Yeni CHP'nin yeni genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu görevde ikinci yılını da doldurdu. Bu iki yıl içinde bir yandan birlik ve beraberlik mesajları verilirken diğer yandan görevden alıp göreve getirilme operasyonlarının yapıldığına da şahit olduk.
Birlik ve beraberlik içinde ilk olarak Önder Sav eliyle partinin Baykal kanadı tasfiye edildi. Hemen ardından Gürsel Tekin ve Yeni CHP'nin yeni kadrosunun çaba ve gayretleri ile Önder Sav'da hiç edildi. İlerleyen zaman içinde örgütlenmeden sorumlu genel başkan yardımcısı olan Gürsel Tekin bu görevden alınarak yerine Nihat Matkap getirildi. Haliyle sıra Gürsel Tekin'e geldi. Sonuç itibariyle Gürsel Tekin'de bu tasfiyeden nasibini aldı. Tıpkı Deniz Baykal ve Önder Sav gibi…
Yeni genel başkan pek çok konuda olamasa bile en azından 'Yeni CHP' konusunda kesin kararlı görünüyor. Zira ona göre; 'Ya Yeni CHP'yi kabul edeceksin ya da gideceksin!' Genel başkana rağmen bazıları ise ısrarla; 'CHP'nin yenisi eskisi olmaz, CHP tektir!' diyerek bu yönde direniş gösteriyor. Fakat tamda burada yani bu noktada bana garip gelen bir şeyler var. Yeni CHP'yi kabullenemeyen ve en önemlisi de bu yeniliğe inanmayan/inanamayan insanların Yeni CHP'nin ardı sıra gitmelerine bir anlam veremiyorum. Bir insan inanıp güvenmediği bir hareketin peşinden neden ve nasıl gider? Anlayabilmiş değilim!
Şimdi hazır yeri gelmişken Önder Sav ve Gürsel Tekin örneğine dönmekte fayda var. İlk önce Önder Sav bu harekete yani Yeni CHP'ye sahip çıktı. Saha dışına itilince de açtı ağzını yumdu gözünü… Önder Sav kadar keskin olmasa da Gürsel Tekin'den de benzer eleştiriler dinledik. Ne zaman? Oyun dışına çıktığında… Haklılardı belki ama kimse inanmadı. Ve bence inanmayanlar inanmamakta haklıydılar.
Bugün Yeni CHP'nin peşi sıra giden insanlara baktığımızda çoğunluğu Baykal zamanında o veya bu şekilde bir görev alamamış insanların oluşturduğunu görüyoruz. Onlar içlerindeki bu özlem gereği haklı olarak; 'Acaba şimdi bir şey olabilir miyim?' derdindeler. Ve bu yüzdende ne yazık ki asıl tehlike anlaşılamamaktadır.
Yeni CHP yine CHP'li birçok partili ve eski-yeni birçok milletvekili tarafından Yeni Anayasa çalışmalarına yönelik getirilen eleştirilere ve 'Komisyondan çekilmeliyiz!' çağrılarına kulak tıkayarak 'Yeni Anayasa' kararlılığını vurgulamaktadır. Bununla da kalmayarak Yeni CHP uzun zamandan beri Ak Parti ve BDP'nin talep ettiği fakat bugüne kadar Baykal'ın liderliğindeki CHP'nin yanaşmadığı 'özerklik' politikasını seçim beyannamesine taşıyarak, Avrupa Yerel Özerklik Şartı'na Türkiye'nin koyduğu çekinceleri tamamen kaldırma sözü vermiştir. İşte bu yüzden 'Türkiye'de laiklik tehdit altında değildir!' diyerek laikliğe karşı eylemlerin odağı olmaktan suçlu bulunan Ak Parti'yi adeta koruyan kollayan ve 4+4+4 mücadelesinde dahi laiklik prensibini ağzına almayan Yeni CHP inanın beni şaşırtmamaktadır.
Çünkü daha önce Kuran kurslarında yaş sınırının kaldırılmasına yönelik düzenleme Yeni CHP'nin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu emriyle Anayasa Mahkemesi'ne götürülmediği gibi MİT ve PKK arasındaki görüşme olağan bulunup üzerinde durulmamıştır. Yeni CHP tarafından 'Atatürk'ü Koruma Kanunu' lüzumsuz görülüp Dersim demeçleri ile CHP ve Atatürk'ü suçlayacak kadar ileri gitme cüreti dahi gösterilmiştir. Hatta bu doğruları haykıran İsa Gök'e adeta kök söktürülmüş ve provokatör ilan edilerek kendi partililerince linç edilmek istenmiştir.
Hal böyleyken Yeni CHP'nin politikalarını anlayan Cumhuriyetçi, Atatürkçü ve Ulusalcı seçmen Yeni CHP'den yavaş yavaş uzaklaşmaktadır. Peki, Ak Parti'nin rejime karşı yürüttüğü politikalara bırakın karşı durmayı neredeyse alkış tutan ve Yeni Anayasa masasına ortak olarak Ak Parti'yi olağanlaştıran hatta büyüten Yeni CHP'ye Ak Parti ve BDP seçmeni oy verir mi? Hayır!
İki yıl önce genel başkanlığa adımını atan Kılıçdaroğlu'na göre partide; Korku İmparatorlukları yıkılacak, hizip bitecek, en önemlisi de barış ve huzur sağlanarak demokrasi egemen olacaktı. Önseçim, çarşaf vaatlerinin gölgesinde bugüne kadar bir yığın adam harcandı. Sonuç; 'Sıfıra sıfır elde var sıfır!'
Bazıları Yeni CHP'nin kadroları içinde kendilerinin olamayacağını ancak budama sırası onlara geldiğinde anlayacaktır. Ne yazık ki o vakit her şey için çok geç olacaktır.