AKP’’yi iktidardan ’“postalayacak’” postal peşine düşmüş Süheyl Batum’… Yağmur duasına çıkmış imam gibi; darbe’… darbe’… darbe’… diye yakarıyor.
’“Koca bir askeri yıktılar, meğer kağıttan kaplanmış, biz bunu asker zannedermişiz, meğer ABD içini oymuş. O koca ağacı hop diye yıktılar.’” Yıkılmasaymış ne yapacakmış asker?Süheyl Batum’’un beklentileri doğrultusunda darbe!
Darbeyi yapamamış çünkü birileri tarafından içi oyulmuş ve bu yüzden umutları boşa çıkmış. Şimdi sitemkar’… Mahalle kabadayısına gücü yetmeyen cılız çocuk gibi mahalle bekçisi etrafında turlamış durmuş. Ne yazık ki umutları boş çıkmış’…
’“Ben sandıkta beceremiyorum sen dipçikle hallet bu işi’” demiş, istekleri karşılık bulamamış. Umudunun içi ’“oyuk’” çıkmış, üstelik ’“hop’” diye yıkılmış.
Haksız da değil hani’… Nerede o eski darbeler, darbeciler’… Nerede o eski güzel günler’…
Güne tank paleti sesleri arasında uyanmak’… Sabahın ilk ışıklarına eşlik eden şaşkın, korku dolu bakışları izlemek ne keyifliydi’…
Her gün coşkuyla okunan sıkıyönetim komutanlığı bildirileri’… Toplama kamplarındaki misafirperverlik’… İşkence hanelerdeki huzur veren falaka, Filistin askısı, elektrik’… Yakılan kitaplar, yasaklanan şairler, yazarlar, sanatçılar, ozanlar’… Fişlenen insanlar, işsiz bırakılarak açlığa mahkûm edilen öğretim üyeleri, işçiler, öğretmenler, memurlar’… Kapılarına kilit vurulan dernekler, partiler, sendikalar’… Tutuklanan seçilmişler’… Yasaklanan siyasiler’… Ne aranası günler, ne muhteşem şeylerdi onlar’…
Siteminde haksız mı Sayın Batum, o günler özlenmez mi hiç?
Hangi vasfıyla yapıyor Batum açıklamayı?CHP Genel Başkan Yardımcısı sıfatıyla’… Halkına umut bağlamak yerine darbeye umut bağlamış bir siyasî’…
İlginç bir durum!
’“Üzerimizdeki sivil kıyafetlere, siyasî kimliğimize aldanmayın bizim kafalar militarist. Öyle meclismiş, vekillikmiş anlamayız. Siyasî rakiplerimizle sandıkta hesaplaşmaz, darbe isteriz. Zaten laf olsun diye oylarınıza talibiz.’”
Ne dersiniz; seçmene güvenmek yerine darbeye güvenen siyasîye, seçim meydanlarında böyle bir söylem yakışır mı?
Siyaset dışı aktörlerden medet uman siyasîye ’“beceriksiziz’” mi derler! O kadarını bilemem artık’…
Zaten; öğrencilerin tepkisi ’“faşizan’” ’… Hükümetin olumlu yanını dile getiren sanatçılar ’“sazan’” ’… Darbe beklentilerine kulak vermeyen asker ’“kağıttan kaplan’”’… Halkın boynuna da yapıştır ’“güvenilmez’” yaftasını’… Eksik tamam olsun’…
Ya AKP’’ye ne demeli?
Meclisin en hararetli vekili BDP’’li Hasip Kaplan; 12 Eylül Anayasa değişikliği referandumunda AKP’’nin darbe karşıtlığı söylemlerine güvenerek, darbelerin alt yapısını oluşturan, TSK’’nin İç Hizmet Kanunu’’nun 35.maddesinin değiştirilmesi için bir önerge veriyor.
Önerge, 35.maddede var olan; ’“TSK’’nin vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumak’” olan tanımlamanın ’“TSK’’nin görevi ulusal sınırları dış tehdit ve tehlikelere karşı korumak’” şeklinde düzenlenmesini öngörüyor’…
Kaplan; ’“245 bin polis var, 235 bin jandarma var, 82 bin korucu var, 435 bin özel güvenlikçi var, 50 bin tane sözleşmeli alınacak, 10 bin tane sınır polisi alınacak. 1,5 milyon silahlı iç gücünüzün olduğu bir ülkede iç güvenlik hükümetin sorumluluğunda meclis tarafından yürütülmeli ’” diyerek ülke içindeki güvenlik güçlerinin yeterliliğine işaret ediyor.
CHP’’yi darbecilikle suçlayan AKP ne yapıyor; önergeye ’“hayır’” oyu veriyor.
Bir yandan 12 Eylül cuntasının darağaçlarına yolladığı gençleri anarken gözleriniz dolacak, diğer yandan darbelere zemin hazırlayan maddelerin değiştirilmesini kabul etmeyeceksiniz!
Böyle bir samimiyete şapka çıkartılmaz mı?