İzmir vasatı seviyor. Ve herkes birbirini paçasından tutup aşağıya çekerek bu vasatı başarıyla muhafaza ediyor.

Vasat, kolaylığa ve ucuzluğa teşne olma hali… Siyasette, sanayide, yerel yönetimde, şehircilikte, sporda, basında, entelektüel yaşamda, sanatta vasatı aşamayan İzmir, “sen, ben, bizim oğlan” sığ muhabbetlerle gününü gün ediyor. Kasaba seviyesinde metropol olma çabalarını sürdürüyor.

Tarihsel mirası ıskalamış, doğru kentleşmeyi ıskalamış, siyasette ıskalamış, sanayi kentini ıskalamış, tarımda ıskalamış, turizmde ıskalamış… İzmir’de konaklamak için doğru dürüst nedeni olmayanların gelip geçtiği şehir...

Ellili yıllardan beri, İzmir’de gündelik hayatı yaşanmaz kılan zihniyet varlığını sürdürüyor. Hepsi de bir öncekini suçlaya suçlaya bugünlere geldik.

Şehri tarihi merkeze hapseden bu zihniyet, önce beton setlerle şehri denizden kopardı, sonra da körfezi lağıma çevirdi.

Tepeler ile deniz arasında bir koridor üzerinde kurulu şehir, en az 5 bin yıldır kesintisiz olarak varlığını sürdürüyor. Öncesinde depremlerle büyük yıkımlar var.

Ancak, 5 bin yıllık zaman dilimi, şehri yönetenlere hiçbir şey ifade etmiyor.

Şehir, bu daracık koridorda üst üste yığılmış. Ve can çekişen şehre bakarak elan utanmadan ileri geri açıklamalar yapabiliyorlar. Onlara göre, İzmir çok güzel, her şey yolunda, bazı aksamalar her şehirde olabiliyor…

Ucuzluğun, utanmazlığın ve aptallığın muktedir zümrelerde trend olduğu günümüz dünyasında, yönetenlerin saçmalıklarına katlanıyoruz.

İzmir’e reva görülenlere bakılırsa, şehir sanki gözden çıkarılmış…Havası, suyu, toprağı, denizi üstündeki lanet, yaşama sevincini tüketiyor.

Bir avuç tuzu kuru iyimser, rakı, balık, kumru, gevrek muhabbetiyle keyfine bakıyor. Ancak o efsane şehir gitti gider.

Ve hal böyle iken, 4000 aracı yerin altına sokma tartışması başladı. Arabalara şehir inşa eden zavallı zihniyet, arabaları park etmeyi bile beceremiyor.

Olur da bu proje başlarsa, başımıza gelecek var... Ülkede değerler sisteminin çöktüğü bir vakıa. Çıkar gurupları ayağa kalkacak, hatır ilişkileri devreye girecek, rüşvet çarkları dönmeye başlayacak… Ne yüklenicilere ne denetim yapanlara tam olarak güvenmek mümkün. Herkes bir şekilde para kazanacak… Kim bilir şehrin başına neler gelecek!

Uzun sözün kısası, İzmir’de lakayıt gidişi durduracak iradenin oluşması bir zaruret.

Gel gör ki o kadar zahmete kim girecek!