Bir devletin en büyük zenginliği Adaletidir. O ülkenin ne petrol denizinin üstünde oturması, ne yeraltı madenlerinin çokluğu ne de Merkez Bankasındaki altın rezervinin fazlalığı o ülkeyi gerçek anlamda ’“zengin’” yapmaz. Tüm bu yer altı ve yer üstü maddi zenginliklere sahip bir ülkede Adalet doğru, hızlı ve eşit olarak işlemiyor, insanlar da bunu görüyorlarsa kimse yarınından emin değildir ve orada gerçek zenginlik yoktur.
Rusya dünyanın en varlıklı ülkelerinden biridir. Varlıklıdır ama ’“Gerçek Zenginliğe’” sahip midir?Tabii ki değildir, çünkü Rusya otoriter bir yapıya sahiptir. Rusya’’da sizin yarın ne olacağınıza, servetinizi ve hürriyetinizi bir günde kaybedip kaybetmeyeceğinize yasalar ve adalet karar vermez. Rus vatandaşı yasaların güvencesi altında değildir. Putin ne derse, ne isterse o olur. Bunun tartışması bile olamaz.
Yukos Petrol Şirketinin sahibi Kodorkovsky, Putin’’e seçimlerde rakip olabileceği ihtimaline göre, vergi kaçakçılığından mahkum ettirilip, cezaevine konmuştur. Cezası 2011 yılında bitecek olan Kodorkovsky’’e ikinci bir dava açılmış ve cezasına 6 yıl daha ilave edilmiştir. Niçin?Çünkü 2012’’de yapılacak seçimlerde Putin kendisine rakip istemiyordu!... Hür dünyanın gözünde Rusya bir ’“Hukuk Devleti’” değildir. Benim gözümde ise, Rusya zengin bir ülke değil, yönetenlerin kişisel çıkarları için, kendi insanlarını ezmekten çekinmediği çok fakir bir ülkedir’…
Türkiye açısından utanılacak gerçek ise, Türkiye’’nin yabancı kaynaklar tarafından ’“Özgürlük, Hukuk Devleti, Demokrasi ve Adalet Uygulamaları’” açısından Rusya ile aynı kategoriye konmasıdır. Bu durum AKP’’nin Türkiye’’ye yaptığı en büyük kötülüktür’…
İletişimin çok geliştiği bu çağda, herkesi kör ve sağır zannederseniz, sadece kendinizi aldatırsınız. Örnek vermek gerekirse;
*Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Adalet Bakanı isterse ağzıyla kuş tutsun, isterse 100 metreyi 9 saniyede koşsun Almanya Yargı Sistemini, Türkiye’’nin gerçek bir hukuk devleti olduğuna inandıramaz. Almanlar Deniz Feneri e.V için birinci davayı açmış, suçlular suçlarını itiraf etmişler, Avrupa’’da yüzyılın yolsuzluk olayında Türk vatandaşlarını milyonlarca euro dolandırdıklarını kabul etmişler. Almanlar bununla da yetinmemişler, ikinci davayı da açmışlar ve tüm dünyaya ’“esas suçlular Türkiye’’de’” diye ilan etmişler. Aradan 3 tam yıl geçmiş Türkiye henüz incelemeyi bitirip, savcılık iddianamesini bile hazırlayamamış, bırakın iddianameyi bir de suçlanan kişileri korumaya almak için yeni yasalar çıkarmış’…
*Erzincan Eski Başsavcısı İlhan Cihaner, bir tarikatın yasadışı işlerini takip eder ve incelerken işin içine bakanların, belediye başkanlarının girdiğini görüyor. Başsavcı bizzat Başbakan Yardımcısı tarafından tehdit ediliyor, sonra dava elinden usulsüz olarak alınıyor ve Başsavcıya iftira edilerek cezaevine gönderiliyor. Bu sırada, tarikatla ilgili suçlar gündemden düşüyor. Devletin Bakanı ise, Cübbeli Ahmet Hoca ile birlikte aşure dağıtım törenine katılıyor..
*İmzasız ihbar mektuplarıyla bilim adamlarını, komutanları, aydınları suçlayıp cezaevine atacaksınız, insanlar ne ile suçlandığını bilmeden yıllarca hapis yatacak.
Kayseri Belediyesinde yolsuzluk belgeleri havalarda uçuşacak siz görmezden geleceksiniz’…
Tüm bu ve benzeri yüzlerce olayın dünya tarafından bilinilmediğini, konuşulmadığını zannetmek kadar dar görüşlülük olamaz. Hür dünya bu olayları biliyor ve dikkatle takip ediyor. Hür dünya bir şeyi çok daha iyi biliyor ve özenle takip ediyor; Kim, nereden geldiği bilinmeyen bir miktarda ve hızda zenginleşip, dünyanın sayılı zengin siyasetçileri arasına katıldı?Bu servetin kaynağı nedir?Ne kadar saklamaya çalışırsanız çalışın, belli bir büyüklükteki paranın bu yerküre üzerinde ilelebet gizlenmesi mümkün değildir. Para sahibini uygun zamanda açıklamak ve bu sebepten kendi ülkeleri için çıkar sağlamak isteyen istihbarat örgütleri bu konu ile ilgili bilgileri arşivlemiş ve servise hazır hale getirmişlerdir bile. Örnek mi istiyorsunuz?Geçmişte çok üst düzeyde görev yapıp, bugün sesini çıkaramayan ve bu bilgilere sahip güçler tarafından maymuna döndürülmüş siyasetçilere dönüp baksanız ya. Onlar hem paralarının hem de paralarının yerini bilenlerin köleleri olmuşlardır, bu yüzden yıllardır ağızlarını açamazlar ve yanaşmalar gibi servetlerinin kenarında otururlar’…
Haysiyet sahibi bir siyasetçinin, bir devlet adamının yapabileceği en önemli görev ülkesini ’“gerçek zenginliğe’” yani hukuk devleti normlarına yükseltmek olmalıdır. Bu geçici dünyada arkada bırakılacak en güzel seda; ’“Çok adil bir yönetim uyguladı’” dedirtebilmektir. En büyük iftihar kaynağı bu olmalıdır.
Özellikle dini eğitim aldığını ve dini değerleri devamlı savunduğunu söyleyen birileri şunu çok iyi bilmelidirler;
Dünyaya çıplak geldik, kundağa sardılar; giderken de çıplak gideceğiz sadece kefene saracaklar. Giderken ne banka cüzdanı, ne yandaş basın, ne pırlantalar hiçbiri olmayacak’…
Adaleti olmayanın ne dini olur, ne de imanı’…