Türkiye'de kim ne söylerse söylesin, sağlık alanında büyük gelişmeler yaşanıyor. Daha önceleri hatırlıyorum, İstanbul'da SSK hastanelerinde saatlerce kuyruk alabildiğine uzar gider, insanlar uzun kuyruklarda stresle başa çıkmayı öğrenirdi. Zaman zaman hemşirelerin ya da hastane görevlilerinin keyfi davranmalarına o kadar alışmıştık ki, bu tavırlarına imrendiğimiz zamanlar bile olmuştu.
Tabi eksikleri ve uygulamadaki hataları olsa da sağlık alanında yaşanan güzel gelişmeleri kimse görmezden gelmemeli. Sağlık alanında yaşanan gelişmeler, yeni açılan ve hizmette kusursuzluğu hedef alan, bu alanda marka olan özel hastanelerin açılması, buralarda tedavilerinin yapılması,SGK aracılığı ile sağlık hizmetini gelir düzeyi düşük kişilere kadar ulaştırması eskiye nazaran mükemmel bir gelişme.
Yıllar önce dermansız hastalıkların dermanı yurt dışındaki hastanelerde aranırken, bugün yurt dışındaki hastanelerin pek etkili hizmet veremediklerini ya da kısıtlı imkanlarla hizmet verdiklerini yurt dışında yaşayan eş dost akrabalarımızdan öğreniyoruz.
Bugün Türkiye'deki özel hastanelerin bulunduğu durum, özellikle Antalya için konuştuğumuzda çok önemli. Gelirinin büyük bir çoğunluğunu tarım ve turizmden elde eden Antalya'da, özel hastaneler sağlık turizmi için adeta yarışır vaziyette. Toplumsal zihinlerde hizmet alanında markalaşan özel sağlık kuruluşları, yaptıkları yatırımlar, yeni tedavi yöntemleri ile de sağlık turizmi diye bir kavram geliştirdiler.
Bugün Türkiye'deki özel hastanelerin bulunduğu durum, özellikle Antalya için konuştuğumuzda çok önemli. Gelirinin büyük bir çoğunluğunu tarım ve turizmden elde eden Antalya'da, özel hastaneler sağlık turizmi için adeta yarışır vaziyette. Toplumsal zihinlerde hizmet alanında markalaşan özel sağlık kuruluşları, yaptıkları yatırımlar, yeni tedavi yöntemleri ile de sağlık turizmi diye bir kavram geliştirdiler.
Yani, turistleri sadece tatil yapmaları için değil, gelip burada tedavi olmaları için uğraş veriyoruz.
Ne muazzam bir gelişme değil mi?
Alman ya da İngiliz bir turistin göz ya da başka bir hastalığının kesin tedavisi için Türkiye'yi tercih etmesi bizleri gururlandırıyor. Özel hastaneler, günümüzde Türkiye'nin en önemli can damalarlarını oluşturuyor. Özellikle özel hastaneler, SGK'nın büyük yükünü alan kurumlar.
Daha önce gelir düzeyi düşük vatandaşlarımız özel kurumlarda tedavi olamazken, şimdi ilk tercihleri özel hastaneler...
Tabi süreç bu kadar mükemmel bir vaziyete ulaşma sahfasındayken hastaneler bulundukları konuma çok dikkat etmeli, denetimlerini da sıklaştırmalılar. Hastane ve doktorlar ile ilgili memnuniyet araştırmalarını gelip geçici kağıt testleri ile yapmaktan ziyade, bu konu ile doğrudan ilgilenen birimlerin açılması ile yapmalılar. Aksi takdirde bilmeden yapılan bir yanlış davranış, bu işe milyonlarını harcamış bir markayı çok tehlikeli bir boyuta sokar. Bir doktorun yanlış bir tavrı, o hastanede yapılan mükemmel hizmetlerin önüne geçer, ismini lekeler...
