Tarih kimin neyi, nasıl anlattığına göre değişir ama ana hatlar değişmez. 1789 Fransız Devrimi olmuştur, gerçektir, halkın yaşadığı kötü koşullar yani etik yokluğu devrimin alt yapısını hazırlamıştır. Fransız hanedanı binlerce diğer kişi gibi kan gölünde ve giyotinle can vermiştir. Kraliçe Antoinette’in ünlü cümlesi ”Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” tarihe geçmiştir.
Ülkelerin hanedanları varlık içinde, halktan kopuk, şımarık, etik değerleri olmadan, eğlence içinde yaşarken sürünen halk Fransa’da patlama noktasına gelmiştir. Diğer büyük örnek 1917 Rus Devrimidir. Benzer koşullar halk ayaklanmasını ve Çar ile ailesine ölüm getirmiştir. Serflik, yokluk, açlık, savaş, ölüm, sonunda Çarlığa da ölüm getirmiştir.
Kültürümüz Batıya Göre Çok Daha Uygar
Diğer büyük imparatorluk ailelerinden Osmanlı, Fransa ve Rus hanedanına göre çok daha yumuşak yaşamıştır ülkemizdeki devrimi. Giyotinsiz, ölüm olmadan, sınır dışı edilerek ülkedemizdeki Osmanlı hanedanlığı bitmiş, Cumhuriyet ve laiklik gelmiştir. Yıllar içinde önce hanedan kadınlarının, sonra erkeklerinin ülkemize girmesine de izin verilmiştir. Fransa ve Rusya’ya göre hayli uygar ve insani bir tutumla...
Bu büyük Avrupa imparatorluklarından kendisini korumayı başaran bir tek İngiliz hanedanıdır. 1200lerdeki ilk devrimleri Magna Carta ile başlayıp, halktan çok kopmadan, halkın nabzını da tutarak, asırlar boyu halkın gereksinmesine göre ince ayar verip hem yaşamlarını, hem servetlerini korumayı başarmışlardır.
Bozulan Dengeler
Diğer ufak kraliyetler, Belçika, İşveç, Hollanda gibi iyice geriye çekilip hayli mütevazi yaşamlar yaşamaya başlamış, pek şımarıklıkları ile öne çıkmamaktadırlar. Ara ara basında işine bisikletle giden bir kral veya prens görürüz, veya otobüste, metroda yolculuk yaparlar, halktan biri gibi davranırlar sanırdık ki Epstein dosyası bunu da bozdu.
Ingiltere’ye dönersek, halk olabilidince ekmeksiz kalmamış, kurdukları eğitim ve sağlık sistemiyle halkına bakmış (sömürgelciliğin, köle ticareti ve köleciliğin getirileriyle) hem halkın gözü önünde, hem arka planda, demokrasiye yer verip, ön planda müdahele etmese de ipleri tümüyle bırakmadan, bir denge içinde bugünlere gelmiş.
Epstein Dosyasıyla İnsan Olmaktan Utandık
Acaba İngiltere’de o denge daha ne kadar korunabilecek? Geçmiş asırlarda diğer ülkelerde, saraylarda gördüğümüz bencil, şımarık, etik değersiz ve pervasız saltanat yaşamı bugünün İngiliz kraliyet ailesini de çatırdatıyor mu? Diana’nın feci bir kazada ölümü, annesiz kalan iki çocuğun birbirine sahip çıkamaması, koca sarayda, kraliyet ortamında küçük oğul Harry’e bir yer bulunamaması dengeleri hayli bozdu.
Yetmedi, berbat bir şekilde eski Prens ama hala kralın öz kardeşi Andrew’nun, sonra onun eski karısının Epstein ile tümden etik dışı ilişkisi dillere destan oldu, her gün ortama yeni bir bilgi eklenir oldu. Epstein olayı tüm dünyada inanılmaz bir güvensizlik, mide bulantısı, insan olmaktan utanma noktasına geldiğimiz, içimizi kaldıran, isyan edilesi, masum çocuklardan dünya siyasetine, savaşlara, depremlere, bir çirkinlikler sarmalı...
Dünya Ne Yapacak?
Ancak, kraliyet açısından bakıldığında da Fransız, Rus, Osmanlı kraliyetleri gibi bu İngiliz hanedanının bitmek bilmeyen bencilliklerinin, halka yansıması da acabakendini düşünme, halkını, ülkesini düşünmeme, şımarıklık, etik olmayan, isyan edilesi her şey olarak görülecek mi? Yoksa halk umursamayacak mı?
Dışarıdan son derece masum, düzgün ve hüzünlü görünen, hayli sevilen, çalışkan Diana, koca sarayda kendine, eşine, çocuklarına bir yer, en önemlisi sevgi bulamayan oğlu Harry, şimdi de eski prensin ama Kralın öz kardeşinin bulaştığı etik dışı bilimum işler... Küçük oğlunu sarıp sarmalayamayan Kral acaba bu kardeşle ne yapacak?
Dahası, dünya bu çirkinlikler sarmalı
Epstein’lerle, siyasetçilerle, hanedanlarla, o dosyadaki herkesle ne yapacak