Duygularımız bulaşıcıdır ve etrafımızdakileri de etkisi altına alır. Konu ile ilgili, Çanakkale de yaşayan annemin komşusu Reyhan Eren hanımefendinin ödüllü hikaye kitabından okuduğum 'Başka Bir Gün' isimli hikayenin başlangıç bölümünü sizlerle paylaşmak istiyorum. Reyhan Hanım hikayesinde bir güne başlangıcını şöyle kağıda dökmüş.
'Oysa çalar saatle akşamdan sözleşmiştik. Ama beni uyandıran başka şey oldu bu sabah. Tutup yatağımdan kaldırıverdi mutluluk. Lavabodaki ayna, terliklerim, gardırobumdaki giysilerim yüzüme gülümsüyor. Çayım türkülü, kahvaltı masam türkülü...
Her güne başlayışımda yaşadığım koşuşturma beni deli etmiyor. Ne akşamdan kalan bulaşıklar, ne sağa sola atılmış kirli çoraplar, ne de uyanmaya nazlanan çocuklarım beni kızdırıyor.
Evdekilerin şaşkın bakışlarını yakalıyorum. Gözleriyle soruyorlar bu farklılığı. Her sabah küçücük zamana sıkıştırmaya çalıştığım kahvaltı, hazırlık, eşimin ve çocuklarımın özel istekleri, aksilikler bugün yüzümü karartamıyor. Bu karmaşadan zevk alıyorum adeta. Halim bulaşıcı olmalı ki diğer yüzler de gülüyor benimle birlikte.
Herkes çıkıyor, en son ben...
Posta kutusunda akşamdan fark edemediğimiz elektrik faturası gözüme ilişiyor. Neredeyse maaşımın yarısına yakın bir rakam. Kızmıyor, 'sanki fabrika çalıştırmışız' diye espri yapıyorum kendime.
Bugün başka bir gün. Güzel şeyler olacak...'
Ne güzel! Ne kadar şiirsel anlatmış duygularını sevgili Reyhan Hanım. Hikayenin devamında şu oldu bu oldu diye anlatmaya gerek bile yok sanırım. Genel görüşümüzde öyledir ya 'güne nasıl başlarsan öyle devam eder' deriz.
Her güne farklı duygular ile başlıyor ve belki de gün içerisinde yaşadığımız gelgitler ile günü farklı bir şekilde sonlandırıyoruz. Baskın kişilik yapımız varsa ve yaşam içerisinde baskın bir konuma sahipsek, duygularımız başkalarına da aynen geçiyor. Açık ofislerde yöneticimizin gergin ve sinirli bir konuşma yaptığına şahit olduğumuzda sessizleşip, durgunlaşıyoruz. Hatta bu gergin ve sinirli konuşmanın etkileri nedeniyle yöneticimizin gergin tavırları devam ediyor ve işlere, ilişkilere yansıyorsa bu içe kapanmamıza, performansımızın düşmesine sebep olabiliyor.
Duygu dünyamız her alanda bizi etkiliyor. Ne yazık ki iş yerlerine girerken duygularımızı kontrol altına alabilmek için bir duygu şalterimiz yok onu kapatarak iş yerine girebileceğimiz. Olsa da kapatmalı mıyız acaba o şalteri? Olumlu ya da olumsuz eğer duygularımızı doğru okuyabiliyor ve kontrol altında tutup, etkin şekilde yönetebiliyorsak ilişkilerimize, verimliliğimize, kararlarımıza olumu şekilde etkileri çok yüksek olacaktır. Evet evet olumsuz da olsa eğer doğru değerlendirebiliyorsak duygularımız olumlu etki ve gelişim sağlayacaklardır.
Ne yazık ki duygularımızı kontrol altına almak adına kullanabileceğimiz bir duygu şalterimiz yok. Bu sayede iş yerlerimize girerken duygu şalterlerini devre dışı bırakabilirdik. Peki, bu ne kadar doğru? Kapatmalı mıyız o şalteri? Olumlu ya da olumsuz eğer duygularımızı doğru okuyabiliyor, kontrol altında tutabiliyor ve etkin bir şekilde yönetebiliyorsak, ne bir şartele ne de başka bir materyale ihtiyacımız kalmayacaktır. Çünkü ilişkilerimiz, verimliliğimiz ve kararlarımız olumlu sinyalleri bize ulaştıracaktır. Tek yapmamız gereken olumsuz da olsa duyguların doğru değerlendirmesini yapabilmek ve bu sayede onların olumlu etki ve gelişim sağlamasına zemin hazırlamaktır.
Birbirimize 'dinamik duyguları' bulaştıracağımız çok güzel bir hafta dileklerimle...