Kırların ve ovaların güvenliğiyle ilgili görevli kimselerdir Kır Bekçileri.
4081 Sayılı Çiftçi Malları Koruma Kanunu ile yetkilendirilmiş kişilerdir kendileri.
Eskiden atlar üzerinde dolaşır olabilecek hırsızlıkları önlemeye çalışırlardı.
Tabii şimdi modernleştiler artık altlarında motosikletler var.
Çiftçi Malları Koruma Dernekleri bünyesinde görev yapar bu yiğit insanlar.
Gece demez gündüz demezler dağ taş dolaşıp köylünün mallarına gelebilecek zararları önlemeye didinirler.
Maaşları düşüktür, sosyal hakları ise hak götüre.
Köylünün mallarına gözleri gibi bakarlar ama onlara kimse bakmaz,ayrana, çaya çırak çıkarlar.
Son haftalarda Tire ve Ödemişte yaşananları gördükçe aklıma bu garip emekçiler geldi.
Belediyelere devredilen Özel İdare mallarının satışıyla ilgili kararlar alınınca Tire ve Ödemiş Belediyeleri tarafından, bir tartışmadır başladı medya üzerinden.
Mallar satılsın mı satılmasın mı ?
CHP mi yoksa AKP mi daha çok köylüden yana ?
Herkes topa girmeye çalışırken birde baktık ki CHP ve AKP il başkanları ortak akıla sarılmışlar ve satışlar iptal edilmiş.
Hazır bir çok kimse ve her iki parti yetkilileri de Kır Bekçiliğine soyunmuşken ben onlara bir sorun daha ileteyim dedim.
Umarım bu sorunu da ortak akılla çözerler.
Sorun Urla ilçesinin Balıklıova Köyünde( şimdi mahalle) yaşanıyor.
Bilenler bilir Balıklıova özel bir köydür.
Hemen hemen herkesin malı mülkü Osmanlı Tapusuna kayıtlıdır.
Yani köylünün elinde o malın sahibi olduklarını gösterir Cumhuriyet tapuları yoktur.
Bu sorun doksan kusur yıldır devam eder bu köyde.
Her seçimde köye gelen her parti adayı onlara söz verir ve giderler.
Köylü bir türlü Cumhuriyet tapularına kavuşamaz.
İşte mülkiyet ilişkileri bu şekilde olan bir köyde yirmi beş yıl önce Muhtarlık Özel İdareye kayıtlı bir alanı köylülere ev yapmaları için kullandırma izni verir.
Yetmiş aile bu alan üzerine kıt kanaat geçindikleri bütçeleriyle birer ev yaparlar.
Gel zaman git zaman yeni kanun çıkar ve bu alan Urla Belediyesine verilir.
Tabii Urla'nın 'halkçı' belediyesi durur mu ? Hemen elemanlarını ismi Martı olan bu siteye gönderir ve onlara evlerini hemen boşaltmaları gerektiği tebliğ edilir.
Neymiş evler kaçakmış ve yıkılması gerekiyormuş.
Köylüler tabi şaşkın, zaten o köyde her şey ve her yer kaçak çünkü tapular Osmanlı.
Bunca yıl sorunu çözmeyen devlet ve ilgili belediyeler yirmi beş yıldır evlerinde mutlu ve sükunetle
yaşayan insanları sokağa atmaya kalkınca köylüde doğal olarak ayağa kalkar ve protestolara başlarlar.
Bunlardan ilki Urla'nın düşman işgalinden kurtuluş günü olan 12 Eylül günü yaşandı.
Köylüler kutlamaların yapılacağı meydanda oturarak pankart açıp slogan attılar.
Ellerinde ' Suriyeliler Türkiye'ye davet ediliyor. Balıklıovalılar yuvalarından kovuluyor' yazılı pankartlarla alanı dolduran Martı sitesi sakinleri Belediye Başkanı ile görüşmek istediler ancak onları kimse dinlemedi.
Kızgındı çoluk-çocuk yaşlı genç site sakinleri.
Boğazlarını yırtarcasına haykırdılar ' Sibel Başkan Şaşırma, sabrımızı taşırma',' Vur vur inlesin Sibel bizi dinlesin', ' Bu daha başlangıç mücadeleye devam', ' Evimiz yuvamız asla terk etmeyeceğiz' diye.
İşte size bir önemli sorun ey Tire ve Ödemiş köylülerine sahip çıkan Kır Bekçileri.
Haydi atlayın arabalarınıza, gidin Urla'nın Balıklıovasına.
Dinleyin köylünün haykırışlarını.
Çıkın İzmir medyasına boyunuzu gösterin.
Ama lütfen çözün bu sorunu da, gündeminize alarak çözdürün.