Türkiye'de yatırım fonları üzerinden yaşanan mağduriyetler ve finansal piyasalardaki denetim tartışmaları sürerken, bu kez çiftçilerin borçlarına dayalı menkul kıymetlerde ortaya çıkan ödeme sorunu gündeme geldi. Fon krizinin yalnızca yüksek getiri vadeden yatırım araçlarıyla sınırlı kalmadığına ilişkin tartışmalara, TARFİN Birinci Varlık Finansmanı Fonu'nun üç ihracında yaşanan 407 milyon liralık anapara ödeme sorunu eklendi.
YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, sosyal medya hesabından yaptığı kapsamlı paylaşımla TARFİN dosyasını gündeme taşıdı. Geçtiğimiz günlerde aracında ölü bulunan Ali Emre Ballı'nın sahibi olduğu TARFİN üzerinden kurulan finansman sistemini mercek altına alan Özlale, yatırımcıların paralarını alamamasının yalnızca şirketin ödeme güçlüğüyle açıklanamayacağını vurguladı.
Özlale, çiftçilerden tahsil edilen senet bedellerinin yatırımcılara ödeme yapılacağı tarihe kadar nerede tutulduğunun, nasıl değerlendirildiğinin ve kimler tarafından korunduğunun açıklanmasını istedi.
Paylaşımında, “Çiftçi borcunu ödemişse, o para nerededir?” sorusunu yönelten Özlale, TMKŞ'nin tahsilat süreçlerine ilişkin sorumluluğuna dikkat çekti.
Çiftçinin ödediği senet yatırımcıya neden ulaşmadı?
Özlale, paylaşımında öncelikle TARFİN üzerinden işleyen finansman modelini anlattı.
Çiftçilerin gübre, yem ve tohum gibi tarımsal ihtiyaçlarını vadeli olarak karşılamasını sağlayan TARFİN, bu işlemler karşılığında çiftçilerden senet alıyor. Senetlerden doğan alacaklar TMKŞ tarafından kurulan fonlara devrediliyor. Fonlar ise bu alacaklara dayalı menkul kıymet ihraç ederek yatırımcılardan finansman sağlıyor.
Sistemin işleyişine göre çiftçiler senetlerini ödediğinde, tahsil edilen tutarların yatırımcılara yapılacak ödemeleri karşılaması bekleniyor.
Ancak TARFİN Birinci Varlık Finansmanı Fonu'nun üç ihracında 26 ve 27 Ekim 2026 tarihlerinde anapara ve kupon ödemeleri gerçekleştirilemedi. Yaklaşık 74,94 milyon liralık kupon ödemeleri 28 Ekim'de yapılırken, 407 milyon liralık anapara için ödeme sorunu ortaya çıktı.
Kamuyu Aydınlatma Platformu'na yapılan açıklamalarda, ödemelerin gerçekleştirilememesine gerekçe olarak TARFİN'in hizmet sağlayıcı ve garantörlük yükümlülüklerini yerine getirmemesi gösterildi.
Özlale ise bu açıklamanın asıl sorunu yanıtlamadığını belirterek, fona devredilen senetlerden ne kadarının tahsil edildiğinin ve tahsil edilen paraların hangi hesaplarda bulunduğunun açıklanmasını istedi.

“Kredi kartıyla yapılan tahsilatlar TARFİN'in hesabına mı aktarıldı?”
Özlale'nin paylaşımında gündeme taşıdığı en dikkat çekici iddialardan biri, çiftçilerden yapılan tahsilatların farklı hesaplara yönlendirilmesine ilişkin oldu.
Edindikleri bilgilerin tahsilat sisteminde sorgulanması gereken bir uygulamaya işaret ettiğini belirten Özlale, çiftçilerin havale yoluyla yaptıkları ödemelerin TMKŞ tarafındaki tahsilat hesabına, kredi kartıyla yaptıkları ödemelerin ise doğrudan TARFİN'in kendi hesabına aktarıldığı yönünde güçlü iddialar bulunduğunu ifade etti.
Bu iddiaların açıklığa kavuşturulması için TMKŞ'ye seslenen Özlale, kredi kartıyla yapılan tahsilatların gerçekten TARFİN hesaplarına aktarılıp aktarılmadığını, bu paraların fon hesaplarına ne zaman geçtiğini ve şirketin kendi nakdiyle karışmasını önleyen mekanizmaların nasıl işletildiğini sordu.
Özlale, banka ve POS kayıtlarıyla fon hesaplarının düzenli olarak karşılaştırılıp karşılaştırılmadığının da açıklanmasını isteyerek şu soruyu yöneltti:
“TMKŞ, yatırımcıya ait olması gereken tahsilatların tamamını anlık olarak izleyebiliyor muydu? Yoksa yatırımcının parasının bir bölümü, hizmet sağlayıcı şirketin kontrolünde mi kalıyordu?”
