Altmış yıl önce çok sık kullanılan bir cümle ' Hafıza-ı beşer nisyan ile maluldür'. Yani insan hafızası unutma ile sakattır.

Bugün kırk beş yaş üstü insanımız yetmişli yıllardaki anarşiyi hatırlar. Her gün bir lider konuşur, ertesi gün karşı görüşten insanlar öldürülürdü. Adalet Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi bir türlü uzlaşarak, bu kardeş kavgasına dur dememiştir. 1980 yılında azınlık hükümetinin başı ' asker idareye el koysa da, ortaklık yatıştıktan sonra tekrar gelirim' hesabında idi. İşler çığırından çıkmıştı. Siyasiler bir araya gelemiyordu. Vatandaş asker idareye el koymalı fikri her tarafı sarmıştı. Sıkı yönetim olmasına rağmen olayların önü bir türlü alınamıyordu. Ordu beklendiği biçimde 12 eylülde idareye el koydu. Sağ sol demeden her görüşten insanlar toplandı, yargılandı ve 51 idam edilenle birlikte hapishanede ölenlerin sayısı 200 civarına geldi. Yazı rakama gelmişken bu miktar kayıp, bizim ihtilal öncesi bir haftalık ölülerin sayısı idi. O günleri bilmeyen ve yaşamayanlar, darbecileri yargılayalım diye öne çıkıyorlar. Orduya darbe yapın çağrısında bulunan siyasiler, siviller ne olacak. Ben de o anarşi günleri yaşadım. Beş çocuğum okula giderken akşama dönüp dönmeyeceklerini bilmiyordum. Ülkeyi o günlere getirip orduya ihtilal yap diye göz kırpanlar, darbecilerle birlikte yargılanmalı. Bana göre 1980 ihtilaline yol açan siyasilerden hayatta kalan Süleyman Demirel bir numaralı sanık olarak yargılanmalı.

İhtilal sonrası hazırlanan anayasa halk oylamasında rekor bir katılım ve rekor bir evet oyu ile kabul edildi. Kabul oylar %92 olup 17,2 milyonu bulmuştu. Son referandum da anayasa değişikliği 21,8 milyon evet oyu ile yapılmış olduğu unutulmamalıdır. Bu referandumda Kenan Evrenin cumhurbaşkanı olarak tayini kabul edilmiştir. Bu güne kadar yapılan referandumlarda böyle yüksek bir katılım ve kabul oranı yakalanamamıştır. Oylamanın sağlıklı bir biçimde baskı olmaksızın yapıldığı bilinmektedir.

Yetmişli yıllarda Marksist ve Leninist öğreti ile sarhoş olan bir grup yazar çizer takımı bugün demokrasi havarisi olarak sadece askerlerin yargılanmasını dillendirirken, o dönemin katillerini, okul basıp öğretimi durduranlarını, banka soyanlarını 'genç fidan' diye topluma lanse etme derdindeler. Ellerinden gelse hakim öldüren, konsolos kaçırıp öldüren, karşıt görüşlü diye öğrencileri öldürenlerin heykelinin dikilmesini isteyecekler. Bu gün de bu kirli kafalar üniversiteleri nasıl karıştırabiliriz arayışında. Bu kimseler, öğrencilik yerine 'eylemcilik' yapacak sözde talebeleri parlatma yarışındalar. Öğrencilerimizin bu kapana sıkışmayacak kadar olan biteni anladığını görüyorum.