Metehan UD / EGEDESONSÖZ – İzmir'de yaklaşık bir ay önce geçirdiği trafik kazasında ağır yaralanan moto kurye Akın Payaz, tedavi gördüğü hastanede yaşam mücadelesini kaybetti. Kazaya ilişkin soruşturma sürerken, Payaz’ın yakınları ve meslektaşları adalet arayışını sürdürüyor.
Akın Payaz’ın yakın arkadaşı ve motor kulübü üyesi Emre Bozkurt, kaza gecesi ve sonrasında yaşananlara dair Egedesonsöz’e açıklamalarda bulundu.
Kazanın 9 Haziran akşamı saat 20.46 sularında, İzmir Çevre Yolu Bayraklı Tünelleri’ne 20 metre kala meydana geldiğini belirten Bozkurt, olayın seyrini anlattı.

KIRMIZI VİNÇ DETAYI
Kazaya neden olan parçanın yola düşme anına ilişkin teknik detayları paylaşan Bozkurt, seyir halindeki bir vincin ekipman güvenliğini sağlamadığını öne sürerek şunları söyledi:
“Westpark Köprüsü’nü geçtikten hemen sonra, kırmızı bir vinçten düştüğünü değerlendirdiğimiz bir parça yola savruluyor. Görüntülerde kaza saatinden 30 saniye önce o parçayı düşürebilecek kapasitede kırmızı bir vinç geçiyor. Arkadan gelen iki araç bu parçaya çarparak lastik ve jantlarından hasar alıyor. İki aracın çarpmasıyla hareketlenen parça, hemen ardından Akın’ın motorunun üst siperliğine vuruyor. Akın aldığı darbeyle olduğu yere yığılıyor. Rapora 55 metre sürüklenme yazmışlar, bu tamamen yanlış. Motorun ve Akın’ın üzerinde 55 metrelik bir sürüklenme hasarı yok. Akın, kaza anında bilinci açıkken WhatsApp grubumuza konum atıyor, yoldan geçen bir kuryenin yardımıyla kız arkadaşıyla görüntülü konuşuyor. Kız arkadaşının telefonda gördüğü kadarıyla motor, Akın ve yoldaki parça aralarında 20'şer santim mesafeyle yan yana duruyor. 55 metre sürüklenen bir nesneyle insanın aynı noktada kalması fiziksel olarak imkansız. Ayrıca Akın’a başka bir aracın çarptığı yönündeki iddialar da doğru değil; Akın parçaya çarptığı an olduğu yere düşüyor ve trafik zaten arkasında duruyor."
BÜROKRATİK SÜREÇ TEPKİSİ
Soruşturma sürecindeki gecikmelere, kamera sistemlerinin yetersizliğine ve bürokratik işleyişe tepki gösteren Bozkurt, şu ifadeleri kullandı:
"Kameralar zamanında incelenmedi, süreç çok geç bırakıldı. Karayollarındaki kameraların çok eski olduğunu, bakım ve temizliklerinin yapılmadığı ortada. Türkiye'nin en yoğun ve en önemli otoyollarından birinde bu kadar eski ve yetersiz kameraların kullanılması kabul edilebilir değil. Otoyol üzerinde yedi kamera tespit ettim. Bunların altısı çalışıyordu. Kaza 9 Haziran'da meydana geldi ancak ilk görüntüler ancak 14 Haziran'da posta yoluyla polise gönderildi. İkinci görüntüler ise 17 Temmuz'da yine posta ile gönderildi. İkinci görüntülerin hâlâ emniyete ulaşmadığını söyledi. Posta süreci nedeniyle günlerce bekleniyor. Oysa karakoldan görüntülerin bulunduğu merkeze araçla ulaşmak sadece 15 dakika sürüyor. Bir ekip gönderilip CD aynı gün alınabilir ve inceleme hemen başlayabilirdi. Ancak sistem yazışmalar üzerinden işlediği için herkes postayı beklemek zorunda kalıyor. Kanunen süreç böyle ilerliyor olabilir ama bu durum soruşturmanın hızını ciddi şekilde etkiliyor. Burada büyük bir eksiklik var. Bu olayda ihmali ya da sorumluluğu bulunan herkesin gerekli cezayı almasıdır."




