EGEDESONSÖZ- İzmir’in Seferihisar ilçesinde yaklaşık 235 dönümlük alana kurulması planlanan Güneş Enerjisi Santrali (GES) ve Enerji Depolama Tesisi (EDT) projesine yurttaşlardan itiraz geldi. Turabiye Mahallesi’nde hayata geçirilmesi planlanan proje için ÇED süreci başlatılırken, Seferihisar Ekoloji İnisiyatifi iki günde topladığı 143 imzalı dilekçeyi ilgili kurumlara iletilmek üzere Seferihisar Kaymakamlığı’na teslim etti.

Ninova Yenilenebilir Enerji İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından 3795 ada 5 parselde yapılması planlanan Seferihisar Camiikebir GES ve Enerji Depolama Tesisi Projesi için 20 MWe/27 MWm kurulu güce sahip santral ile 20 MWh kapasiteli enerji depolama tesisi kurulması öngörülüyor.

Proje kapsamında 54 bin adet 500 Wp gücünde güneş paneli, 8 inverter ve lityum-iyon batarya ünitelerinin kullanılması planlanıyor. Projenin yatırım bedeli ise 400 milyon TL olarak belirtildi.

Whatsapp Image 2026 09 17 At 17.09.43 (1)

TARIM ARAZİSİ VE ÇAYIR-MERA ALANINDA
Proje tanıtım dosyasındaki bilgilere göre Maliye Hazinesi’ne ait olan parselin tapu kayıtlarında “tarla” niteliğinde olduğu belirtildi. Alan, İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda ise “Tarım Arazisi” ve “Çayır-Mera” kullanımında bulunuyor.

Proje alanının Seferihisar ilçe merkezine yaklaşık 2 kilometre, İzmir kent merkezine ise yaklaşık 35 kilometre uzaklıkta olduğu kaydedildi. En yakın yerleşim yerinin yaklaşık 2 kilometre mesafedeki Seferihisar Merkez Mahallesi olduğu, en yakın yapının ise proje sahası sınırına kuş uçuşu yaklaşık 40 metre uzaklıkta bulunduğu belirtildi.

Projenin ekonomik ömrünün 25 yıl olması, inşaat ve montaj çalışmalarının yaklaşık 6 ayda tamamlanması planlanıyor. İnşaat aşamasında 20, işletme döneminde ise 15 kişinin çalıştırılması öngörülüyor.

143 İMZAYLA İTİRAZ ETTİLER
Projeye karşı çıkan yurttaşlar ise Seferihisar Ekoloji İnisiyatifi çatısı altında bir araya geldi. İnisiyatif tarafından yapılan açıklamada, iki gün içerisinde 143 imza toplandığı ve hazırlanan itiraz dilekçelerinin Seferihisar Kaymakamlığı’na teslim edildiği duyuruldu.

İtiraz dilekçesinde projenin tarım ve mera alanları üzerindeki etkileri, üst toprağın ve bitki örtüsünün tahrip edilmesi, biyoçeşitlilik, kuş türleri ve göç yollarına olası etkiler, yerleşim alanlarına yakınlık ve enerji depolama tesisinin oluşturabileceği riskler sıralandı.

İnisiyatif ayrıca bölgede bulunan diğer GES projeleriyle birlikte oluşabilecek kümülatif çevresel etkinin değerlendirilmesini talep etti.

Whatsapp Image 2026 09 17 At 17.09.43 (2)

“YENİLENEBİLİR ENERJİYE KARŞI DEĞİLİZ”
Seferihisar Ekoloji İnisiyatifi, yenilenebilir enerjiye karşı olmadıklarını belirterek enerji yatırımlarının tarım alanları, meralar ve doğal yaşam alanları üzerindeki etkilerinin de değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

İnisiyatifin açıklamasında, “Bir enerji kaynağının yenilenebilir olması, her yere ve her koşulda yapılabileceği anlamına gelmez” ifadelerine yer verildi.

Proje alanının yaklaşık 235 dönüm olduğunu vurgulayan inisiyatif, alanın çevre düzeni planında tarım arazisi ve çayır-mera olarak tanımlandığını belirterek, projenin hayata geçirilmesi halinde üst toprak ve mera bütünlüğü açısından tahribat yaşanabileceğini öne sürdü.

Açıklamada proje alanı ve çevresinde endemik bitkiler, koruma altındaki türler ve kuş türlerinin bulunduğu, bölgenin kuş göç güzergahı üzerinde olduğu iddia edildi. Yakındaki tarım alanları ve zeytinliklere de dikkat çekildi.

