İran’dan sonra sıra Türkiye’ye gelmeyecek. Çünkü, Türkiye zaten Büyük Ortadoğu Projesi ile kendisine biçilen rolün gereğini yerine getiriyor.
İki bin'li yıllarda ortaya çıkan gerçek; Yüzyıllık toplumsal mutabakat çöktü.
Bu çöküşü hızlandıran koşullar, 40 yıldır, Batı himayesinde oluşuyor, gelişiyor.
Çöküşün temelinde, “yetmez ama evet” kafasının devamı olan kimlik siyaseti ve siyasal İslam var.
Kimlik siyasetinin etkileri ve sonuçları, “Türk-Kürt-Arap” federasyonu fikrinin inşasında eni konu görünür oldu; Kürt siyasal hareketi ve Öcalan’ı merkeze alan görüşmelerde epey yol alındı. Araplar zaten hazır bekliyor.
Bakalım, Türkler ile ne yapacaklar?
Terörsüz Türkiye ve barış süreci, bütün bu olan bitenin kod adı…
Dönüşümün son aşaması için yeni Anayasa işareti verildi. Muhtemelen, “Türk milleti” yerine, “Türk-Arap-Kürt” kimlikleri öne çıkacak. İktidar çevreleri, anayasa değişikliğinin federasyon kapılarını açmasını umuyor. Hedef; yüzyıllık mutabakatı bitirmek ve yeni anayasa marifetiyle Selefi İslam normlarına dayalı yeni Türkiye düzeninin önünü açmak.
Evet, bir çağ kapanıyor. İnsanlık endüstri devrimi sonrasına hazırlanıyor. Ancak bu değişim süreci doğru yönetilmiyor. Her şeyden evvel, değişim geriye doğru değil. Osmanlı dönemine dönelim, dine sarılalım gibi argümanlarla değişime ayak uydurmak mümkün değil. Belki, kurulmakta olan yeni Dünya düzeninin ücra bir köşesine ilişmek mümkün olabilir.
Batı, bölgede güçlü devlet istemiyor. Bunu anladık. Ya ülkeyi yönetenler neden istemiyor, bunu anlamak çok zor. Küçük hesaplarla Batılı muktedirlere biat eden iktidar grubu, bir süre sonra, yönetecek ülke bulamayacağının farkında değil.
“Gaflet ve dalalet…” dedikleri bu olmalı…
Yüzyıllık Türkiye Cumhuriyeti bir yol ayrımında; doğu zihniyetinin ele geçirdiği devletin dönüştürülmesi için bütün düğmelere basıldı.
Ülke belirsizliğe sürükleniyor. Sürükleniş, federasyon hayalinden beslenenlerin zaferiyle mi sonuçlanır; yoksa, hevesleri kursaklarında mı kalır, göreceğiz.
Sonucunda, olan bitene bakılırsa, tek parça Türkiye yerine, üç parçalı bir federasyon fikri öne çıkıyor. Batılı efendileri bu talebin altını özenle çiziyor, bizimkiler de gereğini yapıyor. AKP, ılımlı İslam ile… DEM Parti, federasyon ile… CHP, İmamoğlu ve Özel’in başucu kitabında yazdığı gibi, “yetmez ama evet” ile…
İran operasyonu tamamlandığında gerçeklerle yüz yüze geleceğiz.
Çok zor günler kapıda…