EGEDESONSÖZ- Karabağlar Belediyesi ‘Yaşayan ve Yaşatan Karabağlar’ sloganıyla sürdürülebilir enerji iklim planın olan SECAP tanıtım programını açıkladı.
Karabağlar’ın en yok sayılan ilçesi olduğunu ifade eden Başkan Kınay, “Karabağlar’a baktığımızda çok net bir tablo görüyoruz: İzmir’in en büyük ilçelerinden biri ama aynı zamanda en çok yok sayılanlarından biri. Kentleşme eksik, sorunlar büyük. Altyapıdan üstyapıya kadar ciddi bir yük var. Burası aynı zamanda Türkiye’nin en büyük kentsel dönüşüm alanlarından biri. Çünkü yıllar içinde ülkenin dört bir yanından insanlar buraya göç etti. Kendi toprağında geçinemeyen, bir gelecek kuramayan insanlar umutlarını alıp bu kente geldi. Ama geldikleri yer hazır bir kent değildi. Bir zamanlar çam ormanları, bağlar, tarım alanları olan bu coğrafyada insanlar önce bir ev yaptı. Sonra yanına komşusu geldi. Ardından akrabası… Bu süreç gecekonduyu, gecekondu mahallelerini ve plansız büyümeyi beraberinde getirdi. Yolu olmayan, suyu tankerle taşınan bir yer zamanla kent olmaya çalıştı. Bugün yaşadığımız sorunların temeli işte bu 40 yıllık hikâyede yatıyor” dedi.
BOZYAKA HASTANESİ’NİN EN YAKIN ZAMANDA YENİDEN AÇILMASINI BEKLİYORUZ
Karabağlar’ın, İzmir’in en önemli ulaşım akslarının kesişim noktasında yer alan bir ilçe olduğunu vurgulayan Başkan Helil Kınay, “Bu nedenle yalnızca burada yaşayanların değil, İzmir’deki herkesin kullandığı bir alan. Toplu ulaşım ya da özel araç fark etmeksizin kent içi hareketliliğin önemli bir bölümü Karabağlar’dan geçiyor. Bu yüzden ilçemizde yaşanan ulaşım sorunları sadece Karabağlar’a ait değil. İlçede yaşayan herkesin özel aracı olmamasına rağmen, Karabağlar tüm İzmir’in yükünü taşıyor. Hatta bu yük, Yeşillik Caddesi üzerinden düşündüğümüzde, havalimanından kente giriş yapanlarla birlikte İzmir dışına kadar uzanıyor. Aynı şekilde göçle şekillenen emek odaklı yapı, Karabağlar’ı İzmir’in önemli merkezlerinden biri haline getirmiştir. Kamu kurumları, sağlık tesisleri ve büyük hizmet alanlarının burada yoğunlaşması da ilçenin taşıdığı yükü artırmaktadır. Bozyaka Hastanesi’nin yeniden inşa sürecini yakından takip ediyor, en kısa sürede yeniden hizmete açılmasını bekliyoruz. Tüm bu tablo, yapılan ölçümlere ve verilere de yansımaktadır. Ancak bu gerçeklik, sorumluluğumuzu ortadan kaldırmaz. Aksine, kendi emisyonlarımızı azaltmak zorunda olduğumuzu daha da net bir şekilde ortaya koyar. Çünkü artık yerel sorunlar da çözümler de küresel bir nitelik taşımaktadır” ifadelerine yer verdi.
BAKANLIKLARLA HAREKET ETMEMİZ GEREKİYOR
Kentsel dönüşüm ya da atık yönetimi gibi alanların tek başına çözülmeyeceğini vurgulayan Helil Kınay, “Eylem planlarımızı oluştururken diğer çalışmalardan farklı olarak daha detaylı ve kapsamlı veriler kullandık. Tıbbi atıklar gibi spesifik alanları da dahil ederek daha derinlikli bir analiz ortaya koyduk. Elbette bir ilçe belediyesi olarak ulaşım, kentsel dönüşüm ya da atık yönetimi gibi alanları tek başımıza çözmemiz mümkün değil. Bu süreçlerde bakanlıklar, büyükşehir belediyesi ve diğer kurumlarla birlikte hareket etmek gerekiyor. Ancak biz kendi sorumluluk alanımızda çözümün aktif bir parçası olmayı ve uygulama süreçlerinde öncü rol üstlenmeyi hedefliyoruz. Bu noktada en önemli araçlarımızdan biri kurumsal envanterimizdir. Türkiye’nin genel kentleşme sorunlarını tek başımıza çözemeyiz, ancak kendi yapımızda dönüşümü başlatabilir ve örnek olabiliriz. Yaklaşık 1600 personelimiz ve 30’un üzerinde müdürlüğümüzle; stratejik planlarımızı, eylem planlarımızı ve tüm çalışmalarımızı bütüncül bir yaklaşımla yürütüyoruz. Bu planlar yalnızca iklim ve enerjiyle sınırlı değil; afet yönetimi, sürdürülebilirlik ve sosyal politikalarla birlikte ele alınıyor. Bu süreçte yalnızca kurumsal değil, kentsel envanteri de analiz ettik. Ancak orman ve yeşil alanları, korunması gereken “yutak alanlar” olarak değerlendirdiğimiz için bu hesaplamalara dahil etmedik. Bu alanları artırmak ve korumak temel hedeflerimiz arasında yer alıyor” dedi.