İtiraz açıklamasında aynı zamanda Seferihisar Ekoloji İnisiyatifi’nin kuruluşu da duyuruldu. İnisiyatif, ilçenin doğası, suyu, toprağı ve yaşam alanlarına ilişkin sorunları takip etmek ve gerektiğinde ortak müdahalelerde bulunmak amacıyla oluşturulduğunu açıkladı.

Açıklama şu şekilde:

Bugün burada, Seferihisar’ın Turabiye Mahallesi’nde yapılması planlanan büyük ölçekli Güneş Enerjisi Santrali ve enerji depolama tesisi projesine ilişkin itirazlarımızı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne sunmak için bulunuyoruz.

Öncelikle şunu açıkça söylemek isteriz: Biz yenilenebilir enerjiye karşı değiliz. İklim krizinin giderek ağırlaştığı bir dünyada fosil yakıtlardan çıkılması, yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesi elbette zorunludur. Ancak bir enerji kaynağının yenilenebilir olması, her yere ve her koşulda yapılabileceği anlamına gelmez.

Ayrıca tartışmamız gereken şey, yalnızca enerjinin hangi kaynaktan üretildiği değil, sürekli büyüyen ve sorgulanmadan kabul edilen enerji ihtiyacının kendisidir. Enerji adaleti; daha fazla üretmekten önce, enerjinin kim için, ne kadar, hangi ihtiyaçlar için ve hangi ekolojik ve toplumsal bedeller pahasına üretildiğini sormayı gerektirir. Bunu sorguladığımız için buradayız.

Söz konusu proje yaklaşık 235 dönümlük bir alanı kapsıyor. Üstelik bu alan çevre düzeni planında tarım arazisi ve çayır-mera olarak tanımlanmış durumda. Proje hayata geçerse on binlerce ton bitkisel üst toprağın sıyrılması, mera bütünlüğünün bozulması ve doğal yaşam alanlarının parçalanması söz konusu olacak.

Burası yalnızca boş bir arazi değil. Proje alanında ve çevresinde endemik bitkiler, koruma altındaki türler ve nesli tehlike altında bulunan kuş türleri bulunuyor; bölge aynı zamanda bir kuş göç güzergâhı üzerinde yer alıyor. Proje alanının hemen yakınında tarım alanları ve zeytinlikler bulunması da yapılacak müdahalenin yalnızca proje sınırları içinde kalmayacağını gösteriyor.

Ayrıca 20 MWh kapasiteli lityum-iyon batarya depolama tesisi kurulması planlanıyor ve proje alanına en yakın yapı yalnızca yaklaşık 40 metre mesafede. Bunun yanında hemen 100 metre kuzeyde başka bir GES projesinin bulunması, tek tek projelerin değil bölgede oluşacak toplam ekolojik baskının da değerlendirilmesini zorunlu kılıyor.

Bizim itirazımız tam da burada başlıyor: Enerji üretimi planlanırken meraları, tarım alanlarını, suyu, toprağı, canlı yaşamını ve insanların yaşam alanlarını gözden çıkaramayız. İklim krizine çözüm üretirken yeni ekolojik sorunlar yaratamayız.

Bu nedenle projenin mevcut haliyle kabul edilmemesini, etkilerinin bütünlüklü ve bilimsel biçimde değerlendirilmesini ve en azından kapsamlı bir ÇED sürecinin yürütülmesini talep ediyoruz. Dilekçemizin temel talebi de budur.

Bugün burada aynı zamanda yeni bir başlangıcı da duyurmak istiyoruz. Seferihisar’ın doğasına, suyuna, toprağına ve yaşam alanlarına yönelik sorunları birlikte takip etmek, bilgi üretmek ve gerektiğinde birlikte müdahale etmek amacıyla Seferihisar Ekoloji İnisiyatifi’ni oluşturduk. Kurumların değil, bu ilçede yaşayan ve ekolojik yaşamı savunmak isteyen yurttaşların yan yana geldiği açık, yatay ve dayanışmacı bir oluşum olmasını istiyoruz. Tüm duyarlı yurttaşları, hep birlikte Seferihisar’ın ve bölgemizin havasını, suyunu, zeytinini, tüm canlıların yaşam alanını savunmaya davet ediyoruz.

Bugünkü itirazımız da bu ortak çabanın ilk adımlarından biri. Seferihisar’ın geleceğine ilişkin kararların, burada yaşayanların sözü ve doğanın hakları yok sayılarak alınmasına sessiz kalmayacağız.17.09.2026.

SPK'dan borsada çok sayıda işlem yasağı
SPK'dan borsada çok sayıda işlem yasağı
İçeriği Görüntüle