Yeşil Kuşak, Büyük Ortadoğu Projesi derken Laik Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmaya odaklı yıkım sürecinin sonuna geldik.
1980-2000 döneminde, devletin Atatürkçü kadroları, 1402 sayılı sıkıyönetim kanunu marifetiyle tasfiye edildi. İslamcı zihniyete alan açıldı. Devletin kurum ve kuruluşlarında yapısal çöküş başladı.
Ardından, liberalleşen ekonomide tüketim kültürüyletoplum dejenere edildi. Bilgi toplumu çağında bilgiyle vedalaşıldı.
Böylece,Ortadoğu’ya hizalı vasatlaşmanın önü açıldı, Türk-İslam sentezi öne çıktı.
İkibinli yıllar, İslamcı kadroların ülke yönetiminde söz sahibi olduğu yıllardır.
Dindar siyasetçinin ziyadesiyle muteber olduğu bu dönemde,neo liberal ekonominin tüketim kültürüyle tanışan mütedeyyinler, Dünya nimetlerini böyle bildiler, göz kamaştıran tüketim hoş karşılandı.
Ve ne zaman ki yoksulluk toplumu teslim aldı, dindar insanın Dünya nimetlerine bakışı sorgulanır oldu, dindar siyasetçi gözden düştü.
Siyasal iklim böyle olunca, Atatürkçü düşünceyi hedef alan dindar muhafazakâr kesim,yüzyıllık hesabın peşine düştü. Sonucunda, İslamcılar ve Kürt siyasal örgütleri, Atatürkçü düşünce ardıllarını ve Cumhuriyet’in kurucu iradesiniortak düşman ilan etti.
Öte yanda, Batı güdümlü aydın zümre, Avrupa başkentlerinden işaret edildiği üzere, Lozan’dan günümüze Cumhuriyet’in üniter yapısını yargılıyor.
Birkaç koldan başlatılan saldırıda, Cumhuriyet devrimi yargılanıyor,Lozan lanetleniyor, Atatürkçüler itham ediliyor.
Yavuz Sultan Selim 1500’lerde İmparatorluğun ağırlık merkezini Balkanlar’dan Ortadoğu’ya kaydırdı. Halifeliği ele geçirdi. İslam etkisini güçlendirdi. Böylece, dirençli yapı bozuldu, İmparatorluğu yıkılışa götüren yollar açıldı.
Günümüzde, Hilafeti geri getirmek için yapılanlar, Seyit Rıza, Şeyh Sait savunmaları, Selefi kültürünü inşa gayretleri, 550 yıl sonra, benzer şekilde, Cumhuriyet devriminin sonunu getirecek yolların taşlarını döşüyor.
Ve Kürt-Arap-Türk Federasyonu fikri, gerçeğin hilafında, 1071’e dayandırılıyor.
Ne hazindir, artık biliyoruz ki Cumhuriyet’i dönüştürme çabaları karşısında CHP’nin 20 yıldır süren “mış” gibi tavrı, tarihsel misyonun sonunu işaret ediyor. Günümüz CHP’si tarihi mirası taşıyacak yetkinlikten çok uzak.
Acı ama gerçek; Laik Cumhuriyet hedefte. Ve siyasete yön veren iktidar-ana muhalefet hattında olanlar, Batı tarafından Türkiye’ye biçilen rolün gereğidir.
Ortadoğu yeniden dizayn ediliyor. Irak, Suriye’den sonra sıra İran’a ve Türkiye’ye geldi. İran saldırı altında, dini lideri ve çok sayıda yöneticisi öldürüldü. Pakistan-Afganistan savaşıyor. Bölgede, ayakta durabilen devlet bırakmayacaklar.
Anadolu ve Trakya’nın, yüzyıl sonra,bir kere daha ayağa kalkması için koşullar hızla olgunlaşıyor.