30 Ocak 1980 gecesi buz gibi soğuktu Başkent Ankara
Hoşdere caddesinde bir gurup genç faşist cuntayı protesto eden yazılar yazıyordu duvarlara.
Onları takip eden polis Süleyman çekti silahını doğrultu yurtsever gençlere, bastı tetiğe..
Hoşdere caddesinde bir gurup genç faşist cuntayı protesto eden yazılar yazıyordu duvarlara.
Onları takip eden polis Süleyman çekti silahını doğrultu yurtsever gençlere, bastı tetiğe..
ODTÜ öğrencisi 21 yaşındaki Sinan Suner arka yan kalçasından aldı kurşunu körpe bedenine.
Kör kurşun delip geçmiş, yerler kan içindeydi.
Sinan'ın katledilmesi kavurmuştu yürekleri alabildiğine.
Bir gurup yurtsever devrimci genç kınamak için bu kanlı cinayeti toplandılar Hoşdere caddesinde.
Askeri inzibatlar sardı dört bir yanlarını.
Ve bir anda müdahale başladı göstericiler üzerine.
Silah sesleri yükselirken göğe, Zekeriya Önger adlı bir er yere yığıldı.
Dağıldı eylemciler, bir kısmı yaralandı, hırpalandı bir çoğu.
Gözaltına alınan 21 gençten biri de Erdal Eren'di.
25 Eylül 1964 Şebinkarahisar doğumluydu Eren.
On yedi yaşındaydı.
Masum olduğunu söyledi işkenceler altında bile.
'Ben ateş etmedim askere' dediyse de her ifadesinde
Dinleyen olmadı Erdal'ı….
Kalem kırılmış, İdam fermanı yazılmıştı bir kez!....
'Göz dağı olur' dediler…
'Devletimizin gücü görülsün ' dediler…
Faşist cuntanın acelesi vardı.
1980 yılının, 13 Aralık'ında, o uğursuz gecede, sahte raporlarla büyütülen yaşıyla saat 02.55 de kırdılar
körpe fidanı.
Cunta tüm hukuk kurallarını çiğnemişti gaddarca.
Şimdi o cuntanın başı ve bir ekip arkadaşı sözde yargılanıyorlar ' hesap soruluyor' iddialarıyla yattıkları yerde.
Uyuklaya uyuklaya, çay kahve içe içe, pişkince yanıtlar veriyorlar.
Hiç pişman değillermiş paşalar,
Yine gerekli olsa yine aynı şeyleri yaparlarmış.
Erdal Eren'in resmi gösterildiğinde kendilerine, tanımadıklarını söylemişler utanmazca.
Oysa milyonlar Erdal'ı da, eli kanlı olanları da iyi tanıyor.
Tabii hikayeden hesap sorma yasalarını çıkarıp, hesap soruyor numarası yapanları da.