İzmir’’in EXPO 2015 sürecini yakından takip eden bir gazeteci olarak bazı uyarılarda bulunmak da benim görevim sayılır. İzmir’’de yaşamayı seven ve isteyen bir İzmirli olarak da buna mecbur hissediyorum kendimi.
İzmir Valisi Cahit Kıraç’’ın bugün yapılacak toplantıda bir düzenleme kurulu oluşturulacağını açıklayınca ’“eyvah’” dedim içimden. ’“İnşaallah aynı filme tekrar izlemeyiz’” diye düşündüm. Çünkü bana göre İzmir’’in EXPO macerasındaki en büyük kırılma, düzenleme ve yürütme kurullarının seçimi sırasında yaşandı. Türk insanı balık hafızaladır, çabuk unutur ama bu olay unutulacak cinsten değil. Yürütme kuruluna girmek isteyen İzmirliler, EXPO yolundaki en büyük destekçimiz Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’’ün huzurunda nasıl da kapışmışlardı. Cumhurbaşkanı Gül’’ün huzurunda anlaşamayan İzmirlilerin, Başkan Aziz Kocaoğlu’’nun evinde yapılan toplantıdan sonra verdiği poz hale gözümün önünde. Adeta bir ibret vesikası aslında. Suratları 5 karış koca koca adamların kerhen poz verdiği ve yapılan anlaşmanın daha ilk günden ölü doğduğu o günden belliydi aslında.
İzmir EXPO yarışında bir yerlere gelmek istiyorsa önce bu sorunu çözmek zorunda. ’“Bu işin başında kim olacak?’” sorusuna verilecek cevap en önemli nokta. EXPO’’nun dümeni tek olmalı ki gemi hedefe sağsalim ulaşabilsin. Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan, Dışişleri Bakanlığı’’nın monşerleri, İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Ticaret Odası; herkes farklı bir taraftan çekiştirirse elimizde yine hüsran kalır gibime geliyor. EXPO’’ya talip olan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’’in eleştirdiği ve güvendiği noktada bu sanırım. Ayrıca Antalya’’da da küçük EXPO’’ya talip Ankara Valisi Alaaddin Yüksel’’in, İzmir ve EXPO tecrübesini de yabana atmamak gerekiyor.
İzmir, EXPO sürecinde birlikte hareket edebileceğini herkese ispatlamak zorunda. Bunun için işi en başından sıkı tutup herkes kişisel hırsların bir kenara bırakmayı göze almalı. Bu işin patronu tek olmalı ve herkes onun etrafında örgütlenmeli. Aynı Milano Belediye Başkanı Moratti’’nin yaptığı gibi. Ancak bu noktada hala kafamda bazı soru işaretleri var.
Neden mi?Bu işin kimin başına geçeceği sorusuna verilecek cevaplar farklı olabilir. Herkes kendi bakış açısıyla bir şeyler düşünebilir. Örneğin, 1992 yılından itibaren EXPO rüyasının peşinden koşan, EXPO’’yu İzmir’’in ve Türkiye’’nin gündemine taşıyan İTO Başkanı Ekrem Demirtaş’’ın, EXPO’’nun başına geçmesi gerektiğini düşünenler olabilir. Diğer taraftan Milano örneğinde olduğu gibi kentin lideri olan Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’’nun EXPO’’nun dümenine geçmesi gerektiğine inananlar da olabilir. Türkiye’’nin adayını belirleyecek ve tüm dünyaya garanti verecek Başbakan Erdoğan’’ın da dümene istediği kişiyi geçirme ihtimali olabilir. Ama ne olursa olsun ’“İzmirli güvenli bir kent değil’” diyecek kadar İzmir’’e yabancı insalar bu işin başına geçmemeli. Bu soruna geride kırgınlık bırakmadan bir çözüm bulunmalı. Yoksa bu işin sonu yine kötü olur.
Ayrıca şunu da belirtmek istiyorum. Oylamanın yapılacağı Paris’’e geçen sefer olduğu gibi farklı kafileler, farklı renkler ve farklı organizasyonlarla gitmenin de bir anlamı yok. Turistik geziye gider gibi Şanzelize de tur atanları da gördük, alışveriş çılgınlığına kendini kaptıranları da. BIE üyeleri oylama salona girene kadar tam saha pres yapacak insanlara ihtiyacımız var orada. Kuru kalabalık bir işe yaramıyor. İzmir oradaya tek ses, tek yürek olarak gitmeli ve istediğini söküp almalı.
Diğer taraftan İzmir EXPO’’ya aday olursa, yerimiz yine büyük bir ihtimalle İnciraltı olacak. Ancak oranın planlaması konusunda da hala bir sonuca ulaşılamadı. Aradan yıllar geçti ama planlama sürecini hala bitiremedik. Bunu BIE delegelerine nasıl anlatırız o da bir soru işareti. Ayrıca orada son gece yaşananları ve yapılan pazarlıkları hepimiz biliyoruz. O yüzden Paris’’e hazırlık gitmeliyiz ve bu işlerde oyunu kuralına göre oynayacak bir yöneticiye de ihtiyacımız olduğunu unutmamalıyız.