Görev yaptığı 15 yılın ardından, bu kez aday olmayacağını açıklayan Aziz Kocaoğlu'nun son günlerde yüzünde tatlı bir tebessüm hakim.

Bir yanda görevini tamamlamanın ve zirvedeyken bırakmanın keyfi bu tebessüme neden oluyor.

Diğer yandan da fokur fokur kaynayan seçim kazanına karşın, aday olmamanın getirdiği rahatlık.

Kimbilir belki de bu nedenle, son günlerde, bir siyasetçi tarzından ziyade daha çok net, dobra ve içten açıklamaları peş peşe duyuyoruz kendisinden.

Mesela, CHP'nin yanlışlarını dile getirmekten hiç çekinmiyor.

Ya da Kılıçdaroğlu'nun değişmesi gerektiğini.

Ya da Muharrem İnce'nin umut olamayacağını. .

Doğru bildiği siyasi tespitleri, dar bir grupla konuşmak yerine kamuoyuyla paylaşmakta hiçbir mahsur görmüyor.

Önceki gün de Menderes ilçe ziyaretinde yine içini döktü.

Samimi ve içten bir açıklama yaptı.

15 yıllık görev süresince en çok 'Menfaat için yapılan siyasete' üzüldüğünü söyledi.

15 yıl boyunca birçok şeye şahit olduğunu, özellikle de menfaat uğruna siyaset içinde olanların yalan ve dedikodularla neler yapabildiklerini anlattı.

Yani 'Kenti için değil, kendi için' siyaset yapanları halka şikayet etti.

Bu şikayet aslına bakılırsa, 6 ay sonra Kocaoğlu'nun koltuğuna oturacak başkan için de okyanustaki bir inci tanesi gibi.

Çünkü, Belediye başkanlığının okulu yoktur.

O nedenle 'Başkan' olmadan önce ne eğitim alabilir ne de staj yapabilirsiniz.

Bir gün önce aday iken, ertesi gün Başkan olarak koltuğunuza oturur, önünüze gelen evrakları imzalamaya başlarsınız.

Yüzme bilmeden, can yeleksiz olarak koca denizin ortasına balıklama atlarsınız.

Bu yüzdendir ki; belediye başkanlarının ilk yılları genellikle işi öğrenmekle geçer.

İşte bu işi öğrenme sırasında, Belediye başkanına yön gösterecek olanlar aslında kentin geleceğini de şekilendirirler.

Eğer siyaseti kenti için, ülkesi için yapanlarla birlikte yürürseniz doğru yolu bulursunuz.

Ama siyaseti kendi için yapanlarla yola çıkarsanız yolunuzu şaşırırsınız.

Elbette hiçbir Başkan, menfaati için siyaset yapanlarla yola çıkmak istemez.

Buradaki asıl mesele, kendini kamufle etmiş, gizlenmiş, 'menfaat için siyaset yapanları' ayıklayabilmekte.

Bu işin sırrı nedir derseniz?

Tek kelimeyle yanıt 'Tecrübe' dir.

O nedenle, 3 dönem belediye başkanlığı yapmış biri olarak, menfaatçileri daha 100 metre öteden tanıyabilecek kıvama gelmiş olan Aziz Kocaoğlu'nun 'Koca Nasihatlari' ne kulak kabartmakta fayda var.

6 ay sonraki seçimlerin İzmir'deki tartışmasız favori partisi CHP.

Ancak, siyaset hepimize şunu da öğretti ki her zaman favoriler kazanmaz.

6 ay sonra sandıktan ne sonuç çıkarsa çıksın, daha iyi bir İzmir için, 15 yıllık tecrübeye bu süreçte bir kulak kabartmakta fayda var derim.