Epeydir, gazetenin yazarlarını metheden bir yazı yazmayı düşünüyordum.
Aslında niye düşündüğümü de bilmiyorum. ’¶
Ben bu gazeteye yazmaya başladığımda eh işte ’‘Ege de Son söz’’ diye bir site kurmuşlar. Boş zamanlarını yazı yazarak geçiriyorlar. Arada da bir iki reklam olursa deyme keyiflerine.
Nitekim Yönetmenimiz Ümit Yaldız’’ın tavlada kazanmış edasını konu edinmiştim 10 Mart 2010 tarihli yazıma. En kısa zamanda tavla konusunda meydan okunacak demiştim. Allah’’ı var gururuna yedirememiş, daha ertesi günü benden önce o meydan okudu. Kıbrıs Şehitleri’’nde epey aramadan sonra bir kahve bulup, kapışmıştık.
O ara dikkat ettim birilerini telefonla çağırdı. Anladım ki yeneceğine o kadar emin ki, inkar minkar ederim diye şahit çağırmış. Neyse kazara 6-0 aldım da maçı şahide gerek kalmadı.
Fahrettin Dokak’’tan odur budur ses yok. Aynı kaldırım da hiç yakalayamadım. Bir yerlerde tavla mı öğreniyor. Yoksa benden mi kaçıyor tam anlayamadım.
O yazımda Gönül Soyoğul’’un nasıl olsa yeri sağlam. Köşesindeki kırmızı gülden belli demiştim. ’“sadece gül den mi belli’’ dedi ilk rastladığında.
Gerçi ben ’“ köşesine gül koyacak kadar güçlü’” anlamında yazmıştım ama, gene de yaranamamıştım.
Neyse methiyeye gelelim Ümit Yaldız’’ın Önder Sav röportajı dank diye kafama indi. Sen kalk yüzbinlerce tirajı olan gazeteleri, seyircisi olan televizyonları atlat, oldukça ketum olduğu bilinen, ’“ki bu boyutta daha önce bir röportaj verdiğini hatırlamıyorum,’” Önder Sav ile sayfalar dolusu röportaj yap. Ki CHP’’de neler olup bittiği o röportajdan öğrenildi.
Ne yalan söyleyeyim gurur duydum.(Bu kıskandımın pozitif halidir)
Daha bunu hazmedememiştim ki, Gönül Soyoğul’’un Ahmet Türk röportajı geldi.
Ha diğer röportajları da son derece başarılı ve gündemi yakalayan röportajlar. Ancak her gazetecenin yapmak isteyip de ulaşamadığı kişilerle yapılan bu röportajlar gerçek gazetecilik başarısıdır.
Sonra diğer yazarlarımız var. Mesala Rifat Serdaroğlu muhteşem yazıyor ve muhteşem bir okuyucu kitlesi yakalamış. Ekrem Pakdemirli, engin ekonomik bilgisi ve deneyimleri ile geleceğe ışık tutuyor,
Oh be devletsiz, eleştirisiz, siyasetsiz bir yazı yazdım sonunda.
Yaşasın’…’…’…
Bir şiir
SABAHIN DÖRDÜ İŞTE
Geceyi uyumadım sabahın dördü işte
Biraz çay kahve işte biraz kaldım geçmişte
Beyin istasyon gibi böylesi zamanlarda
Gelir geçer kişiler katar gibi ard arda
Bulanıklık dağılır sonra yüzler seçilir
Birini terk etmeden ötekine geçilir
Ve zaman gelir artık yani saatin dördü
Bir yüz cama dikilir sanki ayın ondördü
Son duraktır aslında tüm sonların sonudur
Ne yürekten atılır nede beyin unutur
Duvarıma yaslandı elleri çarmıh gibi
Gözleri gözlerimde mısmar gibi mıh gibi
Şimdi sırası değil çekil ey peri desem
Ne şimdi zamanıdır ne şimdi yeri desem
Desem de denilmiyor ıslak ıslak gülüşler
Bütün bedeni sarmış hayali öpülüşler
Ya hayal içindesin hayale dalacaksın
Ya gerçeğe tutunup hayalde kalacaksın
Biraz çay kahve işte biraz kaldım geçmişte
Beyin istasyon gibi böylesi zamanlarda
Gelir geçer kişiler katar gibi ard arda
Bulanıklık dağılır sonra yüzler seçilir
Birini terk etmeden ötekine geçilir
Ve zaman gelir artık yani saatin dördü
Bir yüz cama dikilir sanki ayın ondördü
Son duraktır aslında tüm sonların sonudur
Ne yürekten atılır nede beyin unutur
Duvarıma yaslandı elleri çarmıh gibi
Gözleri gözlerimde mısmar gibi mıh gibi
Şimdi sırası değil çekil ey peri desem
Ne şimdi zamanıdır ne şimdi yeri desem
Desem de denilmiyor ıslak ıslak gülüşler
Bütün bedeni sarmış hayali öpülüşler
Ya hayal içindesin hayale dalacaksın
Ya gerçeğe tutunup hayalde kalacaksın