' En gergin yemin töreni' Manşetler böyle... Seçim kampanyalarının yüksek tansiyonunu dahi aratan bir seçim sonrası! Meclisi girmeme, yemin boykotu… Sular durulmuyor bir türlü.
İktidar ve muhalefet yine ayrı telden çalıyor. Anlaşılır ile anlaşılmaz yine yan yana, yine aynı çatı altında. Süreç içersinde MHP'nin ve CHP'nin sergilediği tavrı anlayabiliyorum. Ancak Ertuğrul Günay gibi birkaç istisna dışında, AKP'nin aldığı tavrı ve Başbakanı, ne kadar anlamak istesem de, anlayamıyorum.
Başbakan Erdoğan'ın tutuklu milletvekillerine ilişkin değerlendirmesine bakınız! 'Bu tür sıkıntıların olabileceğini bilerek bu adımları attılar. Başka aday adayı mı bulamadılar, başka aday mı bulamadılar da neden bu tür sıkıntıların olacağını bildikleri insanları aday yaptılar. Hiç aday mı yoktu? Sıkıntı buradan geliyor. Demek ki buralarda yasaları zorlamak suretiyle ülkede yeni yeni gerilimlere zemin hazırlamaktı. '
Bunları, 2002 seçimlerinde adaylığı YSK tarafından iptal edilen birisi söylüyor. Anlamak mümkün değil…
Muhalefet adaylarını, seçmeninin istekleri ve beklentilerine göre değil de, iktidarın önerilerine göre mi belirlemeliydi? Hükümet dikensiz gül bahçesi istiyor anlaşılan! Bizim sistemde vekil olmanın yolu liderin iki dudağı arasında olunca, bu sözleri normal saymak belki de en doğrusu ama doğrunun bu olmadığını bilmenin sıkıntısı yok mu?
CHP ve MHP Ergenekon davalarına inanmak zorundalar mı? Elbette değiller. Onlarda öyle yaptılar… İnanmadıkları davaların sanıklarını aday gösterdiler ve seçilmelerini sağladılar. Davanın avukatı olmak demek ki aday yapmayı da kapsıyormuş, bunda şaşacak bir şey var mı?
BDP destekli adayların durumu ise biraz faklı. Tartışılması, konuşulması gereken sadece seçim sistemi değil, seçim sisteminin ilerisinde de çok şey var. Ülkenin onlarca yılına, binlerce canına mal olmuş ' derin' şeyler bunlar!
Ülkenin siyasi geçmişi öylesine normal olmayan olaylara tanık ki, 'Başka aday adayı mı bulamadılar, başka aday mı bulamadılar ' demek, gerçeği maalesef yansıtmıyor. Başka adaylar, yani 'gerilimlere zemin hazırlamayacak' tutuklu olmayan adaylar da buldular… Sonuç ne oldu? Parlamento kapısından yaka paça alınarak tutuklandılar. Yıllarca hapislerde yattılar. Birçoğu siyasetin dışına itildi, yasaklandı.
Partiler kapatıldı, insanlar siyasetin dışına itildi, yasaklandı… Tutuklu olanlara her gün yenileri eklendi… Ne akan kan durdu, ne Kürt sorunu çözüldü. Demek ki sorun tutuklu olanın vekil yapılmasında değil, yanlışta ki ısrarda.
Türkiye sorunu barışçıl ve demokratik yöntemlerle kökten çözmeden, nereye kadar bu şekilde devam edebilir?
Türkiye'yi huzura kavuşturacak yol; tutuklulara her gün yenilerinin eklenmesi, partilerin kapatılması, insanların siyasetin dışına itilmesi değil, Kürt sorunu dahil birçok sorunun çözüme ulaştıracak demokratik bir anayasanın yapılmasından geçiyor.