Burada da işin yükünü hastanelere atmamalıyız. Bireysel olarak gittiğimiz hastanelerde yaşadığımız sıkıntıları ilgili yönetim kademelerine uygun bir dil ile anlatmalı, yaşana sıkıntıların önüne geçilmesini sağlamalıyız…
Tabi, bu yazı böyle bir düşüncenin ifadesi olarak kaleme alınmıştır. Şimdi anlatacağım yaşadıklarım, eminim bu hastane yönetimini de memnun etmeyecektir. Bir sonrası için önlem almalarını tavsiye ederim…
Yer Antalya Medline Hastaneleri çocuk sağlığı bölümündeyiz. Günlerden 5 Kasım 2012. Yeni dünyaya gelen oğlumuz Atabey'imiz bir kaç gündür çok huzursuz. Az uyuyor ve sürekli gaz sıkıntısı çekiyor. Eşim hemen evimizin yakınındaki hastane olan Medikal Park Antalya Kompleksi'nde bir randevu almamı istedi. Ancak
Ben, daha önce bir kaç defa gittiğim, hizmetlerinden de memnun kaldığım Medline Antalya Hastanesi'ne gitmeyi tercih ettim. Randevuyu aldık. Bize bakacak kişi koskoca hastanede bir tane çocuk doktoru. Adı danışmadan öğrendiğim kadarı ile Can Özyıldız. Şikayetlerimizden bahsettik, operatör bizi Can Özyıldız'a randevu almamızı önerdi. Hemen o gün için saat 14.45'e randevu aldık. Saat geldiğinde hastaneden içeri girdiğimizde gördüklerimiz bizi o kadar çok şaşırttı ki?
Danışma önünde hastalarla tartışan görevliler, ağlayan çocuk çığlıkları ve doktorun sıra dışı vurdumduymazlığı...
Neyse dedik, elimizde 2 aylık bebeğimizle uzak bir mevkiden gelmişiz bari bekleyelim...
Sıra bizde...
Biliyor musunuz saat 14.45'te gittiğimiz randevumuza sıra bizde olmasına rağmen tam 1,5-2 saat bekledik ve çocuğumuzu muayene ettiremeden geri döndük...
Danışmaya defalarca müracaat ettik. Küçük bebeğimizin çok huzursuz olduğunu, doktorun bu konuda uyarılmasını rica ettik, tamam dediler....
Biraz daha bekleyelim dedik...
Tabi bu sırada hastalar çığırdan çıktı. Doktorun kapısı sıra bizde olmasına rağmen diğer hastalar tarafından açılıp kapanmaya başladı. Dışarı doktorun durumu ile ilgili bilgi veren hiç bir hizmetli memur yok...
En sonunda bebeğimin hastalığını unutup, bende doktorun kapısına yöneldim ki ne göreyim!...
içeride iki bayanla muhabbet yapan, dışarıdaki hastaların çocuklarını ve dakikalarını hiç önemsemeyen bir doktor...
Üstelik çok acayip öneriler var!...
Son kez danışmaya kendilerini ikaz için gittim. Saat 14.45'de benim randevum olmasına rağmen 2 saat beklediğimi bu bekleyişimin hastaneden ayrılmamla sonuçlanacağını, çocuğumun durumunun iyi olmadığını gayet saygılı biçimde ifade ettim..
Ancak ne bir gelişme ne de bir sonuç elde ettim. Ne benim ve diğer hastaların şikayetlerini danışma dikkate alıp doktora iletti, ne de doktor insafa gelip oradaki insanların hasta çocuklarını muayene etti.
Ben: ' Eğer bu böyle devam edecekse ben işlemlerimin iptalini istiyorum'
Danışma: ' Peki'
Yani kısacası bize işinize gelirse dendi...
Tabi o anın sıcağı sıcağına öfkesi ile hemen oradan kaçarken ağlayarak çıkan bir kadın...
Ertesi gün doğum yapacakmış ve sanırım 5 yaşındaki kızı için ağır hastalık teşhisi konmuş...
Doğum yapacak kadının ayakta kalacak hali yok. Bir yandan kızına (tam emin değilim ama) hastalığı söylenmiş. Korku ve panik içinde anne gidelim diyor.
Anne son kez doktorun odasına, 'artık dost ahbap muhabbetinin yeri bura değil' deyip aniden kapıyı açıp girdi.
Doktora, hamile olduğunu, çocuğuna daha önce ağır teşhis konulduğunu, bir kez daha muayene edilmesini ya da orada yapılması gereken prosedürlerin beklemeden yapılmasını rica etmiş.
Kadına verdiği cevap: 'Doğum yapıyorsanız önemli değil. yarın gelin sizi de kızınızı da hastaneye yatıralım o zaman...'
Kadın da bizde aynı anda hastaneden çıktık. Hamile kadın ağlıyor. Biz artık tümden kendimizden geçip kadının sakinleştirmeye çalışıyoruz.
Yaşanan iki olay ve iki travma...
Ben, eşimin sözünü dinlememekle hata yapıp yapmadığımı hastane yönetiminin tavrına bağlayacağım.
Eminin hastane yönetimi bu ve buna benzer önlemi alacaktır.
Öyle inanmak istiyorum..