Sitelerde bir haber ilişti gözüme:
Türkiye'de ve bütün dünyada tanınan ünlü Fransız, Müslüman düşünür Roger Garaudy (Roje Garodi), Paris'te 99 yaşında hayata gözlerini yumdu. Garaudy 18 Haziran 2012 Pazartesi günü Paris'te toprağa verilecek.
17 Temmuz 1913'te Marsilya'da doğdu. 1952 yılında Sorbonne Üniversitesi'den edebiyat dalında, 1954 yılında da SSCB Bilimler Akademisi'nden bilim dalında doktor unvanını aldı. Bir ara Marksist İnceleme ve Araştırmalar Merkezi müdürlüğü yaptı.
Fransız Parlamentosu'nda 14 sene milletvekili, Millet Meclisi Başkan Yardımcısı, Milli Eğitim Komisyonu Üyesi ve Senatör olarak görev yaptı.
Çağımızın yetiştirdiği dev düşünürlerden biri olan Roger Garaudy (Roje Garodi), İslam'ı seçip Filistin halkının haklarını İsrail'e karşı savunmaya başladıktan sonra, pek çoğu İsrail taraflısı sermayenin elinde olan Batı basın-yayın organları ve büyük yayınevlerince dışlandı. Avrupa ve Amerika kitle iletişim araçları kendisini tam bir sükût ambargosuna tabi tuttular. Kendisinden tek satırla, tek kelimeyle dahi bahsetmez ve kendisine söz hakkı vermez oldular.
1980 senesinde Müslüman olan Garaudy; niçin Müslüman olduğunu soran gazetecilere şöyle cevap verir:'Niçin Müslüman oldum biliyor musunuz? Müslüman oldum çünkü İslam bana yetmiş yaşında onyedi yaşın heyecanını veriyor.'
İnternet gazetesinden okuduklarım bunlardı.
İçimde eski günlerimden bir günden kalan bir yerde ince bir sızı oldu. Sulayıp büyütmem gereken bir fidanı kurutmanın verdiği elim bir keder gibi… Nefesimle ısıtmam gereken minik bir serçenin ölmesinin verdiği suçlu hüzün gibi…
Yolu, rahat ve düşmeden adımlamamı sağlayacak olan pabuçlarımı bodrumun karanlığına itip bir daha hatırlamamak gibi… Ve o yolu ciğerlerimi parçalarcasına nefessiz ve izsiz kalıp yürümeye mahkum edilişim gibi…
Evimizin karanlığa bakan dip odasında babamın kitap dolu kolilerinin içinden bulup çıkardığım bir yazardı Roger Garaudy…
Batılı bir ismin İslam üzerine, bizzat İslamın kendisi üzerine kafa yormuş olması beni kendi anaforuna çekmişti. Yeşile çalan koyu renkli kitap kapağı ile farklı söyleyen bir yazar olarak yerini almıştı zihnimin kitap raflarında.
Ne var ki unuttuğum dostluklarım gibi o da öylece orda hatırlanmak üzere beklemişti.
Vefat haberiyle; kaçırdığım birine yetişmek üzere alelacele tepemde güneşle beraber İzmir'in kitapçılarını dolaşmaya başladım. Olmalı burada mutlaka kitapları olmalı, hiç olmazsa bir kitabı bulunmalı diye uğrak yaptığım kitapçıların hiçbirinde bir tane bile kitabına rastlayamadım. Birisi;'haa şu yeni vefat eden değil mi ?,dedi.Bir diğeri;'tabii öldü ya ölünce kitaplarını okursunuz 'diye soğuk bir cümleyle kitabının bulunmamasına gerekçeli cevap verdi.'Hayır ölmemesi için onu okumak istiyorum,ölmemesi için yazmak istiyorum' dedim.
Kitapçılardan ümidini kesen ben bizzat kitaplarının basımını yapan yayınevinden talepte bulundum.
Dünyadaki Tek Medeniyet Batı Değil, Batı Terörizmi, İsrail'in kuruluşundaki mitler(1995) Bu kitabı yüzünden Fransız hükümetince para cezasına çarptırılarak yalnızlaştırılmıştır.İnsanlığın medeniyet destanı,Tarihte ve günümüzde siyonizm ve yahudilik, efsanesi Şahitlerim,Yüzyılımızda yalnız yolculuğum,20. yüzyıl biyografisi,Siyonizm Dosyası, İslam ve İnsanlığın Geleceği, Entegrizm-Kültürel İntihar, Yaşayanlara Çağrı, Yaşayan İslam gibi 30 kadar Türkçeye kazandırılan eserlerinden alabildiklerimi aldım.
Allah'ın kayıtsız, şartsız, özgür kulu Garaudy bir iz sürücüsü gibi gerçek İslam'ın izini sürmüştür. İbtidai nokta olarak Hz. İbrahim'in hanif dinine ulaştığını ifade eden düşünür bütün gücün kaynağının inananların bilinci olduğunu bunun da gerçek demokrasi olduğunu ifade etmiştir. Hapishanede bulunduğu bir sırada kendileri için 'vur' emri verilmesine rağmen 'silahsız bir insana ateş etmek şerefsizliktir' inancıyla ateş etmeyen ve bütün kanunların üzerinde bir inanca sahip olan Fransız sömürgesi altında bulunan Cezayir kampındaki Müslüman gardiyanlar onun hayatta kalmasının sebebi olmuşlardır belki de İslam inancındaki hayat hakkına saygı duymanın ulvi bir örneği ve Garaudy için 10 yıllık Sorbonne eğitiminden daha etkili bir hadise…
Garaudy kalemiyle, insanlığın kurtuluşu için gerekli olan bir uyanışı; İslam Aleminin uyanışını tetiklemeye çalışmış bunun yolunun Kur'an'ı anlamak ve yeniden onunla verimli akan bir nehir gibi bulunduğu ve geçtiği yerleri yeşillendirerek hayat bahşeden bir görevi yüklenmeyi anlatmıştır. Ancak kıyametin yaklaşan ayak seslerini dahi karınca adımları olarak algılayacak kadar duyma eşikleri yükselmiş, üst perdeden sağır olmuş kulaklar onun sesini duyamamışlardır.
Belki de bu yüzden ünlü düşünür ölümünden sonra yakılmasını vasiyet etmiştir. İslamı kalıp ve ritüel dini haline getirenlere belki bir isyandı onun yanışı… Belki de bir zamanlar Fransa'dan dışarı çıkmasına izin vermeyenlere bir özgürlük hışmıydı onun yanışı… Bedenini Fransa topraklarına katmayıp Marsilya'dan Akdeniz'e belki de Filistin diyarına doğru külleriyle yaptığı bir diriliş yolculuğuydu… Bu vasiyet doğru ise;68 yaşında hatadan döndüğünü itiraf eden düşünürün yanmasının oluşturduğu fısıltıdan şunu duyuyorum: Şayet Allah'ı ve onun halifesi olmayı idrak edemediyseniz ve bu uğurda çabanız olmadıysa şekliniz ve şemaliniz, isminiz ve cisminiz sizi varılacak noktaya ulaştırmayacaktır… İslamın ruhunu katledip onu birkaç şekle ve birkaç uygulamaya hapseden ey Müslümanlar yakın kendiniz zannettiğiniz şeyi ve yeniden ruhunuza ulaşın…'

Allah Rahmet Eylesin… 'İlahi yönü ihmal ettik bu hislerin gücüne inanmadık'diyen sesini duymamız temennisiyle…