Hazine ve Borsa İstanbul'un ortak olduğu TMKŞ'nin sorumluluğu ne?
Paylaşımında TMKŞ'nin ortaklık yapısına da dikkat çeken Özlale, kuruluşun ortakları arasında Hazine ve Maliye Bakanlığı, Borsa İstanbul, kamu ve özel bankalar ile finans sektörü birliklerinin bulunduğunu hatırlattı.
Bu ortaklık yapısının doğrudan Hazine garantisi anlamına gelmediğini belirten Özlale, buna karşın yatırımcı haklarının korunması ve tahsilatların güvenliğinin sağlanması bakımından ciddi bir kurumsal sorumluluk bulunduğunu vurguladı.
Özlale, varlığa dayalı menkul kıymetlerin arkasında belirli bir alacak havuzu bulunduğunu hatırlatarak, senetler tahsil edildikten sonra da bu korumanın devam etmesi gerektiğine dikkat çekti.
TARFİN'in sahibi aynı zamanda TMKŞ Yönetim Kurulu üyesi
Özlale'nin gündeme getirdiği bir diğer başlık ise TARFİN ile TMKŞ arasındaki yönetim ilişkileri oldu.
TARFİN'in sahibi Ali Emre Ballı'nın aynı zamanda TMKŞ Yönetim Kurulu üyesi olduğunu belirten Özlale, tahsilatlardan sorumlu şirket ile bu alacaklara dayalı menkul kıymetleri ihraç eden yapıyı kuran kuruluş arasındaki görev örtüşmesini sorguladı.
Özlale, “Bir tarafta yatırımcılara ödeme yapılmasını sağlayacak alacakların tahsilatından sorumlu şirket, diğer tarafta bu alacaklara dayalı menkul kıymetleri ihraç eden yapıyı kuran kuruluş var. Nereden baksanız çıkar ve görev örtüşmesi var” ifadelerini kullandı.
TMKŞ'nin yayımladığı bir ihraç raporunda TARFİN'in hem kaynak kuruluş hem de hizmet sağlayıcı olarak yer aldığını, Mehmet Memecan'ın da fon kurulu üyeleri arasında bulunduğunu aktaran Özlale, bu ilişkilerin nasıl denetlendiğinin açıklanmasını istedi.
Ödemelerin aksadığı tarihlerde fon kurulunda kimlerin görev yaptığını ve nakdin değerlendirilmesine ilişkin hangi kararların alındığını da soran Özlale, denetim mekanizmalarının işleyişine ilişkin açıklama beklediğini belirtti.
Adil Varlık, Fair Finansman ve Adil Katılım Bankası'na para aktarıldı mı?
Özlale, paylaşımında tahsil edilen paraların vade gününe kadar nasıl değerlendirildiğine ilişkin sorular da yöneltti.
TARFİN yöneticileriyle ortak yönetim ilişkileri bulunduğunu belirttiği, ortakları arasında Mustafa Yazıcı'nın da yer aldığı Adil Varlık ve Fair Finansman gibi şirketlere herhangi bir kaynak aktarılıp aktarılmadığını soran Özlale, olası işlemlerin kimler tarafından onaylandığının açıklanmasını istedi.
Bu işlemlerde çıkar çatışmasını önleyecek kontrollerin uygulanıp uygulanmadığını da gündeme getiren Özlale, yatırımcıların paralarının nasıl korunduğunun ortaya konulması gerektiğini vurguladı.
Özlale, tahsilatların herhangi bir bölümünün Adil Katılım Bankası nezdinde tutulup tutulmadığını da sorguladı. Banka veya söz konusu şirketlerle yapılan işlemler nedeniyle zarar, bloke ya da nakde erişim sorunu oluşup oluşmadığını soran Özlale, TARFİN'in menkul kıymet ödemelerini gerçekleştirememesiyle bu işlemler arasında bağlantı bulunup bulunmadığının araştırılmasını istedi.
Söz konusu soruların hesap hareketleri ve fon kurulu kararlarıyla yanıtlanabileceğini belirten Özlale, ilgili kurumları kamuoyuna açıklama yapmaya çağırdı.
“Fon vurgununun yarattığı güven krizi artık bu araçlara da uzandı”
Özlale, paylaşımının sonunda TMKŞ, fon kurulları ve ilgili denetim kurumlarından her ihraç için ayrıntılı hesap verilmesini istedi.
Hangi senetlerin devralındığının, ne kadarının tahsil edildiğinin, tahsilatların hangi yöntemlerle ve hangi hesaplara aktarıldığının, bugün ne kadarının yatırımcıya ödenebilir durumda bulunduğunun açıklanması gerektiğini vurguladı.