58 MAHALLEDE RİSK ANALİZİ
İzmir Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle, belediye bütçesine ek yük getirmeden 58 mahallenin tamamını kapsayan kapsamlı bir afet risk analizi gerçekleştirdiklerini aktaran Başkan Kınay, “Deprem, sel, heyelan, iklim değişikliği, kuraklık ve sosyal kırılganlık başlıklarında detaylı veriler elde ettik. Bu veriler doğrultusunda planlarımızı, hedeflerimizi ve bütçe süreçlerimizi yeniden yapılandırıyoruz. Elbette kaynaklarımızın sınırlı olduğunu biliyoruz. Ekonomik koşulların zorluğu da ortada. Bu nedenle alternatif finansman kaynakları, proje destekleri ve iş birlikleriyle çalışmalarımızı güçlendirmeye devam ediyoruz. Amacımız; Karabağlar’da yaşayan herkes için daha adil, daha dirençli ve daha sürdürülebilir bir kent yaşamını mümkün kılmaktır. Bu süreci yalnızca kurum içinde değil; meclis üyelerimiz, muhtarlarımız ve mahallelerimizle birlikte yürütüyoruz. Afet İşleri Müdürlüğümüz bünyesinde kurduğumuz arama kurtarma ekibimiz ve Mahalle Afet Gönüllüleri projesiyle, gönüllülük çalışmalarını daha sistemli ve kurumsal bir yapıya kavuşturduk. Ancak şunu çok net biliyoruz: Hangi planı yaparsak yapalım, hangi bütçeyi oluşturursak oluşturalım; eğer bunu hayatın içine katamazsak, yani Zehra teyzeye, Ahmet amcaya, 7 yaşındaki Ali’ye, 17 yaşındaki Ayşe’ye anlatamazsak, gerçek bir dönüşüm sağlayamayız. Bu nedenle Karabağlar’ın 58 mahallesinde, sadece teknik çalışmalarla değil, doğrudan yaşamın içinde yer alan uygulamalarla ilerliyoruz. Bunu sadece eğitimlerle değil, günlük hayatın parçası haline gelen bir bilinçle yürütmek zorundayız. Çünkü bu artık bir “farkındalık” meselesi değil, bir zorunluluktur. Bu, hayatımızın gerçeğidir” dedi.
DEĞİŞİMİ KARABAĞLAR’DA BAŞLATACAĞIZ
Kınay, “Bugün burada birkaç başlık ve sınırlı sayıda veriyle anlattığımız bu çalışma; aslında 15 aylık emeğin ürünü olan yüzlerce sayfalık kapsamlı bir çalışmanın özetidir. Ve bu sadece bir başlangıçtır. Bundan sonraki süreçte de tüm paydaşlarımızla birlikte; sürekli gelişen, kendini yenileyen ve afetler karşısında ayakta kalabilen bir kent yapısını kurmak için çalışmaya devam edeceğiz. Karabağlar gibi sorunların yoğun olduğu bir ilçede bu çalışmaları eleştirenlere de açıkça şunu söylüyoruz: Evet, biz bu değişimi Karabağlar’dan başlatacağız. Eğer iklim adaletini, kent adaletini ve yaşam hakkını savunacaksak; yoksulların, görünmeyenlerin ve kentte dışlananların yaşadığı haksızlıklara karşı duracaksak, bu değişimi kendi mahallemizden, kendi evimizden, kendi hayatımızdan başlatmak zorundayız. Bu çalışmanın özü de budur: Dönüşmek zorundayız.
İŞBİRLİĞİ İÇİN ÇAĞRI
Kınay açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi;
“Güç savaşını değil, güç birliğini büyütmek zorundayız. Değişimi büyütmek isteyen, yeni projeler üretmek isteyen, katkı sunmak isteyen herkese kapımız açık. Güçlü bir ekibimiz, güçlü bir irademiz ve ortak bir hedefimiz var. Bu değişime katkı sunmak isteyen herkesi yanımızda görmek istiyoruz. Gelin, iyi örnekleri birlikte büyütelim.”





