Geçmişte hükümet büyüklerimizden ne de çok ’“dış mihrak’” masalı dinledik değil mi?Hemen her olayın ardından sorumlu şipşak bulunur, sonuç derhal açıklanırdı ’“dış mihrakların işi’”
’“Dış mihrak’” ne menem bir şeydi ki her taşın altından çıkardı?Nasıl olurdu da her olay onun eseriydi?Bomba mı patladı, ’“dış mihrakların’” işi, kurşun mu sıkıldı, sorumlu belli ’“dış mihraklar’”
Şairin dediği gibi ’“kökü dışarıda bir aşk bu’” Ne olsa, ne yaşansa onun tarafından yapılmış kabul edilirdi. Her taşın altından çıkardı çıkmasına ancak kimliği bir türlü ete kemiğe bürünmez, ismi özelleşmezdi.
’“Dış mihrak’” işte o kadar, biz biliyoruz kim olduğunu! İyi de biz bilmiyoruz! Kamuoyuyla paylaşsanız bu kimliği olmaz mı?Malum bu konuda sizler gibi ihtisas sahibi değiliz, yanlış bir ülkeyi düşman belleyip yok yere insanların günahını almayalım. ’“Dış mihrak’” dediğinizde hangi ülkeyi anlayacağız açıkça söyleyin ki bizlerde düşmanımızı tanıyalım.
Türkiye’’nin içini karıştıran ve böyle bir karmaşadan medet uman hangi ülke? ’“Dış mihrak’” halkımıza düşman olan sadece bir ülkenin mi, top yekûn bir hareketin adı mı?
Yoksa ’“dış mihrak’” bir ülke değil mi, bu yüzden mi isimlenemiyor?Ülkeler sınırları arasına sıkışmış, ne idüğü belirsiz bir şeyin adı mı?O yüzden mi bir ismi yok?
Bu ülkede sokaklar savaş alanına döndü, kardeş kardeşi vurdu. Kahramanmaraş, Çorum gibi şehirlerde halka karşı katliamlar yapıldı. Onlarca memleket sevdalısı yazar, çizer, aydın toprağa verildi. Yüzlerce belki binlerce faili meçhul cinayet işlendi. Kayıplar otobüslerle afiş afiş arandı.
Yitip giden bu canların hepsinin ailesi, yakınları, geçmişi ve her şeyden önemlisi bir ismi var’… Var da! Sorumlularının neden bir ismi yok?’“Dış mihrakların işi’” diyerek kestirip atmak, biraz kolaycılık olmuyor mu?
’“Dış mihrak’”ın kimliğini açıklamak neden bu kadar zor?Ülke ilişkilerimiz zarar görür, ticaretimiz sekteye mi uğrar?
Güzel ülkemizin insanına, dirliğine, düzenine zarar veren ülke veya ülkelerle devam ettirilecek ilişkiden bir fayda gelir mi?
Yoksa kimliğini açıklamak için elimizde yeterli kanıt mı yok?Binlerce olaydan ve cinayetten sorumlu çirkin gücün hiç açık vermemesi, kanıt bırakmaması garip değil mi?
’“Böylesine ancak şapka çıkartılır’” cinsten bir profesyonellikle karşı karşıyız desenize! Binlerce olayı, milyonlarca kişinin gözleri önünde, tereyağından kıl çekercesine halletmişler. İstihbarat teşkilatlarını atlatarak milyonları uyutmuşlar. Bu kadarına da pes!
Bütün olayları ve cinayetleri içine çeken kara deliğin adı mı yoksa ’“dış mihrak’”? İçine ne atılırsa yutan dipsiz bir kuyu mu?
Siyasilerin her olayın sorumlusu olarak gösterdikleri ve utanmazca arkasına saklandıkları bir yalanın adı mı yoksa ’“dış mihrak’”’…
Madem her şeyin sorumlusu ’“dış mihraklar’”, Susurluk’’ta kamyona çarparak ortaya dökülenler neyin nesiydi?Gerçi dönemin Başbakanı Erbakan, Mercedes’’ten saçılan pis kokuları ’“fasa fiso’” olarak değerlendirmişti.
Güneydoğu’’da bir döneme damgasını vuran faili meçhul cinayetleri, en ince ayrıntılarına varana kadar açıklayan PKK itirafçıları gazetelerde maaş bordrolarıyla birlikte çarşaf çarşaf poz veriyor, bu görüntüleri nasıl yorumlayacağız?
1990’’lı yıllarda bu ülkenin aydınlarına karşı kullanılan bomba ve benzeri mühimmat askeri üste ele geçirilen krokiler ışığında gömüldükleri yerden çıkartılıyor.
Cinayetlerindeki sis perdesi hala kalkmayan Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı, Muammer Aksoy, Necip Hablemitoğlu gibi değerlerimizin ruhlarınız şad olsun. Siyasi liderlerimiz görevlerini kuşanıp avukatlık ve savcılığa soyundular. Lakin bizler toplumsal sorumluluğumuzu anımsayıp ’“Sürekli Aydınlık İçin Bir Dakika Karanlık Eylemi’” gibi ’“gulu gulu dansı’” dahi yapamıyoruz. Affetmeyin bizi!