Yaşananların fon piyasasındaki güven krizinin ulaştığı boyutu ortaya koyduğunu belirten Özlale, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:
“Bu sorular cevaplanmadan, sorumluluğu yalnızca TARFİN'in ödeme yükümlülüklerini yerine getirmemesine bağlamak yeterli değildir.
Maalesef bu tablo, fon vurgununun yarattığı güven krizinin yalnızca şirket tahvilleriyle sınırlı kalmadığını gösteriyor. Kriz, arkasında belirli alacakların güvence olarak gösterildiği ve bu nedenle daha sağlam işlemesi beklenen finansal araçlara da uzanmış durumda.
Varlığa dayanmak tek başına yetmiyor. O varlığın tahsilatını koruyamayan bir sistem, yatırımcıyı da koruyamıyor.”
Özlale’nin paylaşımı şöyle:
“TARFİN Skandalı: Çiftçi Borcunu Ödüyor. Peki Yatırımcı Neden Parasını Alamıyor?
Geçtiğimiz günlerde aracında ölü bulunan Ali Emre Ballı'nın sahibi olduğu TARFİN meselesinin merkezindeki soru bu. Açıklanması gereken yalnızca bir şirketin ödeme güçlüğü değil; çiftçiden tahsil edilen paranın, yatırımcıya ödeme yapılacağı güne kadar nerede tutulduğu, nasıl değerlendirildiği ve kim tarafından korunduğu.
Önce sistemin nasıl çalıştığını anlatalım.
TARFİN, çiftçilerin gübre, yem ve tohum gibi ihtiyaçlarını vadeli olarak karşılamalarını sağlıyor. Karşılığında çiftçilerden senet alıyor. Bu senetlerden doğan alacaklar bir fona devrediliyor; fon da bunlara dayalı menkul kıymet çıkararak yatırımcılardan finansman sağlıyor. Çiftçi senedini ödediğinde, tahsil edilen paranın yatırımcıya yapılacak ödemeyi karşılaması bekleniyor.
Bu yapıyı kuran Türkiye Menkul Kıymetleştirme Şirketi, yani TMKŞ.
Ortakları arasında Hazine ve Maliye Bakanlığı, Borsa İstanbul, kamu ve özel bankalar ile finans sektörü birlikleri bulunuyor. Temel işlevi, gelecekte tahsil edilecek alacakları kurduğu fonlar aracılığıyla bugünden finansmana dönüştürmek. Bu ortaklık yapısı Hazine garantisi anlamına gelmiyor; ancak tahsilatların korunması ve yatırımcı haklarının gözetilmesi konusunda ciddi bir kurumsal sorumluluk doğuruyor.
İşte fon skandalı burayı da sardı.
TMKŞ'nin kurduğu TARFİN Birinci Varlık Finansmanı Fonu'nun üç ihracında, 26–27 Ekim 2026 tarihlerinde anapara ve kupon ödemeleri yapılamadı. Yaklaşık 74,94 milyon TL'lik kuponlar 28 Ekim'de ödendi. Ancak bu üç ihracın 407 milyon TL'lik anaparası için ödeme sorunu ortaya çıktı. KAP açıklamalarında gerekçe, TARFİN'in hizmet sağlayıcı ve garantörlük yükümlülüklerini yerine getirmemesi olarak gösterildi.
Bu açıklama soruyu kapatmıyor, aksine büyütüyor: Fona devredilmiş senetlerin ne kadarı tahsil edildi? Tahsil edilen para hangi hesaplarda?
Çünkü burada söz konusu olan araç, yalnızca şirketin genel ödeme gücüne dayanan bir tahvil değil. Adı üzerinde, Varlığa Dayalı Menkul Kıymet: VDMK.
Arkasında çiftçilerin senetlerinden oluşan belirli bir alacak havuzu var. Bu yapı, yatırımcıya yapılacak ödemenin kaynağını somutlaştırmak ve alacakları ayrı bir fon bünyesinde tutmak için kuruluyor. Senet tahsil edildikten sonra da korumanın devam etmesi gerekiyor. Alacağın yerini alan nakit, ödeme gününe kadar güvenle muhafaza edilmeli.
Burada çok önemli bir tahsilat meselesi var.
Elde ettiğimiz bilgiler, tahsilat sisteminde ciddi biçimde sorgulanması gereken bir uygulama bulunduğuna işaret ediyor.
Çiftçilerin havale yoluyla yaptıkları ödemelerin TMKŞ tarafındaki tahsilat hesabına, kredi kartıyla yaptıkları ödemelerin ise doğrudan TARFİN'in kendi hesabına yönlendirildiğine ilişkin güçlü iddialar var.
