Önce, Ak Parti İzmir İl Başkanı Ömer Cihat Akay’’la, daha sonra da CHP İzmir İl Başkanı Tacettin Bayır’’la Kanal 35’’te birer TV programı yaptık.
Program sonrası da her iki başkanla bolca sohbet ettik. Ülke sorunlarını tartıştık. Haziran genel seçimlerine dair hedeflerini, stratejilerini öğrenmeye çalıştık.
İkisi de esnaf orijinli.
İkisi de ’“sokağın sesini duyabiliyor’”
Benim için asıl şaşırtıcı olan, her iki başkanın dünya görüşünde, sorunların çözüm biçiminde öyle derin görüş farklılıklarının olmadığıydı’…
Genel seçimlerin İzmir ayağında, yarışların centilmence geçeceğini rahatlıkla yazabilirim.
Ak Parti’’nin yeni seçim stratejisinde, İzmir Büyükşehir Belediyesi’’nin gerçekleştiremediği projeleri eleştirmek, Aziz Kocaoğlu üzerinden CHP’’yi vurmak gibi bir yol izlenilmeyecek.
Belediye şirketleri, o şirketlerin zararları, harcamaları, yönetim ve personel politikaları, imar, şehircilik, kentsel dönüşüm, sorunları, metro, ulaşım vs. gibi konuları, AK Parti seçim malzemesi yapmayacak.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’’te bundan böyle, İzmir Büyükşehir Belediyesiyle ilgili olarak ’“konuşturulmamaya’” çalışılacak. Gökçek’’in İzmirli bir Bakan tarafından uyarıldığı da öne sürülüyor.
Tam tersi bir strateji izlenecek ’“sorunu eleştirmek yerine, çözümü için ortak proje üretilip, önerilecek’”
Ulaştırma Bakanı Binalı Yıldırım’’ın İzmir’’den Milletvekili adayı gösterilmesini isteyen Ak Partililerin, ’“gizli gündemi’” yatırım ve projelerle önümüzdeki 4 yılının hedefleriyle ilgili kent halkını birinci ağızdan etkilemek.
Meydanlarda içi boş sloganlar değil, önümüzdeki 4 yılda İzmir’’de yapılacaklar sıralanacak. Ak Parti’’de bir teknik kadro kentin öncelikleriyle ilgili çalışacak.
Başbakan Erdoğan’’ın son Denizli gezisinde de bu stratejiyi rahatlıkla görmek mümkün ’“ Denizli büyükşehir statüsüne ’“ kavuşacak dedi. Yapılan yatırımları anlattı, önümüzdeki 4 yılın planlarını özetledi.
İzmir projelerinin ’“birer dayatma’” (oyun kadar hizmet) algılamasına neden olmaması için de özel ve etkili bir siyaset dili kullanılacak, Ak Partili Milletvekili adayları da, diledikleri gibi konuşmayacaklar.
İki başkanın ortak korkusu ise, Milletvekili adaylarının belirlenme biçimi.
Genel merkezlerin dayatmasıyla İzmir’’de aday yapılacakların, tabandan göreceği tepkiden korkuluyor. CHP bunun sancısını AK Parti kadar çekiyor..
CHP İl başkanı Tacettin Bayır’’ın ön seçimi savunması, istemesi de bundan
Bayır’” ’“İzmir duruşu, geçmişi, demokrasiye verdiği emek ve kattığı değerle ön seçimi hak etmiştir. Ben ön seçimden yanayım. Genel Başkanımızın da böyle düşündüğünü sanıyorum. Ön seçimler siyasette katma değer yaratan bir mekanizmadır. Ön seçim en iyi sokak hareketidir, partiliyi motive eder, yeni hedefler belirler’” diyor.
CHP Genel seçim sürecinde bir yol kazası yaşamazsa İzmir’’de 26 milletvekilinden 20’’sine kesin gözüyle bakıyor.
Yerel seçimlerin yarattığı zafer sarhoşluğu, rahatlık CHP’’nin en önemli sorunu olarak görünüyor. İl Başkanı Bayır, ’“ Yerel seçim sonuçlarını, genel seçimlerin göstergesi gibi algılamayız, Bizim daha çok çalışmamız lazım, bu sıradan bir genel seçim değil, ülkenin geleceği ve kaderi belirlenecek. AKP’’nin bir daha bu ülkeyi felakete sürüklemesine izin vermemeliyiz’” diyor.
Her iki başkanda birer aylık, her iki başkan da atamayla geldi. O koltuklarda oturabilmeleri genel seçim sonuçlarına bağlı.