Dün yaşadıklarımı, gördüklerimi nasıl bir yazı tonuyla aktaracağımı bilemiyorum.’¶
Kubilay Mahallesi 953 Sokak’’ta Osmanlı dönemine ait 300 yıllık Taslı Çeşme Mescidi’’ni yıkıp yerini oto yıkama servisi olarak kiraya verdiler.
Şaka gibi değil mi?
Her gün bir taşı sökülen, her gün bir yanı dökülen, talan edilen ata yadigarının enkazı üzerinde oturup uzun süre bu skandalı nasıl yazacağımı düşündüm.
Biliyorum bu talanı yazmam sonucu değiştirmez.
Sadece bana yeni düşmanlar kazandıracak.
Ancak ’“aynı akıbete uğraması muhtemel’” diğer tarihi yapıları belki kurtarırız ümidiyle bolca fotoğraf çektim, tespitlerde bulundum.
Neden bir şey yapılamaz(!)
O mescidi ve yüzlerce yapıyı, onarmakla, korumakla görevli Vakıflar Bölge Müdürlüğü, İzmirli siyasetçilerin koruması altında.
Müdürünü oraya getiren milletvekilleri var.
Sorumluları eleştirdin mi, ’“vekilini eleştirmiş’” sayılırsın.
Al sana yeni düşmanlar’…
İzmir’’de her bürokratın, bir ya da birden fazla milletvekili koruması var. Kim-kimin adamıdır bilinir, ona göre davranılır.
İnanın, ’“Vakıflar Bölge Müdürlüğü hangi vekilimizin himayesindedir’’’’ bilmiyorum.
’“Şansıma ne çıkarsa.’’’’ diyor ve sözü Kubilay Mahallesi Muhtarı Ünal Kalfa’’ya bırakıyorum.
Ünal Bey, mescidin yıkılıp yerinin otopark yapılması hikayesini şöyle anlatıyor.
’“Bizim çocukluğumuzda bu bölgenin en büyük mescidiydi. Kadifekale’’deki diğer yapılar gibi bu da ilgisizlikten yavaş-yavaş ölmeye başladı. Önce çatı, sonra duvarlar gitti. Çevresine yerleşen gecekondular da rahat bırakmadı. Biz aslına uygun biçimde yeniden ayağa kaldırılmasını beklerken, oto yıkama servisi için bir vatandaşa 50 yıllığına kiraya verildiğini duyduk. Oradan her geçerken başımı önüme eğiyor, atalarımızdan utanıyorum.’”
Aynı duyguları ben de yaşadım.
Sadece o enkazın olduğu yerde değil. Yaklaşık bir gün süre ile gezdiğim her noktada benzer tarihi yağmayla karşılaştım.
12 İmamın Başı
Örneğin ’“12 İmamın Başı İmam Caferi Sadık Tayyar Hazretlerinin Türbesi’’’’ levhasının asılı olduğu tarihi binada gördüklerim çok ilginçti. Türbeye bir aile yerleşmiş. Fotoğraf çekmek istedim, engellendim.
Mahalleliden duyduklarıma göre, Bir Japon turist fotoğraf çekerken, orayı işgal edenlerce dövülmüş.
Emir Sultan Türbesi
Emir Sultan Türbesi’’nin durumu da içler acısı. Türbe ve çevresindeki Osmanlı mezarlığına ait mermerler, taşlar çevreye saçılmış.
Aydınoğlu Gazi Umur Bey’’in komutanlarından Seydi Mükeremeddin’’in mezarının da bulunduğu türbenin restorasyonunu İzmir Büyük Şehir Belediyesi üstlendiğini açıklamıştı. Bölgede yaptığım incelemede hiçbir çalışmanın yapılmadığını gördüm.
Emir Sultan Türbesini’’nin bulunduğu alanda, harabe halindeki aşhane, hamam ve Mevlevihane olarak kullanıldığı düşünülen üç farklı bina kalıntısı bulunuyor. Mevlevihane, restore edilerek eğitim atölyesi, hamam yapısı da aslına sadık kalınarak restore edilecek. Aşhane buluntularının üzeri ise bir sundurmayla korunması tasarlanıyordu.