TMKŞ'ye soruyoruz: Bu iddialar doğru mu? Çiftçilerin kredi kartıyla yaptığı ödemeler gerçekten TARFİN'in hesaplarına mı aktarılıyordu? Havale ve kredi kartı dışında başka tahsilat yöntemleri de kullanıldı mı? Kullanıldıysa bu tahsilatlar hangi hesaplarda toplandı?
Eğer kredi kartıyla yapılan tahsilatlar TARFİN'in hesaplarına giriyorsa, bu paralar fon hesabına ne zaman aktarılıyordu? Şirketin kendi nakdiyle karışmasını önleyen mekanizma neydi? Banka ve POS kayıtlarıyla fon kayıtları düzenli olarak karşılaştırılıyor muydu?
Daha da önemlisi, TMKŞ, yatırımcıya ait olması gereken tahsilatların tamamını anlık olarak izleyebiliyor muydu? Yoksa yatırımcının parasının bir bölümü, hizmet sağlayıcı şirketin kontrolünde mi kalıyordu?
Bunlar hesap hareketleriyle kolaylıkla açıklığa kavuşturulabilecek sorular. TMKŞ'nin tahsilat kanallarını, hesap sahiplerini ve fonlara yapılan aktarımları kamuoyuna açıklaması gerekiyor.
Bir başka kritik mesele de yönetimdeki görev örtüşmesi.
TARFİN'in sahibi Ali Emre Ballı aynı zamanda TMKŞ Yönetim Kurulu üyesi. Bir tarafta yatırımcılara ödeme yapılmasını sağlayacak alacakların tahsilatından sorumlu şirket, diğer tarafta bu alacaklara dayalı menkul kıymetleri ihraç eden yapıyı kuran kuruluş var. Nereden baksanız çıkar ve görev örtüşmesi var.
Üstelik sorunlar bununla da sınırlı değil. TMKŞ'nin yayımladığı bir ihraç raporunda TARFİN hem kaynak kuruluş hem hizmet sağlayıcı olarak yer alırken, Mehmet Memecan da fon kurulu üyeleri arasında bulunuyor.
Tahsilatı gerçekleştiren şirketle fon yönetimi arasındaki bu ilişkiler nasıl denetlendi? Ödemelerin aksadığı tarihlerde fon kurulunda kimler vardı? Nakdin değerlendirilmesine ilişkin hangi kararları aldılar?
Bir diğer önemli soru da tahsil edilen paraların nerede değerlendirildiği.
Çiftçilerden tahsil edilen paraların vade gününe kadar değerlendirilmesinde, TARFİN yöneticileriyle ortak yönetim ilişkileri bulunan, ortakları arasında Mustafa Yazıcı'nın da olduğu Adil Varlık, Fair Finansman gibi şirketlere herhangi bir kaynak aktarıldı mı?
Aktarıldıysa bu işlemleri kim onayladı, çıkar çatışmasını önlemek için hangi kontroller uygulandı ve yatırımcıların parası nasıl korundu?
Ayrıca tahsilatların herhangi bir bölümü Adil Katılım Bankası nezdinde tutuldu mu? Bu banka veya söz konusu şirketlerle yapılan işlemler nedeniyle zarar, bloke ya da nakde erişim sorunu oluştu mu? TARFİN VDMK'larının ödenememesiyle bu işlemler arasında bir bağlantı var mı?
Bu soruların cevabı, hesap hareketleri ve fon kurulu kararlarıyla verilmelidir.
Çünkü burada asıl mesele çok açık: Çiftçi borcunu ödemişse, o para nerededir?
Ödeme için ayrılması gereken para, ödeme günü kullanılamıyorsa yatırımcıyı koruyan mekanizma nerede? Alacağın varlığını kontrol eden sistem, tahsil edilen paranın güvenliğini de kontrol ediyor mu?
Yapılması gereken çok net: TMKŞ, fon kurulları ve ilgili denetim kurumları her ihraç için hesabı ortaya koymalıdır. Hangi senetler devralındı, ne kadarı tahsil edildi, para hangi yöntemlerle ve hangi hesaplara girdi, nerelere aktarıldı ve bugün ne kadarı yatırımcıya ödenebilir durumda?
Bu sorular cevaplanmadan, sorumluluğu yalnızca TARFİN'in ödeme yükümlülüklerini yerine getirmemesine bağlamak yeterli değildir.
Maalesef bu tablo, fon vurgununun yarattığı güven krizinin yalnızca şirket tahvilleriyle sınırlı kalmadığını gösteriyor. Kriz, arkasında belirli alacakların güvence olarak gösterildiği ve bu nedenle daha sağlam işlemesi beklenen finansal araçlara da uzanmış durumda.
Varlığa dayanmak tek başına yetmiyor. O varlığın tahsilatını koruyamayan bir sistem, yatırımcıyı da koruyamıyor.”





