Karanlık ışığın düşmanıdır.
Karanlık ışığı boğabilir mi?
Işık mı karanlığı bastırır yoksa?
Işık mı karanlığı alteder, karanlık mı ışığı...
Bu soru her ne kadar tartışılsa da,
Karanlıkta yaşayanlar, karanlıkta yapılanlar daha az görünür olur, bu kesindir.
Daha bilinçsiz, daha sağlıksız, daha ışıksız ve aydınlıkSIZ.
O yüzden hep karanlığı seçer bazıları (demek ki)
Halbuki korku vardır karanlıkta
Göremezsin.
Duysan da bazen anlamazsın.

Karanlık sonrası aydınlığa uyanır insan.
Hep böyle olur.
Aydınlıkta umut vardır, çaba vardır.
Aydınlığın dışında kalanlarda ise bilinmezlik, çözümsüzlük...
Saygı ve uzlaşma yoktur karanlıkta,
Sevgi de yaşayamaz karanlığın olduğu bir coğrafyada.
Adalet yalnızca aydınlıkta varolabilir,
Aydın insanın vicdanında.
Suç olduğu söylenen düşünce suçları karanlığa gömülecektir birgün ama
Aydınlıkta çıkacaktır suçlu olduğu söylenen suçsuzlar!

'Hükümetin en kötüsü suçsuzu korkutandır' diye biz söz vardır ya,
Daha kötüsü de suçsuzun özgürlüğünü elinden alan mıdır acaba!?
Demokrasi masalına inanmak mı iyidir,
Yoksa demokrasi ile yönetilmek için çabalamak mı?
Aydınlık için herbirimizin eline bir mum ışığı alması mı?
Herbir mum ışığının bizi daha da aydınlığa çıkaracağını düşünerek.


Ağaç ise aileyi temsil eder, milli serveti, zenginliği, aydınlığı...
Nazım Hikmet'in şiirinde dediği gibi,
Tek ve hür olmayı; gerektiğinde kardeşçe yaşamayı temsil eder.
Peki ya ağacı kesmek, hele ki ağacı karanlıkta kesmek!
Bilinmelidir ki,
Karanlıkta kesilen ağaçlar yerini aydınlıkta dikilen fidanlara bırakacaktır.
Aydınlık beyinler bunu hep yapacaktır.
Yazının başında kararsızdım ama şimdi eminim ki;
Işık karanlıktan daha güçlüdür,
Ve bir gün aydınlık karanlığı yenecektir.