21 Ağustos 2010 Cuma günü Başbakan Erdoğan Kayseri’’de halka hitap ederken şunları söylemişti;
’“Bizim dört kez bunlarla (İmralı’’dakiyle) bir araya oturduğumuzu söyleme şerefsizliğini yapanlar, bu alçakça iftirada bulunanlar, bunun hesabını her yerde vereceklerdir.’”
40 gündür, işi gücü bıraktık Başbakanımıza bu şerefsizliği yapanı araştırıp duruyoruz. Müjdeler olsun sonunda bulduk. Eski Bakan Unakıtan’’ın eşi Ahsen Yenge’’ye sordum, bu sabah aradı, ’“Rabbim İmralı diyor’” dedi! Aynı anda İmralı’’daki AKP’’nin kankası Apo’’nun beyanatı Fırat Haber Ajansı aracılığıyla duyuruldu.
Apo; ’“Devlet ve Hükümet yetkilileriyle 4 kez değil, defalarca görüştük. Önümüzdeki 8 ay(Genel Seçimi kast ediyor) çok önemlidir. AKP dışında bir alternatif de yok’” dedi.
AKP’’nin İmralı’’daki misafiri ile Başbakan Erdoğan’’ın beyanını yan yana koyuyorum ve şu sonuca varıyorum:
*T.C Başbakanı asla yalan söylemeyeceğine göre, Apo ile yapılan görüşmelerinden habersizdir.
*Apo, isim vererek bu görüşmeleri yaptığını ve yapmaya devam edeceğini açıkladığına göre bu görüşmelerin yapıldığı da doğrudur.
* Geriye tek alternatif kalıyor. Başbakan Erdoğan’’a bu şerefsizliği yapanlar, Başbakan’’dan ve AKP Hükümetinden özellikle Hüseyin Çelik ve Mir Mehmet Dengir Fırat’’tan gizli olarak bu görüşmeyi yapan bürokratlar oluyor. Bunlar, Başbakan’’a bağlı olarak çalıştıklarına göre, T.C Başbakanını aldatmanın, kandırmanın cezasını da biz verecek değiliz herhalde. Biz o şerefsizliği yapanları bulduk. Ceza verme işini beceremiyorlarsa, cemaate söylesinler, onlar nasılsa bir muska yazdırırlar!...
Bizden, ağır abiye bir kıyak olsun istedik’…

BARZANİ, BİR İHALE YETMEZ !
Bildiğiniz gibi Semra Özal ve Türk siyasi hayatının yıldızı oğulcuğu Ahmet Özal, Barzani’’yi özel uçakla ziyaret edip 3 gün misafiri olmuşlardı. Barzani de, Ahmet Özal’’a 2000 konutluk ihale vermiş, tanesinde de 10 bin dolar avantayı garanti etmişti.
Barzani’’den öğrendiklerine göre Ahmet Özal,babasının öldürüldüğünü iddia etti ve bazı isimler verdi. Kendisine hemen cemaatin TV’’lerinin ve TRT’’nin ekranları açıldı. Ahmet Özal şunu söyledi; Babam Kürt sorununu çözecekti, bu yüzden öldürüldü!..

Oğlunun bu beyanının üstüne anne Özal, Erbil’’de yayınlanan Rudaw gazetesine verdiği demeçte; ’“Turgut Özal hayatta olsaydı adım adım Kürt sorununu çözerdi. O zamanlar onun mirasçısı yoktu ama şimdi Tayyip Erdoğan onun düşüncelerinin takipçisi oldu. Barzani’’den kimseye zarar gelmez, bizi çok sıcak karşıladı. Ayrıca herkes bilsin ki rahmetli Turgut’’un annesi ve dedesi de Kürt’’tür’” dedi.

