Başbakan Erdoğan tam anlamıyla gündem değiştirme 'sihirbazı'. Ağzından çıkan her söz; kuzine yanında miskinleşen salmanın önüne atılan yün yumağı gibi… 'Oynaşmanın' dayanılmaz arzusuyla derhal peşine düşülüyor…
Buna bir de siyasi zeminin kayganlığını ve cümlelerin esnekliğini eklerseniz cıva misali yakala yakalayabilirsen…
Uludere'de yaşanan olayın ardından çıkılan yolun kürtaj ve sezaryene varacağını biri size söylemiş olsaydı tepkiniz ne olurdu? Gündem işleri böylesine de akıl dışı bazen! Ne zaman Uludere'yi tartışıyorduk ne zaman konu kürtaja geldi diye düşünmeye dahi vakit yok lakin sezaryen tartışmaları başlamıştır çoktan… 19 Mayıs kutlamalarının şeklini ve adresini tartışıyorduk ya! Ne oldu? Apartmanlara bayraklar asıyor, kutlamaları sokaklara taşıyorduk! Bir Amerikan gazetesinde çıkan haber üzerine 'Uludere, derken kürtaja selam verdik sezaryenle 'sarmaş dolaş' kanka olduk!
Başbakan böylesine bir üstat işte… Ya muhalefet? Muhalefetin özellikle de CHP'nin 'muhteşem' kongreleri hariç gündem oluşturacak bir konuda bayraktarlık yaptığına şahit oldunuz mu?
Tamam, iktidarda olma faktörü çok önemli bir etken ancak Başbakanın veya iktidarın belirlediği gündem konuları dışında ilgi odağı olacak, kamuoyunu peşinden sürükleyecek hiç mi bir şeyler yok? Bu iş için biraz arzu ve kadro falan da olması gerekiyor sanırım! Hal böyle olunca geriye Başbakan veya hükümetin açtığı tartışmaların ardından gitmekten başka yol kalmıyor.
Giderken söyledikleri de bir anlaşılsa! CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Suriye sorununu Ankara'nın göbeğine taşıyan AKP hükümetinin Suriyeli diplomatların Türkiye'den gönderilmesine değiniyor. 'Hükümetin aldığı bir karar. Öteden beri Türkiye'nin izlediği Suriye politikasını doğru bulmuyoruz.'
Olabilir…
'Türkiye Ortadoğu'da söz ve karar sahibi olacaksa, Türkiye'nin sözü dinlenecekse bu politikalarla olmaz.'
Hangi politikayla olur lütfedip açıklasaydınız?
'Türkiye, Batının egemen güçlerinin politikalarını Ortadoğu'da uygulayan bir ülke konumunda olmamalıdır. Türkiye bugüne kadar Ortadoğu'ya kendi özgür iradesi ile seslendi. Ortadoğu politikalarını kendi özgür iradesi ile oluşturdu. İlk kez bu hükümet döneminde Ortadoğu politikalarını başkaları belirliyor, uygulayıcısı da Türkiye oluyor. Bu Türkiye'yi dış politika konusunda taşeron konumuna soktu.'
Buyurun; zurnanın 'zırt' dediği yere… Türkiye kimin taşeronu konumuna sokuluyor? Bu ismi veya isimleri zikretmek ayıp falan mı? Orasını karıştırma 'anlayan anladı onu' durumu mu var?
O ülke veya ülkeler şayet Türkiye'yi taşeron olarak kullanmak istiyorsa belli ki bu iyi bir şey değil. Türkiye'nin dolayısıyla Türkiye yaşayanlarının çıkarına hatta kötülüğüne bir durum söz konusu, o zaman işaret parmağınızla onu veya onları gösterin, isimlerini zikrederek 'Kahrolsun Türkiye'ye taşeronluğu layık görenler' deyin dökün halkı sokağa… Tepki mitingleri örgütleyin, protestolar düzenleyin sizi engelleyen birileri mi var?
Türkiye'nin taşeron konumuna sokulmasına vereceğiniz tepki ayaküstü iki kelimeden ibaret ise onu bilemem tabi! Ancak bilesiniz ki o vakit ortaya kocaman bir çelişki çıkar… Bir yandan Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının Emperyalist işgale karşı yazdığı destanla övünürken diğer yandan Türkiye'nin taşeron konumuna sokulmasına iki kelimeyle 'tepki' vermek pek normal karşılanmaz.
Türkiye insanı; Türkiye'nin taşeron konumuna sokulmasının, Türkiye halkına takılmak istenen Emperyalist boyunduruktan ne farkı var diye sorar… Emperyalizme bakış açınızı, en önemlisi de samimiyetinizi sorgular… Sayın CHP yöneticileri; aldığınız, daha doğrusu alamadığınız oyların nedenlerinden biri de bu olabilir mi?