Mali Kural, ekonomi yönetiminin başını uzun bir süre ağrıtacak gibi görünüyor. IMF ile anlaşmanın yapılmayacağının açıklanmasının hemen ardından ekonomi yönetimi, 2009 yılı ortasında Mali Kuralı yasal zemine oturtarak uygulamaya koyacağını açıklamıştı. 2010 yılının yaz aylarının başında Bakan Babacan, TUSIAD toplantısında Mali Kural’’ın bu sene içinde kesinlikle Meclisten geçeceğini ve 2011 yılı itibari ile de uygulamaya koyulacağını duyurmuştu. Bu konuşmanın hemen ardından da ekonomi yönetimi, Mali Kural’’ın bu sene Meclisten geçemeyeceği duyurmuştu.
IMF anlaşmasının yerine tutacak Mali Kural, gelişmiş ülkelerde mali istikrarın devamlılığını sürdürmek için kullanılan bir mali politika aracıdır. Gelişmekte olan ülkelerde ise politikacıların devlet maliyesini egzersiz alanı olarak kullanmasını engellemek amacı ile uygulanmaktadır. Diğer bir deyişle, gelişmekte olan ülkelerde Mali Kural, devletin başına her kim geçerse geçsin farklı siyasi kararlardan bağımsız olarak ve önceden belirlenmiş bir hedef doğrultusunda mali politikaların devamlılığını garanti vermektedir.
Böylece, Mali Kural, her hükümet için yasal bağlayıcılığa sahip olacaktı. Ekonominin dümenine hangi siyasi görüş geçerse geçsin Mali Kural sanki bir çıpa gibi kamu maliyesinin hareket alanını belirleyecek ve hükümetler için bu çıpanın belirlediği sınırlarda dolaşılması zorunluluk hale gelecekti. Mali Kural, yasal bağlayıcılığı olan uzun vadeli fiili bir mali disiplin yaratacaktı. Ancak, ekonomi yönetimi, bu yasal bağlayıcılı istikrar paketini ayağına takılacak bir yumak gibi algıladı ve söz verdiği istikrar paketini uygulamaya koymadı.
Tasarı olarak kalan Mali Kuralda öncelik bütçe dengesini sağlamaya verilmişti. Bu dengeyi uzun vadede bütçe açığı ya da fazlası durumunda bile sürdürülebilir hale getirmek amacı güdülmekteydi. Ayrıca, Mali Kural sayesinde kamunun borç yaratma dinamikleri oransal olarak bir kurala oturtulacağı gibi kamu harcamaları da sınırlanacaktı. Bu noktada, Mali Kural’’ın uygulamada potansiyel sıkıntılar yaratacağı noktalara geliyoruz. Seçim dönemlerinde ekonomi yönetimleri, daha fazla borçlanarak seçim bölgelerine kamu harcamalarını yığdıkları bilinmektedir. Bu nedenledir ki her seçim yılında hükümetler, yaratacağı bütçe açığını finanse etmek için yüksek oranda borçlanmakta ve yüksek oranda bütçe açığı vermektedir. Daha sonraki yıllarda ise borçlarını ve faizlerini ödemek için daha yüksek finansman ve bütçe açıkları yaratmaktadır. İşte, Mali Kural burada devreye giriyor. Kim ekonominin yönetiminde olursa olsun kafasına göre devlet harcamaları örtüsü altında seçim harcaması yapamıyor. Yasal olarak bağlayıcı olmasından dolayı kanun önünde hesap vermek zorunda kalıyor. Bu durumda da Mali Kural söz verilmesine rağmen Meclisten çıkamıyor.
Ancak, benim düşünceme göre ekonomi yönetiminin Mali Kuralı Meclisten geçirmeme nedeni çok daha farklı nedenlere dayanıyor. Bu nedenleri de ileriki günlerde açıklayalım. Buz dağının altı dağın üstünden çok daha büyüktür.