Dışişleri Bakanımızın ’“Kak’’ı’” yani ağabeyi olan Barzani hazretleri, haydi artık kıpırda biraz. Baksana ana-oğul sana çalışıyorlar. Veriver 2000 ev inşaatı daha. Ne olacak yani, Mersindeki şirketlerin birkaç hayali ihracatla daha fazla parayı çıkarırlar. Madem ki ağasın vereceksin. Bilirsin ağalık vermekle, efelik vurmakla olur’…

KİM BUNLAR
Dikkatinizi çekmiştir. Son günlerde gazetelerde tam sayfa inşaat şirketlerinin reklamları var. Televizyonlarda da dakikalarca aynı reklamları görüyoruz. Görmesine görelim de, Türk halkının tümüne Milli Piyango çıktı da, bu arkadaşlar milletteki paranın peşine mi düştüler. Böyle bir şey yok, aksine milletin büyük çoğunluğu değil ev satın almak, kirasını bile zorlukla öder durumda. Peki o zaman neden bu kadar büyük paraları reklam için gazete ve TV’’lere aktarıyorlar?
Aklımıza takılanlar şunlar;
*İçlerinde birkaç tanesi hariç bu müteahhitlerin hepsi AKP İktidarıyla beraber yeşermiş, büyümüş kişilerdir.
*Bu müteahhitlerin hepsi İstanbul’’da inşaat yapmaktadırlar.
*Bunların, inşaat yaptıkları arsaların imar durumlarının hepsini İstanbul Büyükşehir Belediyesi vermektedir. Yani, mevcut bir arsanın satış değeri 3TL ise, Belediyenin yapacağı bir imar değişikliği ile o arsanın değeri aynı gün 300 TL olabiliyor.
*İstanbul Belediyesinde böyle önemli imar değişikliklerinin Tayyip Bey’’e sormadan yapılamayacağını tüm müteahhitlik camiası çok iyi bilir.
*Bu inşaatları yapanlar Tayyip Bey’’in adamı iseler ve imar değişiklikleri konusunda da Tayyip Bey’’e bilgi verilmesi şartsa, yapılan bu reklam harcamaları acaba her şirketin kendi inisiyatifi ile mi yapılmaktadır?
Konu hakkında net bir kanaat sahibi olamayınca doğal olarak konuyu bir bilene sordum. Türk basın camiasının çok itibarlı bir ağabeyinin bana verdiği yanıt çok düşündürücüdür; ’“Bu yapılanlar, basına referandum süreci boyunca yaptıkları yayınların karşılığı olarak önceden söz verilen ’“Para aktarma işlemidir.’”
Eğer bu doğruysa, bundan böyle iktidar gücünü eline geçiren her parti basını en az AKP kadar kullanmaya kalkacaktır. Medya, bundan böyle hiçbir iktidara karşı dik duramaz. Hafifçe diklenmeye kalkışırsa, gönder vergi inceleme memurlarını. Köşe yazarını işten atmadı mı, maden ruhsatını iptal ediver anında mum gibi pardon bu günkü gibi olurlar.
Gazete ve TV’’lere, ’“Kullanılacak Malzeme’” gözüyle bakılmasındaki suç kimde acaba?

AKILLI OLUN
Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’’nun yeni yapısında görev alacak adli ve idari yargıdan 10 Asil ve 6 Yedek üye için seçim yarışı başladı.
Bu seçim Türkiye Cumhuriyeti ve Laik Cumhuriyet için son derece önemli bir seçimdir. Cemaatin fethetmek için her türlü olanağını kullanacağı son kale’’nin seçimi yapılacak. Bu seçimde, ’“ben seçileyim’” diye uğraşmak doğru olmayacaktır. Benzeri yanlışı Anayasa Mahkemesi Başkanı seçilirken yapıldı. Koltuk derdine düşen 9 üye bölününce, başkanlığa hukukçu olmayan bir üye seçilmişti.
İktidarlar gelip geçicidir. AKP İktidarının da sonu gelmektedir. İktidarın ve cemaatin baskısına aldırmadan, özgür iradeleriyle tüm Yargıç ve Savcılarımızın Ulu Önder Atatürk’’ün yolunda birlik ve beraberlik içinde bu mücadeleden de başarıyla çıkacaklarına olan inancımız tamdır. Başarılar.