Gazeteci Fatih Altaylı, televizyon programcıları ve yorumculara yönelik soruşturmalarla ilgili kulis bilgilerini aktardığı yazısında, Rasim Ozan Kütahyalı’nın “itirafçı olduğu” iddiasına açıklık getirdi. Cem Küçük ve Tahir Sarıkaya ile Kütahyalı'nın soruşturmalarının birbirinden bağımsız olduğunu belirten Altaylı, Kütahyalı'nın avukatı Burak Mengü'nün, "Müvekkilim itirafçı olmadı" dediğini aktardı.
Altaylı, geçtiğimiz günlerde kaleme aldığı yazısında, Cem Küçük ve Tahir Sarıkaya soruşturmasıyla ilgili, "Yine anlatılanlara göre ortada bir itirafçı var. Savcıların elindeki itirafçı metnini görenlere göre bu itirafçı kuvvetle muhtemel Rasim Ozan Kütahyalı. Pek çok bilgi vermiş ve 'Bu yüzden yakında tahliye edilebilir' diyorlar" ifadelerini kullanmıştı. Altaylı, yazısına ilişkin olarak Rasim Ozan Kütahyalı'nın avukatının kendisini aradığını ve Kütahyalı'nın itirafçı olmadığını söylediğini aktardı. Altaylı, "Rasim Ozan Kütahyalı soruşturması ile Cem Küçük ve Tahir Sarıkaya ile ilgili soruşturmalar birbiriyle bağlantılı değil. Biri yasa dışı bahis gelirlerinin aklanmasıyla ilgili, diğeri ise doğru olmayan bilginin yayılması suçlamasıyla başlamış olsa da başka yerlere de doğru giden bir soruşturma. Aynı dava içinde değiller" bilgisini de paylaştı.
Altaylı'nın yazısının tamamı şöyle:
"Televizyonlarda programcılık ve yorumculuk yapan bazı ünlü isimlere yönelik operasyonlarla ilgili olarak kaleme aldığım “kulis ve dedikodu” bilgileri ilk kez söylenen şeyler olmamasına rağmen epey bir yankı uyandırmış.
Tabii bazı yazdıklarım da bağlamından koparılıp aktarılınca neredeyse farklı anlamlara bürünmüş.
Burada Zweig’a atfedilen ama onun tarafından söylenip söylenmediğini kesin olarak bilmediğim ama haklı bulduğum bir cümleyi tekrarlamak isterim: “Ben söylediklerimden sorumluyum, anladıklarınızdan değil.”
Yazının yayınlandığı gün telefonuma bir mesaj geldi.
“Ben avukat Burak Mengü, Rasim Ozan Kütahyalı’nın avukatıyım. Uygunsanız görüşebilir miyiz?”
Burak Mengü ile cezaevinde olduğum sırada tanışmıştık. Beni ziyarete gelen bir avukatın yanındaydı. Babası Şahin Mengü, Doğan Grubu’nda çalışırken benim Ankara’daki davalarıma bakan avukatımdı. Kız kardeşi Nevşin Mengü’yü ise herhalde hepiniz tanıyorsunuz.
Burak Mengü’yü aradım.
“Fatih Bey, siz de başka pek çok kişi gibi müvekkilimin itirafçı olduğunu yazmışsınız.”
“Tam olarak öyle yazmadım. İfadelerini gören bir kişinin bu ifadelere bakarak bu sözleri söyleyenin Rasim Ozan Kütahyalı olabileceğini söylediğini yazdım.” dedim.
“Evet. Doğru. Bunu ilk yazan değilsiniz ancak avukatı olarak şunu söylemem lazım. Müvekkilim itirafçı olmadı. En azından benim bildiğim kadarıyla olmadı. Bu konuyu kendisine sorduğum zaman da itirafçı falan olmadığını söylüyor. En azından siz bilin.” dedi.
“Ben bunu da yazarım.” deyince teşekkür edip kapattı.
Bunun dışında da iki gündür telefonum susmuyor. Cem Küçük ve Tahir Sarıkaya soruşturmasıyla ilgili olarak tabir yerindeyse bilgi yağıyor.
Öncelikle şu önemli.
Rasim Ozan Kütahyalı soruşturması ile Cem Küçük ve Tahir Sarıkaya ile ilgili soruşturmalar birbiriyle bağlantılı değil. Biri yasa dışı bahis gelirlerinin aklanmasıyla ilgili, diğeri ise doğru olmayan bilginin yayılması suçlamasıyla başlamış olsa da başka yerlere de doğru giden bir soruşturma. Aynı dava içinde değiller.
Tahir Sarıkaya soruşturmasında adı geçen yayın yönetmeni açısından bir ceza davasına konu olacak eylem yok. Tahir Sarıkaya ile bir parasal ilişkisi olmuş ama ortak hareket ettiklerine dair bir emare yok. Tahir Sarıkaya bazı başka gazeteciler gibi onu da kullanmış. Gazetecilik etiği açısından bir sorun veya vergi hukuku açısından bir soruşturma olabilir ancak bahsi geçen yayın yönetmeni Sarıkaya’ya ve Küçük’e isnat edilen ve suç olan organizasyonun bir parçası değil.
Zincir, iktidara yakın olduğu iddiasıyla iş bitirmeye veya güçlü olduğu mesajı vermeye çalışan birkaç kişiye daha uzanabilir ancak Tahir Sarıkaya’nın para karşılığı haber ve PR çalışması yaptırdığı herkes bu çetenin mensubu olarak görülmüyor.
Geçmiş yıllarda Cem Küçük tarafından tehdit edilen, haklarındaki soruşturmaları kapattırma vaadiyle para istenen ya da haklarında olumsuz haber yapmamak için para talep edilen bazı iş insanları şimdilerde savcılıklara koşup suç duyurusunda bulunmaya başlamışlar.
Daha ilginç olan ise Cem Küçük ve Tahir Sarıkaya ile ilgili olarak en fazla olumsuz bilgiyi dolaşıma sokanların iktidar yanlısı medya mensupları olması. Belli ki bu kişilerden onlar da ya çok rahatsızdı ya da bir iç hesaplaşmaları var."



