Geçen hafta Leonardo da Vinci’nin yaşam öyküsünü yazarken “Acaba gayri meşru ve eşcinsel olmasının yaratıcılığında etkisi var mı demiştim. Gayri meşru olması mutlaka onu etkiledi. Çünkü diğer kardeşlerinden farklı muamele gördü. Bir şekilde evlat ayrımını büyürken deneyimledi. Bu aslında çok acı bir deneyim ve Leonardo’nun etkilenmiş olması kesin...

Bu hafta sanatı bir yana bırakıp bu konuya değinmek istiyorum çünkü başarılı birçok insanın yaşamında bu acı var. Bir anne veya baba evlatlarına eşit sevgi, ilgi, davranış sergilemeyince kayırılan evlat şımarır, narsistik, talepkâr olur. Kayırılmayıp, eksik sevgi, ilgi, davranış gören ise ezilmişlik duyguları ile savaşır, yaşamı boyu. Çeşitli zamanlarda çeşitli duygular yaşar, öfke, üzüntü, kaygı, yalnızlık, terk edilmişlik, vb…

Evlat Ayırmak Yaygın

Ayrımcılık, kardeşlerden biri veya birkaçına diğerlerinden farklı davranılmasıdır. Bu, öncelikli olmak (olumlu ayrımcılık) veya geri plana koyulmak (olumsuz ayrımcılık) şeklinde olabilir. Diğerlerinden ayrılan çocuklar daha az/fazla disiplin, daha fazla eleştiri veya övgü, daha fazla ödül ve ceza ile karşılaşabilir.

Ayrımcılık bir veya iki ebeveyn tarafından gösterilebilir ve erken çocuklukta başlayıp yetişkinlikte devam edebildiği gibi, yaşam döngüsü içinde değişikliğe de uğrayabilir. Genelde başladığı gibi hep aynı şekilde gider. Kabul etmek istemesek de kardeşler arası ayrımcılık yaygındır. Bir çalışmada, 127 katılımcının %65’i ailesinde olumlu ayrımcılık, %24’ü ailesinde olumsuz ayrımcılığın var olduğunu söylemiştir.

Miras Davaları

Böyle evlat ayıran anne, babanın çocukları arasına düşmanlık girer, onlar öldükten sonra bile devam eder. Çevremizde malını mülkünü eşit dağıtmamış anne, babaların çocuklarının daha sonra miras davaları açtığını, yıllarca dava, tanık, vb peşinden koştuğunu, dava bittikten sonra bile birbirleriyle düşmanlığın devam ettiğini görmüşüzdür.

Konu tabii ki öncelikle para, mal, mülk değildir. Altta yatan gerçek neden sevilmemenin, tercih edilmemenin yarattığı acıdır, üzüntüdür, öfkedir. O anne, baba mal mülkü eşitsiz dağıtırken diğer çocuğunun iznini alsa, haber vererek yapsa kardeş sevgisi içinde bu eşitsiz paylaşım düşmanlığa dönüşmez, kabul görür. Asıl konu, saklı gizli yapılmasıdır.

Çok Acı Verici Bir Deneyim

Ayrımcılığın çocukları duygusal olarak etkileyeceğini tahmin etmek zor değildir. Örneğin, ayrımcılığa maruz kalan çocukların özsaygısının diğer çocuklara göre düşük olma eğiliminde olması beklenir. Bu noktada ilginç olan, bu eğilimin sadece ayrımcılığa maruz kalan çocuklarda değil, ayrıcalık gören ve olumlu şekilde ayrılan çocuklarda da görülmesidir. Çalışmalar defalarca kez göstermiştir ki ayrımcılık, bir ailedeki bütün çocukların psikolojik sağlığını etkiler.

Eğer kardeşler arası anlaşmazlık varsa bunun her zaman nedeni anne veya babadır. Çocuklarını bir şekilde birbirine düşman etmiştir. Bazen parasal, mal, mülk ile, bazen arkadan konuşmalar ile, genelde birini itip, diğerini çekerek, birini şımartıp, diğerine yüklenerek bunu yaparlar. Gölgede kalan çocuk, Leonardo gibi, kendini kanıtlayıp sevdirmek için çok çalışır.

Çocuğunun Acısını Bilerek Devam Eden Anne, babalar

Genelde birçok çocuk anne, babası onu sevsin diye sevgiyi davranışla kazanmaya çalışır. Çok başarılı olur veya çok iyi huylu olur. Bazıları ise tepinerek, baskı yaparak, huysuzlukla anne, babayı yönetir. Çocuk her türlü haliyle, beklentisiz sevildiği zaman aile içi ahenk olur, evlat ayrımı yapılan ailelerde huzur da olmaz.

Bazı geleneksel ailelerde ise erkek çocuğa daha çok değer verilir, kız çocuk ihmal edilir. Ancak, kız erkek ayrımı tek eşitsizlik davranışı değildir. Birçok anne, baba maalesef ki cinsiyete bakmadan da evlat ayırır, hatta itilen çocuğun üzüntüsünü, acısını göre göre, bilerek vicdansızca devam eder. Çevresindekiler bunu fark etse de aldırmaz…