Geçtiğimiz günlerde CHP İl Başkanı Ali Engin'in bir gazeteye yaptığı açıklamadaki bazı sözleri dikkatimi çekti. Ali Engin açıklamasında ' Parti olarak kadro yetiştiremiyoruz. Halkı kucaklayacak, dokunacak yönetici bulmakta zorlanıyoruz. ' ifadesini kullanmıştı.
İlk başta Ali Engin'in sözlerini yadırgasam da biraz düşününce hak verdim. Daha önce yazdığım bir yazıda CHP'nin yıllardır İzmir'de dar kadrocu ve ekipçi anlayış sebebiyle partiye katkı koyabilecek, birikimli çok sayıda insanı küstürdüğünü yazdığımı hatırladım. Bu gün CHP İl Başkanı bu tespitte bulunuyorsa, yıllardır partide görev almak için gelen birbirinden değerli insanları, sadece bir ekibe mensup olmadığı ya da birilerinin adamı olmadığı için dışlayanların sorumluluğu vardır. Yoksa İzmir potansiyel olarak CHP'nin en nitelikli seçmeninin olduğu illerden birisi. Eğer İzmir İl Başkanı bunları söylüyorsa Anadolu'daki küçük illerde kadro oluşturmanın zorluklarını tahmin edebilirsiniz.
CHP'de önseçim mekanizmasının son kongre dışında yıllardır çalışmaması bu sonucu doğurmuştur. Parti de görev almak isteyen nitelikli ve donanımlı kişiler, bir ekibe dahil olmayıp bağımsız tavır aldıklarında dışlanmakta ve siyasete girdiğine pişman edilmekte dolayısıyla parti kadrolarında görev almaları engellenmekte. Her şeye rağmen parti kademelerinde belirli bir noktaya ulaşabilenler ise bir önceki yazımda değindiğim ' her şeye muhalif CHP'liler' tarafından acımasızca eleştirilmek te ve canından bezdirilmekte. Dayanabilenler siyaset yapmaya devam ederken büyük bir bölümü de siyasetten uzaklaşmakta. Sonuçta da ortaya Ali Engin'in cesaretle vurguladığı tablo çıkıyor.
Bunun çözümlerinden biri, tüm üyelerin oy kullanacağı delege seçimleri ve her aşama da yapılacak ön seçimlerdir. Daha da önemlisi parti içi çekişmeleri bir tarafa bırakıp, hep birlikte mücadele verilirse seçimlerde başarı kazanılacağının parti örgütüne iyi anlatılıp bu birlikteliğin sağlanmasıdır. Ayrıca toplumun değişik katmanlarında başarılarıyla öne çıkmış, donanımlı isimlere siyaseti birlikte yapma teklifi götürülmeli ve onlara aktif siyasette yer alma şansı verilmelidir. Bundan sadece CHP değil, siyaset kurumu da karlı çıkacak ve siyasetin ülke sorunlarına çözüm bulması kolaylaşacaktır.
İzmir siyasetini yakından izleyen bir gazeteci olarak CHP milletvekillerine baktığımda Mustafa Moroğlu'nun bir adım öne çıktığını görüyorum. Moroğlu'nun halkla ilişkilerdeki ve halkın gerçek sorunlarını gündeme taşımadaki başarısını takdirle izliyorum. Başarısının nedeni devrimci gelenekten gelen birisi olarak halkın nabzını iyi tutması ve içlerinden geldiği için CHP örgütüyle kurduğu başarılı iletişimdir. Tabii ki birde dağ, tepe demeden koşmasının, halkla iç içe olmasını sağlayan çabasının, emeğinin de bu başarıda payı var.
Bu arada eğer CHP'de 'taban siyaseti nasıl yapılır, vatandaşa en sıkıntılı olduğu durumda yanında olduğu nasıl hissettirilir, halkın sevgisi nasıl kazanılır ?' gibi konuları merak eden varsa çok uzağa gitmelerine gerek yok. Manisa Milletvekili Hasan Ören gibi tecrübeli bir siyasetçi var partilerinde. Yıllardır yakından izlediğim Hasan Ören, gösterdiği insanüstü çabayla sürekli vatandaşla iç içe bir milletvekili portresi çizdi. Bazen genel başkanların hatalı kararları sonucu aday gösterilmese de son seçimde olduğu gibi önseçimde örgütün büyük desteğini alarak yine hak ettiği yere geldi.
