Dün gece ye pek çok olumsuzluklarla geldik. Şike ve teşvik kasırgası ile sarsıldı futbolumuz. Liglerimiz ertelendi yok yere. Herkesin tadı tuzu kaçtı. Azerbaycan maçı mağlubiyeti ile bir dizi radikal kararlar alındı Hiddink tarafından. Milli takım Hollanda özel maçı ile futbolcu tercihlerini değiştirdi. Dün gecede Almanya maçı sonrası oldukça sıkıntılı bir maç bekliyordu bizi. Her şey sadece bizim maça bağlı değildi: Almanya'dan gelecek haberlerde önem taşıyordu.
Azerbaycan bu maça iyi kapanır gol yemezsem iyi de kontra atağa çıkarsam en az bir beraberlik alır, atarsam da galip bile gelebilirim belki düşüncesi ile çıkmıştı.. Rakibimiz 9-10 kişilik katı savunma anlayışı ile mücadele etti. Böyle olunca da kontraya çıkmakta zorlandılar. Bizde savunmada hata yapmayıp pozisyon vermedik. Azerbaycan dün gece futbol adına hiçbir şey yapmadı. Maalesef ki bizde yapamadık. Nasıl ki Azerbaycan iyi kapanıp etkili kontratağa çıkamadıysa bizde iyi savunma yapıp, rakibe pozisyon vermeyip, kapanan rakibi açacak etkili hücumlar yapamadık. Burak'ın attığı golde de zeminin kötü olması rakip defansın hata yapmasını sağladı ve golü bulduk.
Benim anlamakta zorlandığım şey şu: Dakika 60 biz öne geçiyoruz Almanya 3-0 önde hala tedirgin ve sıkıntılıyız. Rakibin direnci kırılmış durumda ama buna rağmen rahat oynayıp etkili olamıyoruz.
2008'de oynanan Avrupa Şampiyonası ve bu eleme gurubu maçları da dahil ortaya koydu ki bizim milli takımımızın bir ekolü veya felsefesi, oyun anlayışı falan yok. Duygularımızla ve doğaçlama oynuyoruz biz futbolu. Taktik disiplinimiz, sabrımız yok. Kondisyonel özelliklerimiz kötü. Bütün oyun disiplinini bırakıp hurra rakibin üzerine gidebiliyoruz. Arabesk bir futbol anlayışımız var. Hiddink tam olarak bunu söylemeye çalışıyor. Doğruları dile getirdiği içinde kendisine bazıları tepki gösteriyor.
Aslında Hiddink şunu anlamalı; Türkiye coğrafyasında yaşayan insanların ortak özelliğini yansıtıyor Milli Takım'daki futbolcularımız. Bizim insanımız hayatı da böyle yaşıyor futbolu da böyle oynuyor. Futbolumuzu kendi kültürümüzle şekillendiriyoruz.
Ben diyorum ki gelişim olmadan değişim olmaz. Önce kendi ekolümüzü ve oyun felsefemizi yaratmalıyız. Sonra liglerimizin temposunu, kalitesini arttırmalıyız. Daha sonrada altyapılara dönüp bu ekole uygun oyuncu tipleri yetiştirmeliyiz. Bunun içinde 5–6 yıl yenilgileri sabırla sineye çekip genç oyuncular yetiştirmeliyiz. Ne İspanya ne de Almanya bu günlere 3-5 ayda gelmedi. En az 10 yıl önceden sabırla bu günlere yatırım yaptılar. Günümüzde de 2020'li yılların planlamasını yapıyorlar. Şimdi ise eğitimin, çalışkanlığın, bilimin, yatırımın, sabrın, istikrarın, inancın, spor ahlakının meyvelerini topluyorlar.
Play-off şimdiden hayırlı olsun. Umarım en iyi sonuçları alır turnuvaya katılırız.