Emre Altuğ, bir zamanlar karın kaslarını göstere göstere, yanındaki fıstık gibi hatunla olan ıslak ve sırılsıklam klibinde ''sıcakkkkkk, çokk sıcakkkkkk, daha da sıcakkkk olacak'' derken önemli bir öngörüde bulunuyordu demek… Bunu bugün anlamış bulunuyorum…
Bu nasıl bir şeydir arkadaş… Hava nasıl bu kadar ısınır anlamadım ki…
Vücudum bildiğiniz fokurduyor, kaynıyor… Hani derler ya kanın yüzde 95'ine yakını sudur diye, işte o oran son bir haftadır kaynamaktan yüzde 65'lere falan düştü… Kaynayan buharlar resmen beynimi pişirdi… Hani biri gelse kafatasımı açsa, seviyorsa eğer bir güzel kaşıklayıp yiyebilir… Yemekle de kalmaz ''valla tam kıvamında pişmiş, versene şunun tarifini'' bile der…
Eee çok yardımseverim ya ben de anında veririm o tarifi… ''Bak ablacım bir insan alıyorsun, hayvan da olabilir, beyni olsun yeter… Sonra onu güneşe bırakıyorsun… Güneşte ağır ağır yürütüyorsun ki, ağır ağır pişsin… Üzerini çok giydirme sakın lapa olur…'' gibisinden…
Offf Allahım offf… İşte sıcak böyle bir şey, insana bu denli saçmalatabiliyor…
***
Son bir haftadır gece gündüz bir yapış yapış olma durumu yaşıyorum… Saat başı elimi yüzümü yıkamaktan obsesif vakaya döneceğim yakında…
Kavuruyor, daraltıyor, başımı ağrıtıyor… Çiçek kokusu, deniz, sahil, fıkır fıkır cıvıl cıvıl şarkılar falan hiçbir şekilde teselli vermiyor…
Haber bültenlerinde ''Son yılların en sıcak yazını yaşıyoruz ve sıcak giderek etkisini arttıracak'' cümlelerini okumaktan duymaktan bıktım…
Yağmur yağsın istiyorum ben, gök gürlesin, şimşekler çaksın… Caddeleri sokakları sular seller götürsün… Aniden yakalanayım, sırıl sıklam olayım…
Alaska, Grönland, Antartika bugünlerde fena halde hasretimsiniz, bilesiniz…
***
Şaka bir yana da farkında mısınız her yıl yaz ayları gittikçe daha da sıcak oluyor, kışları ise ılık…
İnsan canlısı ve daha pek çok tür, 60 derecenin üzerindeki bir sıcaklıkta yaşayamaz… Oysa artık Moskova'nın bile 40 dereceyi gördüğü bir dünyada yaşıyoruz… Yani küresel ısınma dedikleri bu olsa gerek… Bugünlerde ülkemizin her bölgesi de deyim yerindeyse resmen kavruluyor…
Öyle böyle değil sıcaklar, caddelerdeki asfaltların erimesine biraz da olsa alışmışken, Arnavut kaldırımlı sokakların taşları bile erimeye başladı… Klimalar vantilatörler neredeyse 24 saat aralıksız çalışıyor… Çalışıyor çalışmasına da uzmanlar da her Allahın günü uyarıyor, ''klimalarla muhabbetinizi çok gerekli haller dışında arttırmayın, bünyenizi klimanın yarattığı yalancı serinliğe çok fazla alıştırmayın, haaaa'' diye… Uyku deseniz, zerresi yok, kavrulmaktan bunalmaktan uykuya dalamıyoruz bile… İşte böyle bir sıcakla boğuşuyoruz bugünlerde…
Öyle böyle değil sıcaklar, caddelerdeki asfaltların erimesine biraz da olsa alışmışken, Arnavut kaldırımlı sokakların taşları bile erimeye başladı… Klimalar vantilatörler neredeyse 24 saat aralıksız çalışıyor… Çalışıyor çalışmasına da uzmanlar da her Allahın günü uyarıyor, ''klimalarla muhabbetinizi çok gerekli haller dışında arttırmayın, bünyenizi klimanın yarattığı yalancı serinliğe çok fazla alıştırmayın, haaaa'' diye… Uyku deseniz, zerresi yok, kavrulmaktan bunalmaktan uykuya dalamıyoruz bile… İşte böyle bir sıcakla boğuşuyoruz bugünlerde…
***
Kısacası dehşet bir hale geldi havalar… Öyle böyle değil… Daha da fazla ısınmaz derken önünü alamadık gördüğünüz/yaşadığınız gibi…
O değil de merak ediyorum, halen kuzucuklarımıza coğrafya dersinde yurdumuzun dört mevsim yaşadığı mı anlatılıyor yoksa… Yalan kuzucuklar, vallahi yalan… Dört Mevsim Vivaldi'nin eseridir, o kadar… Yoksa nerdeeee o başı sonu belli mevsimler, zamanlı ilkbahar, yaz, sonbahar, kış ayları…
Yaz dedikleri oldu cehennem sıcakları, kış desen sobalı evlerde büyüyen çocukların gazetelerin üçüncü sayfalarına konu olan manşetlerinden ibaret artık: Ya ''Donarak öldü'' ya da ''Dumandan zehirlendi''.. O iki baharı ise hiç sormayın… Onlar da, görmek için can atılan eski sevgililer…
Bu yaşadıklarımız gerçekten de kıyamet alametleriyse, Tanrılar çıldırmış olmalı… Canım Tanrılarım benim, ne gerek var bunca tantanaya, derhal ve toptan feshedin şu hayatı/dünyayı olsun bitsin… Sen sağ ben selamet… Ha toptan feshederken unutmayın da bu yaşadığımız günler, Cehennem'de yaşayacağımız günlerden düşsün bir zahmet…
Dipnot 1: Böyle günlerde herkes bir şeyler söyler durur, yok küresel ısınma, yok burada nem var, olmasa oh mis, ne güzel falan… Arkadaş yanıyoruz yaw, bildiğin öleceğiz ne nemi, ne küreseli… Yalnız şunu da gördüm ve öğrendim ki, sıcağın nem ile birleşmesi, ateş ile barut birleşmesinden sonraki en tehlikeli birleşmeymiş…
Dipnot 2: Biliyorsunuz, her zıt ifadede olduğu gibi mevsimlerde de yazı sevenler ve kışı sevenler diye insanları iki sınıfa ayırabiliriz… Ama ben iddia ediyorum ki, bu yıldan itibaren herkes kışçı olacak… Kışın en azından kat kat giyiniyoruz mis gibi… Yazın, hele ki bu yaz kat kat soyunsak, uyurken donumuzu bile çıkarsak ne fayda, o derece abarttı yani…
Dipnot 3: Daha 2 ay önce gelmedi gelemedi şu yaz diye söylendik durduk, müstehak bize, az bile… Tamam yaz, iyidir hoştur güzeldir ama bu kadar da olmaz ki… Hani atalarımız demiş ya zamanında ''Her şey kararında güzel'' diye… İşte sen de haddini bil bir zahmet... Tek güzelliği var içtiğim Nescafe artık hiç soğumuyor
Dipnot 4: Sıcaklardan şikayet eden herkes… Neden ilahi dinlerin ateş ile tehdit ve terbiye ettiğini anladınız değil mi? O yüzden sevap hanenizi biraz daha yükseltmek için bugünlerde kapınızın önüne kedi, köpek ve kuşlar için bir tas temiz ve soğuk su koyun… Lütfen…