Siyaset yapmaya niyetlenenler; önce aynı emeği, çabayı, mücadeleyi gösterebilecekler mi? Ona karar versinler. Sonra da böyle başarılı isimleri örnek alıp izlerini takip etsinler.
AK PARTİ DE SİYASET YAPMAK
CHP ile kıyaslandığında AK Parti çok genç bir parti. Ancak yetişmiş siyasi kadroların değerlendirilmesi konusunda orada da sıkıntı var. Son seçimlerde iki eski il başkanını, kadın ve gençlik kolları başkanını seçilecek sıralardan aday göstererek teşkilatını çalışması için iyi motive etti. CHP'nin ithal adayları karşısında yerel siyasetçileri aday göstererek avantaj sağladı. Ancak geriye dönüp baktığımızda 10 yılda 5. İl başkanının görevde olduğunu görüyoruz. Sirkülasyon çok fazla. Her yönetimde il yönetim kurulu üyeleri de büyük oranda değişiyor. Siyasi yaşamı AK Parti de başlayan pek çok isim bir süre teşkilatta görev yaptıktan sonra dışarıda kalıyor. Edindiği siyasi tecrübeyi değerlendirecek alan bulamıyor. AK Parti de kurucu yönetimde görev yapmış ya da daha önceki il yönetimlerinde görev yapmış pek çok isim köşesine çekilmiş gelişmeleri izliyor.
Yerel seçimlerin öne alınması konusunda bir konsensüs oluşmuş gözüküyor. Yerel seçimlerin sonuçları daha sonra yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimleri de etkileyeceği için hayati önem taşıyor. Bu süreçte deneyimli siyasetçilerden yeterince istifade edilmediğini görüyorum. Bu isimlerden birisi de AK Parti de teşkilat başkanlığı yapmış Rahmi Taştan. Hakkında hep olumlu şeyler duyduğum ve geçtiğimiz günlerde bir dost sohbetinde tanıştığım Rahmi Taştan, siyasi tecrübesi ve olayları analiz etmedeki başarılı tespitleriyle dikkatimi çekti. Son kongrede yönetim kurulu listesine genel merkezin direktifi sonucu yazılan Taştan, anlattığı bir anısıyla da takdirimi kazandı. Kendisinden izin almadan yazıyorum ama bazı siyasetçilere de örnek olur diye yazma gereği duydum. İlk defa AK Parti İl yönetim kuruluna girdiğinde Taştan'ın ilk yaptığı iş, sahibi olduğu 13 şirketin yönetiminden çekilmek ve görevlendirdiği müdürlerine ' bundan sonra devletle iş yapmayacağız. Ne mal alacağız, ne mal satacağız, ne de herhangi bir ihaleye teklif vereceğiz' olur. O günden sonra da bu talimatın titizlikle uygulanmasını sağlar. AK Parti Teşkilatının ' Rahmi Abi'si olmanın yolu; karşılıksız vermekten, yorulmak bilmeden çalışmaktan ve fedakarlıktan geçiyor. Bazı yeni yetme siyasetçileri görünce, Rahmi Taştan gibi ilkeli, siyaseti milletin ve devletin menfaatini gözetmek için yapanların değerini daha iyi anlıyoruz.
Bana göre AK Parti'nin siyasi tecrübesinden ve birikiminden istifade etmesi gereken isimlerden birisi de İbrahim Derici. Daha önceki yönetimlerde görev alan ve seçim koordinasyon merkezi başkanlığı gibi önemli görevler üstlenen Derici'de yeterince değerlendirilemeyen bir isim. Türkiye ve Dünya siyaseti ile ilgili öngörülerinin isabetine defalarca şahit olduğum Derici, ülkenin ve İzmir'in sorunlarını bilmekle kalmayıp çözüm yolları konusunda da önerilerinden yararlanılması gereken bir siyasetçi. Siyasetin okulu yok denir. Ancak Derici gibi çocukluğundan bu yana siyasetin içinde yer almış ve üstlendiği görevleri başarıyla yapmış isimlerden çok şey öğrenilebilir.
Böylesi insanların birikimlerinden, tecrübelerinden yararlanmak siyasi partilere çok şey kazandırır diye düşünüyorum.