Anadolu Selçuklu Devleti komutanlarından Seydi Mükeremeddin’’in naşının bulunduğu Emir Sultan Türbesi’’nin bahçesinde, Atatürk’’ün eşi Latife Hanım’’ın dedesi Uşakizade Sadık Bey ve eşi Makbule Hanım ile Aydın eski valilerinden Ahmet Esat Paşa, Kestanepazarı Camii banisi (kurucusu) Mısırlı Hüseyin Nuri Efendi ve İzmir Kadısı Şükrüzade Abdülkadir Paşa gibi devrinin önde gelen büyüklerinin naaşları da yer alıyor.
Kumrulu Mescidi
Yedi yıldır kapalı tutuluyor.
Bölgede namaz kılınabilecek sınırlı kutsal mekanlardan biri. Mimarisinden, güzelliğinden çok etkilendim. Anahtarı bir vatandaştaymış. Rica ettim açtırdım. İçim sızladı. Onlarca fotoğrafını çektim. Çatıda çökmeler başlamış.
Onu da yıkıp, otopark mafyasına sunacaklarından kaygılanıyordum.
Akıbeti Taslı Çeşme Mescidi gibi olmayacakmış. Gayri resmi bir ağız onarım programında olduğunu, ihalesinin yapıldığını, işi Ankaralı bir firmanın aldığını söyledi.
’“Beyler 7 yıldır neredesiniz’’’’ demekten de kendimi alamıyorum.
Tarihi mekan ahır olmuş
Pazaryeri Mahallesi’’nde bir başka tarihi mekan dikkatimi çekiyor. Kimine göre mescit, kimine göre İslamiyet öncesine göre tapınak.
Büyük bir bölümü çökmüş yapının kapalı alanında koyun besleniyor. Az ötede ise gübre ve çöp yığınları.
Dışarıdan gelen birinin dayanamayacağı keskin kokular başınızı döndürüyor.
949-951-133-1030 sokaklar tam bir çöplük.
Sevgili dostum Konak Belediye Başkanı Hakan Tartan’’a sesleniyorum.
Siz, turizme gönül vermiş bir gazetecisiniz. Lütfen Kadifekale’’nin arka sokaklarına birkaç saatinizi ayırın.
Gazeteci duyarlığınızla nelerin yapılmadığını çok daha iyi göreceksiniz. Beni de çağırın birlikte gezelim.
Şeyh Bedrettin Türbesi ve kumar
Ben de inanmaktan zorlandım ama gerçek. Şeyh Bedrettin Türbesi ile bitişik, Vakıflar’’a ait bir mekanın çevresi gözlemci dolu. Her köşede biri bekliyor. Araştırdım-soruşturdum. Meğer bu bölge özel kumarhaneleriyle ünlüymüş.
Dar, biçimsiz sokak aralarında açılan küçük mekanlarda kumar oynatılıyormuş. Köşe başlarını tutmuş ellerinde telefonlar tetikte bekleyen adamlarda baskınları önceden haber vermek için bekliyorlarmış.
Konyalı Ayşe Teyze’’nin evi
Konyalı Ayşe Parlayan teyze tarihi evini Vakıflar Bölge Müdürlüğü’’ne bağışlamış. 1030 Sokak 39 No’’lu ev her an çökebilir. Çünkü vakıflar yıllardır bir çivi çakmamış. Gelen giden de yokmuş.
Yetkilileri uyarıyorum.
Bu ev her an çökebilir ve çevresindeki evlerde facia yaşanabilir.
Şaşkınlık içindeyim.
Hangi sokağı, hangi hanı, hamamı, evi, medreseyi yazacağımı bilemiyorum.
Terk edilmiş, yok sayılmış bir kent, bir tarih bir geçmiş, bütün hızıyla yağmalanıyor.
Vakıflar Bölge Müdürü olsam istifa ederdim.
Kesinlikle eminim,
Vakıflar Bölge Müdürü benim gezdiğim yerleri gezmiş- görmüş olsa, ’“görevden alınmasına’’’’ gerek kalmadan istifa ederdi.
Bu arada hangi Milletvekilimiz vakıflarla ilgileniyor, araştırıp sizinle paylaşacağım.
İnsanların sokaklarda namaz kıldığı, camilerin sınırlı sayıda olduğu bir kentte, bu kadar mescidin kapalı tutulması, yıkılmaya terk edilmesi, tarihi mekanların yağmalanması sorgulanması gereken çok ilginç bir durum.