Aldatmış işte…
Kim, kimi, kiminle, nerede, nasıl?
Oooo… Sen daha uyu.
Ali, Ayşe'yi başka bi kadınla…
Eee… Ne olmuş sonra?
Ne olacak canım, Ali var ya, hani o başkası dedim ya,
İşte! O da, Ali'yi aldatmış.
Ali 'ah vah deyip ölüyormuş, dövünüyormuş' başıma neler geldi diye.
Herkes her şeyi yapar da, kendi başına gelmeyecek mi sanır? Bilemedim.
Pışıkkkk.
İşte buradan yola çıkarsak,
Türk Eczacıları Birliği'ne niye kızıyoruz ki?
Aynı grup ilk mi seçildi? Aynı TEB değil mi seçilen?
Her şey ortada değil miydi ki?
Aynı TEB i, aynı başkanlar seçtirtmedi mi?
Eee… O eczacı odası başkanlarını kim seçti?
Dedem mi? Biz eczacılar değil mi?
Madem bir önceki SGK sözleşmesinden, sağlık uygulama tebliğinden memnun değilsin, silkelen o zaman. Önce kendi ECZACI ODA BAŞKANI nın
Prensiplerine bak, neyi desteklediğine bak, işine gelmiyorsa, yeni ekiple aday ol. Çalış, dene…
Başkanları değiştirmezsen, TEB değişir mi?
Değişmez…
Kan değişimi olmalı, rutini bozulmalı bu işin.
Sonrasında TEB için değişim beklersin.
Ya da, ECZACILIK TÜZÜĞÜ değişmeli.
İki dönem başkanlık yapan, tekrar aday olamasın mesela.
Yoruluyorlar ya, dinlenmiş olurlar başkanlarımız…
Siyasi partilerin liderleri bile, parti tüzüğü gereği bırakmak zorundayken, bizim oda başkanlarımıza çok zor gelmese gerek bu teklif?
Evet, duyar gibiyim konuşulanları…
'İsteyen bu koltuğa talip olabilir, seçimlere hazırlanabilir, kimse engel değil' deniliyor.
Doğru, zaten ana temam, eczacılara…
Yani, SGK protokolünde ne bekliyorlardı?
Niye kızılıyor?
Dün her şey 'ak'tı da, bugün mü 'kara' oldu?
Zaten bizim sözleşmemiz ECZACI ODA BAŞKANLARI ve TEB SEÇİMLERİNDEN SONRA ortada değil miydi?
Bu sözleşmeyi istemiyorsak, tüm Türkiye'deki Eczacılar önce odalarda çalışıp, değişikliklere gitmeliydi, sonra da TEB de…
Başka bir deyişle;
Perşembenin gelişi çarşambadan belli olur da denilebilir.
Sözleşmenin bitimine son 3 gün kala yapılan anlaşma da,
Anca bu kadar olur.
Benden bu kadar derken,
Bu yazımı önce kendime, sonra da tüm eczacı arkadaşlarıma gönderiyorum.
Sevgiyle kalın…