti Zulkadriyye'nin ve Diyarbekr'in ve Kürdistan ve Azerbaycan'ın ve Şam'ın ve Halep'in ve Mısır'ın ve Medinenin ve Kudusün ve külliyen Diyar-ı Arabın ve Yemen'in ve dahi nice memleketlerin ki... Sultanı ve padişahı Sultan Beyazıd Han oğlu, Sultan Selim Han Oğlu Sultan Suleyman Han'ım. Sen ki França Vilayetinin Kralı Franceşkosun.'
Kürtler Osmanlı'da işte bu kadar önemliydiler.
Sonra…
Arap milliyetçiliğiyle yıkılan Osmanlı İmparatorluğunun enkazı altında Kürtler kaldı. İran, Irak, Suriye, Türkiye olmak üzere 4 büyük parçaya bölündüler.
Ve bu bölünme Mezopotamya'da büyük acıların yaşanmasına neden oluyor.
Özellikle Suriye Kürtlerine vatandaşlık kimliği dahi verilmiyor, devlet dairelerinde çalıştırılmıyor, mal mülk edinemiyorlar. 1945 yılından önce Suriye'de yaşadıklarını belgelemeyenler, ev dahi kiralama hakları yok.
Suriye nüfusunun yüzde 15-20'lik bölümünü oluşturan Kürtler, Arap milliyetçiliğinin ve Baas Partisinin inanılmaz baskısı altında yaşıyorlar.
Suriye'deki Kürtlerin durumunu araştırmak üzere 1991 yılında Bu katı rejimle yönetilen ülkeye gittim. Gezimin 4.gününde Haseke'de gözaltına alındım. Kimliğime, kamerama el konuldu. Karanlık bir odada ellerim bağlı biçimde 48 saat 'Türk ajan ' olmakla sorgulandım.
Benden Haber alamayan Günaydın Gazetesinin Yazı İşleri sorumluları erken davranmıştı. Dönemin Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin'nin çabalarıyla serbest kaldım. Gözlerim Akçakale sınır kapısında açılmıştı.
Dışişleri bakanlığından bir yetkili beni sınırda teslim almıştı. 'Kurtulman mucize oldu. Başına korkunç şeyler gelebilirdi' demişti.
Arap milliyetçiliğinin en vahşi uygulamasına tanık olduğum Suriye'de bazı notlarımı sizinle paylaşmak istiyorum.
-Suriye'deki Kürtlerin tamamı Sünni-Müslüman'dır. Toplam nüfusun yüzde 15'i oluştururlar.
-Suriye Kürtleri Fırat nehri boyunca, sulak, tarım ve hayvancılığa uygun bölgelerde yaşarlar. Türkiye'deki Kürtlerle aynı ortak lehçeyi 'Kırmançi'yi kullanırlar. Her 3 aileden birinin Türkiye ile akrabalık bağı vardır. Halen kız alıp veriliyor.
-1963 yılında Subaylar darbeyle yönetime el koydu. Bugünkü Baas Partisini iktidara getirdi. İlk iş olarak uygulanan Arap Kuşağı projesiyle 1,5 milyon Kürt vatandaşlıktan çıkarıldı. Verimli arazilerine el konuldu ve daha kurak bölgelere gönderildi. Yerlerine Araplar yerleştirildi.
Aynı yıl olağanüstü hal ilan edildi (halen uygulanıyor)
Buna göre:
1-Polis şüpheli gördüğü herkesi tutuklar.
2-Tutuklu kalma süresi yine polisin kararına bağladır. Haber verme mecburiyeti yoktur.
3-Polisin kararını mahkemeye itiraz etmek suçtur. 15-20 yıl tutuklu kalanlar yada cezaevinde ölenler için ailelerine bilgi vermek, vatana ihanet suçu kabul ediliyor.
4-Polis gerektiği anda silah kullanabilir. Yüzlerce polis cinayetine tek bir vatandaş itiraz edemiyor.
(12 Mart 2004 Kamışlı olaylarında 123 Kürt kuşuna dizildi. Esad yönetimi polis şeflerine ödül olarak 500'er altın verdi.
Suriye'de muhalif olmak, öldürülmek için yeterli bir sebep sayılıyor.
Bugün Suriye'de öldürüleceklerini, kuşuna dizileceklerini bile- bile sokakta gösteri yapanları daha iyi anlamamız için bütün bunları yazıyorum.