EGEDESONSÖZ- Kamu Müteahhitleri ve İş İnsanları Derneği (KAMİAD) Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Alaattin Epözdemir, raporların kamu yatırımları ve bu yatırımlarda görev alan teknik personel üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Turistik ilçede koruma kararı: İnşaat için kurul izni şart!
Turistik ilçede koruma kararı: İnşaat için kurul izni şart!
İçeriği Görüntüle

Sayıştay’ın görev ve yetkilerinin yasayla belirlendiğini, merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları, mahalli idareler ve kamu paylı ortaklıkların gelir, gider ve mallarını denetlediğini hatırlatan Epözdemir, denetim ve performans raporlarının idari tespit niteliğinde olduğunu ifade etti.
Yayımlanan raporları kendisinin de incelediğini belirten Epözdemir, denetim anlayışının kamu görevlileri üzerinde baskı oluşturduğunu savunarak, “Sayıştay’ın bu raporları bir incelemeden ziyade kamu kurum ve kuruluşlarının ilgili denetim görevlilerinin başında adeta Demokles’in kılıcı gibi duruyor izlenimini edindim. Ancak bilmek lazım ki biz 4’üncü yüzyılda yaşamıyoruz. Bence Sayıştay raporlarında kantarın topuzu bir hayli kaçmış” dedi.

‘İZMİR’DE İŞ YAPACAK UZMAN BULAMAYACAĞIZ’

Rapordaki tespitlerin mevcut haliyle devam etmesi durumunda kamu yatırımlarının sekteye uğrayacağını ileri süren Epözdemir, “Bu raporlara bakarsak bu gidişle İzmir’in kronikleşmiş sorunlarını aşmak için iş ve işlemlere imza atacak, mesleğinde uzman görevli bulamayacağız. Sayıştay adına bu raporları düzenleyen raportörlerin kamu yatırımlarına, bu yatırımları gerçekleştiren yapı denetim görevlilerine ve idarecilere at gözlüğüyle bakma anlayışından vazgeçmeleri gerekiyor. Böylesi bir anlayış adil denetime ve tarafsız incelemeye katkı sunmaz. Tam tersine İzmir’de kamu yatırımlarını yapılamaz hale getirir” diye konuştu.

Kamu yatırımlarının 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında gerçekleştirildiğine dikkat çeken Epözdemir, denetim raporlarının mevcut mevzuatın üzerinde yeni bir uygulama oluşturduğu eleştirisinde bulundu. Epözdemir, “Sayıştay subjektif raporlarıyla 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na alternatif yeni bir kanun çıkarıyorsa o zaman mevcut kanuna ne gerek var? Belediyelerin ve diğer kuruluşların iş ve işlemlerinde sorunlar olması muhtemeldir. Ancak denetim mekanizmasının bu işleyişe at gözlüğüyle bakması beraberinde daha ciddi sorunlar yaratıyor” ifadelerini kullandı.

‘ÖKÜZÜN ALTINDA BUZAĞI ARAMAK DENETİM DEĞİLDİR’

Sayıştay raporlarının kamu işleyişi üzerinde olumsuz etkiler yaratacağını ve bu durumdan doğrudan kamu müteahhitliği sektörünün etkileneceğini belirten Epözdemir, denetim anlayışına yönelik eleştirilerini şöyle sürdürdü:
“Bu raporların yarattığı algı, kamu işlerini ve işleyişini çok olumsuz etkileyecektir. Kamu işlerini yapan sektörümüz de bu sonuçtan doğrudan etkileniyor. Öküzün altında buzağı aramak bir anlayış değildir. Biz sektör olarak böylesi bakış ve anlayışların kente ve kamuya yarar değil, ciddi zararlar getireceğini düşünüyor ve kabul etmiyoruz.”

‘DOSYANIN İLK SAYFASINDA SAVCILIKLA TEHDİT EDİLİYORLAR’

Denetimin elbette yapılması gerektiğini ancak yöntem ve yaklaşımın önemli olduğunu vurgulayan Epözdemir, bazı Sayıştay raportörlerinin teknik personelle kurduğu iletişimi de eleştirdi.
Epözdemir, “Sayıştay denetleme ve inceleme görevini yapacak, ilgili idareleri uyarıp iş ve işleyişin sağlıklı yürümesine katkı koyacaktır. Ancak Sayıştay raporlarını hazırlayan görevliler, daha dosyanın ilk sayfasını açtıklarında işin yapı denetim görevlisi ve diğer uzman yetkililerine ‘Sizi savcılığa vereceğim’ diye başlıyorsa bu nasıl bir inceleme, nasıl bir denetleme? Kimi Sayıştay raportörleri konusunda uzman, nitelikli teknik elemanları neredeyse falakaya çekecekler. Çok şükür ki ülkemizde fiziki işkence artık yasak. Biz Sayıştay’ın kamu işlerini denetlemesine karşı değiliz. Biz öküzün altında buzağı arama ve kamu işlerine at gözlüğüyle bakma anlayışına karşıyız” dedi.

‘RAPORLAR KESİN HÜKÜM DEĞİL’

Sayıştay raporlarının kamu kurumları ve belediyeler hakkında haksız bir algı oluşturduğunu savunan Epözdemir, denetim raporları ile yargılama kararlarının birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi. Epözdemir, “Son dönemlerde yerel basına sayfa sayfa yansıyan Sayıştay raporları, ilgili belediye ve diğer kurum ve kuruluşlara yönelik haksız bir algı yaratıyor. Bu algının kente ve kamu kuruluşlarımıza hiçbir yararı yok. Üstelik sektörümüz de bütün bu gelişmelerden olumsuz etkileniyor. Bilinmesi gerekir ki Sayıştay raporları kendi başlarına kesin hüküm anlamına gelmiyor. Kesin hüküm niteliği taşıyan kararlar, denetim raporlarının kendisi değil, bu denetimler sonucunda ortaya çıkan kamu zararlarına ilişkin Sayıştay dairelerinin verdiği yargılama, yani ilam kararlarıdır” ifadelerini kullandı.

Açıklamasının sonunda kamu yatırımlarında görev alan teknik personel ve kamu kurumlarına destek mesajı veren Epözdemir, Sayıştay Kanunu'nun da yeniden ele alınması gerektiğini belirtti. Epözdemir, “Bu kadim kentin kronikleşmiş sorunlarını çözme noktasında büyük özveriyle çalışan kamu kuruluşlarımız ve son derece nitelikli, konusunda uzman teknik elemanlarımız şevklerini hiç kırmadan çalışmalarına devam etsinler. Kamu müteahhitleri olarak biz bu yolculukta onları yalnız bırakmayacağız. 1982 12 Eylül Anayasası'ndan kalan statükocu bir anlayışla hazırlandığını düşündüğümüz Sayıştay Kanunu'nun da artık günün şartlarına uygun şekilde revize edilmesinin zamanı geldiğini düşünüyorum” diye konuştu.