Cumhuriyet Halk Partisi şu an tepeden tırnağa iliklerine kadar yeniliği benimsemiş durumda. Benimsemiş ve hatta hedefe kilitlenmiş. Hedef; tek başına iktidar! Aslında hiçte zor değil. Örgütte inanılmaz bir sabırsızlık hakim. Sokak sokak geziyor, gezecek kadınlar. Gençler her yerde var. Gönüllüler, facebook, twitter dört koldan saldıracak Kemal'in askerleri…
Mi acaba?
Gümbür gümbür geliyor. Geliyoruz, geleceğiz, yakındır! Korkuyorlar, korkacaklar, korksunlar! Marşlar, slogan, düdük bütün hepsi hazır. Hep bir ağızdan iktidar türküsü çığırıp, hep bir elden kürek çekiyoruz.
Mu acaba?
Toplanıp toplanıp ıslık çalıyoruz. Islık çala çala mı iktidar olacağız. Bana kalırsa artık ıslıklar salonda değil sokaklarda inlemeli. Artık meydanlarda olmalıyız. Aday adayları Ankara'da değil alanlarda olmalı.
Ama nerde?
13 Hazirancılar diye bir kitle yaratıldı. Aslında yaratılmak istendi. Efendim neymiş; 12 Haziran'da parti başarısız olursa kale yeniden zapt edilecekmiş. Öndercilerin ayrı Baykalcıların ayrı planı varmış. Baykalcıları bilmem ama Deniz Baykal Ankara'yı yakın markaja alıp listede olma telaşında olmayan bir isim. Seçim çevresini karış karış dolaşıyor. Öyle küçük hesapları da yok. Nereden mi biliyorum? Sadece objektif bakıyorum. İsterseniz Deniz Baykal'ın en son demecini şöyle bir hatırlayalım.
'Hiç birimiz diğer partilerdeki gibi aday olmak için kulis peşinde değiliz. Asıl önemli olan CHP'nin başarılı olmasıdır. Hepimiz bunun için çalışıyoruz. Şu anda bu çalışmayı yapan, benim bildiğim sadece CHP Antalya İl Örgütü var. Hepimiz Antalyalı seçmenimize kendimizi anlatmaya ve (Aman partimize sahip çıkın) demeye geldik. Listede olsak da olmasak da CHP'ye sahip çıkmaya geldik. Buraya (Aman listede bize yer verin) demeye gelmedik. (Aman ha ben nerede olursam olayım, partiye sahip çıkın) demeye geldik. Temel arayışımız budur'
Açıklama bu şekilde yani fazlası var, eksiği yok. Deniz Baykal; 'Yeni memnuniyet vericidir ama eski tatmin edicidir' Küba atasözünü de doğrular bir şekilde konuşmuş. Bana göre Deniz Baykal'ın bir tek amacı var. O da az önce okuduğunuz açıklamasında gayet net olarak görebildiğimiz CHP' nin başarılı olmasıdır. Önder Sav'ın da böyle bir derdi yok. Neyse burada ne Deniz Baykal'ın ne de Önder Sav'ın avukatlığını yapacak değilim. Bu konuya neden girdiğimi belirterek devam etmek istiyorum. 13 Hazirancılar diye uydurma bir grup adı zikreden insanlar şu an partinin içinde var olan ama 11 Nisan'da o veya bu şekilde oyun bozmaya hazır insanlardır. Siz 13 Hazirancılardan değil asıl 11 Nisancılardan korkunuz.
Ben siyaseti pek bilmem. Ama ortada dönen fısıltılar doğruysa 11 Nisan CHP için depremden farksız olur. İzmir için her iki bölgeden ikişer kontenjan ayrılacağı ve mevcut milletvekillerinden en az dördünün her iki bölgeye de pay edileceği düşünülürse 1 ve 2. Bölge için ilk dörtler kapılmış oluyor. Buna ilaveten Alaattin Yüksel gibi listeye girmesi kesin isimleri de düşününce başvuran yüzlerce kişinin şansının ne denli az olduğu ortaya çıkıyor. Yüzlerce isimden sadece pek azını tanırım. Eminim hepsi de birbirinden değerli isimlerdir. Fakat bu senaryolar ve yazılıp, çizilenler ile yürütülen tahminler olur da gerçek olursa bugüne kadar gelen heyecan büyük bir hüsrana dönüşür. İzmir'in sadece metropolden ibaret olmadığı bilinmelidir. Bergama'dan veya ne bileyim Ödemiş'ten yerel siyaset adamlarına şans tanımazsanız örgütte heyecanı da sağlayamazsınız.
İzmir çok önemli ve inanın bana çok da hassas. İzmir Deniz Baykal ya da Önder Sav'a emanet edilmeli demiyorum. Fakat İzmir'de Deniz Baykal ve Önder Sav'ın fikri mutlaka alınmalıdır. Çünkü yıllarca örgütü bu isimler dizayn etti. Şu anda seçimlerde çalışacak ilçe başkanları ve belediye başkanları arasında çok sayıda bu isimlere yakın insan var. İnanın bana bu insanların hiç kimseden de çekintisi yok. Tabir-i caizse 'kelle koltukta' geziyorlar. 13 Hazirancılar eğer bu insanlar görmezden gelinirse oluşur. Bu iş bazı köşe yazarlarının dediği gibi örgütü lav etmekle de olmaz. Bu örgütte şu an var olan isimlerin pek çoğu 20 yıldır her zorluğa rağmen partide olmuştur. Örgütü lav etme önerisini getiren siyasi dehaya sahip (!) yazarlarımız örgütün daha önceki sıkıntılı günlerinde de holding patronlarından liderler yaratıyorlardı. Ama ne oldu? Hepsi kendileri gibi fos çıktı.
Bugün bazı soruşturmalardan dolayı mağdur olan insanların aday yapılması hukuk camiasında onure edici olabilir fakat kamuoyunda bilinen şöhretli isimlerin dışında sadece ailesinden CHP'li isimler olduğu için doğunun ücra köşelerine gönderilen insanların varlığı da unutulmamalı ve bu insanlara da sahip çıkılmalıdır. Bu süreçte yaşından dolayı eleştirilen Kemal Anadol'un örgütte hala var olmasının en büyük sebebi ise örgütüne sahip çıkmasıdır. Önseçim yapılmış olsaydı; örgüte sahip çıkan isimlere örgütte sahip çıkacaktı. Bu partide bedel ödeyenler bir tarafa bırakılarak bedel ödemeyen isimler putlaştırılırsa insanlar küser. Parti süzgeci bedel ödeyenleri unutmamalıdır.
O'nun adı Kemal! Unutmayacaktır. Örgütüne soracak, danışacaktır. Yapar inanıyorum yapacaktır. Sizde inanın ezberleri bozacaktır. Bundan hiç kuşkum yok ama ben bazılarına güven(e)miyorum.