Kalem kılıçtan bile keskindir diye boşuna dememişler. Ve boşuna değil Silivri'nin kalemşor dolu oluşu… Azıcık bam teline bastık mıydı, emri veriverirler; 'Tez kellesi kesile!' Toplumsal ahlakın korunması ve bireyin özgürlüklerine sahip çıkışımız yönündeki kelimelerimize tahammül edilemez. Sen yazar rahatlarsın, onlar ise 'para için' yazdığını düşünür. Doğruları yazarsan para değil ama düşman kesin kazanırsın. Çok azı sever, destekler seni ama işte öylesine…
Yıllardır yazarım. Hep, ne kazandığımı sorar insanlar. Merak ediyorlar, haksız olarak. Birisi de çıkıp sorsa ya; 'ne kaybettin' diye? Sormazlar. Maalesef kimse kaybettiklerinle ilgilenmez. İşte yepyeni bir sayfa açtım kendime… Kaybettiğim bir köşem ve onu ardımda bırakıp gelirken yanıma aldığım tek şey olan düşüncelerimle karşınızdayım. Kim olduğum ve ne olduğumdan ziyade ne yazdığımı, neden yazdığımı anlayın isterim. Bilmem hoş geldim mi ama ben hoş buldum!

Tanışma faslı bitti sanırım. Şimdi iş zamanı!
Türkiye'nin yönetimsel anlamındaki karar gününe tam 79 gün kaldı. Yani 79 gün sonra isteyerek veya istemeyerek birileri bizi yönetecek. Hangi cepheye giderseniz gidin nasıl oluyorsa hepsi şimdiden galip. Yüzdeler, kesirler ve tam sayılar gırla. İbreler, grafikler ve anketlerin biri bin para! Bakalım her zaman mağduru oynayan iktidar bu kez nereden tutturacak? Voleyi nereden vuracak?

Türkiye bir yana duradursun. Gelelim biz Ege'ye. Ege'nin incisi İzmir'e. 'Güneş İzmir'den doğacak.' 'İzmir'in güneşi tüm Türkiye'yi aydınlatacak.'
Eminim bu cümlelere yabancı değilsinizdir. Bunlar bazı siyasetçilerimizin ağzından eksik olmayan cümlelerdendir. Benimde çok sevdiğim ve olmasını düşlediğim müthiş bir ütopyadır. Düşünsenize İzmir gibi olsa her yer ne de güzel olurdu. Ne kadar aydınlık bir şehir ve ne kadar büyük bir özgürlük insanlarında… Peki, bu nasıl olacak? Hep birlikte dua mı edeceğiz? Ya da sihirbaz Mandrake'ye rica mı götüreceğiz? Aslında CHP için bu ütopyayı hayata geçirmek hiç de zor değil biliyor musunuz? İzmir'den Türkiye'ye yansıtılmak istenen özgürlük ve demokrasi fotoğrafının iyi algılanabilmesi için Türkiye'den İzmir'e bakıldığında ne görüldüğü iyi bilinmelidir. Türkiye İzmir'e baktığında ne il başkanını nede ilçe başkanlarını görmüyor. Türkiye İzmir'e baktığında 29 belediye başkanını görüyor. Türkiye CHP'yi bu 29 isimle değerlendiriyor. Peki, acaba bu 29 isim gözlendiğinin farkında mı? Biri farkında ve itiraf etti. Bende kendisini takdir ettim. İzmir Büyükşehir Belediye başkanı Aziz Kocaoğlu yemekli bir toplantıda şöyle dedi; 'İzmir'de oylarımız artarsa bunu hep beraber başarmış olacağız. Ama İzmir'de oylarımız düşerse bu bizim yani belediye başkanlarının suçudur. ' İşte bu müthiş bir sorumluluk bilincidir. Aziz başkan bana göre bu konuda sorumluluğunun farkındadır. Diğer 28 belediye başkanı da bu sorumluluğu idrak ediyorsa mesele yok. Ama yok değilse işte o zaman yandı gülüm keten helva.
İlk yazı için bu kadar yeter herhalde değil mi? Son olarak bir konuya daha değinerek yazımı sonlandırmak istiyorum. Ne yazık ki İzmir önseçim çırpınışından mağlup ayrıldı. İzmir üzgün. Önseçim olsa ne olurdu, olmasa diyenlerin dikkatini bir şeye çekmek istiyorum. Önseçim olsaydı adaylarımızın örgütle, örgütün içinden insanlarla çekilmiş fotoğraflarını görecektiniz. Oysaki şimdi hepsi genel başkanla ve genel başkan yardımcıları ile fotoğraf çektirme telaşında… Sizce bu küçük bir fark mı? Bence değil. Ve son bir dost tavsiyesi; kraldan çok kralcı olan birileri Deniz'in, Önder'in izlerini silmekle uğraşacağına 8 yıllık iktidarın izlerini silmek için uğraşırsa daha iyi eder diye düşünüyorum.